alienate
/ˈeɪ.li.ə.neɪt/3 hece
C2 seviye
EN → TR
"alienate" kelimesinin Türkçesi: soğutma, soğutmak, vazgeçirmek (aşk) aliena, tion aşktan vazgeçirme, diğerine feragat ve temlik etme. Anlamı, çevirisi, telaffuzu ve örnek cümleler aşağıdadır.
Çeviri
Genelsoğutma
Genelsoğutmak
Genelvazgeçirmek (aşk) aliena
Geneltion aşktan vazgeçirme
Geneldiğerine feragat ve temlik etme
Geneldini müesseselere ait mülkü ellere verme
Genelakli dengesizlik. alienator diğerine feragat ve temlik eden kimse
Genelaşktan vazgeçiren
Geneldiğerine feragat ve temlik etmek
Genelsoğutan kimse.
Genelferağ etmek
Görsel




Tanım
•make withdrawn or isolated or emotionally dissociated
Diğer Dillerde
Almancabefremden, entfremden
Fransızcaaliéner
İspanyolcaalienar, enajenar
Rusçaотврати́ть, отвраща́ть, отдали́ть, отдаля́ть, отчуди́ть, отчужда́ть
Felemenkçevervreemden
Yunancaαποξενώνω
Japoncaハブにする, 仲間外れにする, 疎む, 疎んじる, 疎外する
Ukraynacaвідчу́жити, відчу́жувати
Çekçeodcizit, odtrhnout, převést, znepřátelit si
İbraniceניכר
Latinceabaliēnō, aliēnō
Dancafremmedgøre
Norveççefremmedgjøre
Letoncaatsavināt, atsvešināt
Galiçyacaallear
Esperantofremdigi
Maltacabarra
Makedoncaо́туѓи
Faroecestyggja frá sær
Etimoloji
From Middle English alienat(e) (“deranged; uncertain; sequestred, secluded”), from Latin aliēnātus, perfect passive participle of aliēnō (“to estrange, alienate”) (see -ate (adjective-forming suffix)), from aliēnus. By surface analysis, alien + -ate. See alien, and compare aliene.
Kelime Ailesi
abalienate
realienate
unalienate
Eş & Zıt Anlamlılar
Eş anlamlılar
Zıt anlamlılar
Örnek Cümleler
Onun soğukluğu arkadaşlarını soğuttu.
His coolness has alienated his friends.
Bir şekilde ilkel atalarına çekmişlerdir.
You must have alienated your original fans.
Bedenimin bir parçası bana yabancılaşmıştı.
A part of me had become alienated from myself.
İki parti de seçmene yabancılaşmak istemiyor.
Neither party can afford to alienate voters.
Yabancılaşmayı değil, nişan almayı hedefliyoruz.
We aim to engage, not alienate.
Oğullarını askere gönderen ailelere zulüm ederler.
They would even seek to alienate them from their children.
Ve Allah kabirlerdeki kimseleri diriltip kaldıracaktır.
Sin alienates the sinner from God.
(Kendisini biraz yakından izleyerek kendimi ondan soğuttum...)
(I alienate myself from her a little by inspecting her so closely ...)
Asıl adı İbrahim olan Ümmi Sinan'ın hayatı hakkında pek bilgi yoktur.
Abraham did not take the news well, and alienated himself for a time.
1995'te İran'a döndü, ancak Ali Hamenei'den uzaklaşmaya devam ediyor.
In 1995, she returned to Iran, but remains alienated from Ali Khamenei.
"Yabancılaşmış polis" motifi daha sonra diğer filmler tarafından taklit edildi.
The "alienated cop" motif was subsequently imitated by a number of other films.
Yine de kral, dini liderleri ve ordu mensuplarını yabancılaştırmayı başarmıştı.
Nevertheless, the king had managed to alienate religious leaders and army members.