affirm

/əˈfɜːm/2 hece
C2 seviye
EN → TR
"affirm" kelimesinin Türkçesi: demek, söylemek, beyan etmek, iddia etmek, (man) tasdik etmek. Anlamı, çevirisi, telaffuzu ve örnek cümleler aşağıdadır.

Çeviri

Geneldemek
Genelsöylemek
Genelbeyan etmek
Geneliddia etmek
Genel(man) tasdik etmek
Genelispat etmek
Genelteyit etmek
Genel(huk.) tasvip etmek affirmable iddia olunabilir.

Görsel

Dostluk demek sonuçtaHırsızın da önemlisi varmış, demek ki.Bu kuşa sümsük demek haksızlık, bence çok sevimli duruyor.Güzel bir gül buketi, suluboya bu kadar canlı olabiliyor demek.

Tanım

•say yes to

Atasözü & Deyim

“Ateş demekle ağız yanmaz”
“Bal bal demekle ağız tatlanmaz”

Diğer Dillerde

İspanyolcaafirmar
İtalyancaaffermare
Japonca肯定する
Latinceaffirmō, dico
Dancabejae
Bulgarcaподдържам, потвърждавам
Litvancateigti
Esperantoatesti

Etimoloji

From Middle English affermen, from Old French afermer, affermer, from Latin affirmare, adfirmare (“to present as fixed, aver, affirm”), from ad (“to”) + firmare (“to make firm”), from firmus (“firm”). By surface analysis, af- + firm.

Kelime Ailesi

affirmability
affirmable
affirmance
affirmer
affirming the consequent
gender-affirming
life-affirming
misaffirm
open and affirming
reaffirm
unaffirmed

Eş & Zıt Anlamlılar

Eş anlamlılar
Zıt anlamlılar

Örnek Cümleler

Eşkıya (film)
Affirmations (film)
Olumlu, efendim.
Affirmative, sir.
Yanıt olumludur.
The response is affirmative.
Houston, olumlu.
Houston, affirmative.
Ve güzeli doğrularsa,
And affirms goodness,
Tom olumlu cevap verdi.
Tom answered in the affirmative.
Kazayı gördüğünü doğruladı.
He affirmed that he saw the crash.
Ve iyiyi, güzeli doğrularsa,
And affirms goodness,
Ve en güzel(söz)ü doğrularsa,
And affirms goodness,
Ve en güzel olanı doğrularsa,
And affirms goodness,
Olumlu Rıza (Affirmatif rıza)
Affirmative consent
Ve en güzeli de tasdik ederse,
And affirms goodness,