yayılmış

C1 seviye
TR → EN
"yayılmış" kelimesinin İngilizcesi: diffuse, outstretching, patulous. Anlamı, çevirisi, telaffuzu ve örnek cümleler aşağıdadır.

Çeviri

Geneldiffuse
Geneloutstretching
Genelpatulous

Görsel

Koltukta yayılmış, dünyada derdi yok.Akşamın altın rengi denizin üstüne yayılmış.Koltukta yayılmış uyuyan bir kedi, ayakları havada.Beyaz Zemin Üzerine Yayılmış Soyut Suluboya Renk Patlamaları

Diğer Dillerde

Almancadiffundieren /dɪfʊnˈdiːʁən/
to diffuse
çekim: geçmiş diffundierte · ortaç diffundiert · şimdiki diffundiert · ulaç diffundierend
eş: vermischen, zerstreuen
köken: From Latin diffundō (“to scatter”) + -ieren.
aile: Diffundierer, Diffundierung, diffundierend, diffundiert
Im 19. Jh. ausgestorben. — 19. yy.da yayılmıştır.
Fransızcadiffuser, se diffuser /di.fy.ze/
to diffuse · to broadcast
çekim: geçmiş diffusé · ortaç diffusé · şimdiki diffuse · ulaç diffusant
köken: From diffus.
Les rumeurs se sont répandues partout. — Söylentiler her yere yayılmış.
İspanyolcadifuso /diˈfuso/
diffuse · fuzzy
köken: Borrowed from Latin diffusus.
aile: conjunto difuso, lógica difusa, teoría de los subconjuntos difusos
También en Marruecos y en las Azores. — Avrupa ve Azorlar'da yayılmıştır.
İtalyancadiffuso /difˈfu.zo/
diffuse · diffused, spread · widespread (disease etc.)
çekim: üstünlük diffusissimo
eş: sparso, largo, esteso, ampio, dilatato, emanato
köken: From Latin diffusus.
aile: diffusamente, retrodiffuso
Nel XIII secolo fu ampliata. — 19. yy.da yayılmıştır.
Rusçaраспространи́ть, распространи́ться, распространя́ть, распространя́ться, рассе́ивать, рассе́иваться
В XIV веке он был расширен. — 19. yy.da yayılmıştır.
Portekizcedifundir /d͡ʒi.fũˈd͡ʒi(ʁ)/
to disseminate, spread · to diffuse
çekim: geçmiş difundi · ortaç difundido · şimdiki difunde
köken: Borrowed from Latin diffundere.
Ele não está dizendo que ambos concordam Que esta seja a frontera de seus dois novos países... — Bu kadar yayılmışlardı.
İsveççediffundera
to diffuse
çekim: geçmiş diffunderade · ortaç diffunderad · ulaç diffunderande
köken: From Latin diffundō (“to scatter”) + -era.
Rycktet har spridits överallt. — Söylentiler her yere yayılmış.
to diffuse, be diffused
çekim: geçmiş diffundoitunut · şimdiki diffundoituu · ulaç diffundoituva
köken: Latin diffundō + -oitua
Täällä. — Burada, hep yayılmış...
Macarcaárad, áraszt, diffúz, szétszór, szétszóródik, szétszórt /ˈaːrɒd/
to rise, flood (river) · to flow, stream (liquid) · to radiate, emanate (light)
çekim: geçmiş áradtak
köken: ár (“flood”) + -ad (verb-forming suffix)
aile: áradat, áradás, áradmány, áradozik, beárad, elárad, kiárad, megárad, szétárad, túlárad
A 19. században bővítették. — 19. yy.da yayılmıştır.
Dancadiffus, uklar
unclear
çekim: karşılaştırma uklarere · üstünlük uklarest
zıt: klar
köken: From u- + klar.
Kommunen er spredt bebygget. — Palearktik bölgede yayılmıştır.
Norveççediffundere
Har spredt seg over hele verden. — Bütün dünyada yayılmışlardır.
Endonezcedifus /ˈdifus/
diffuse
çekim: karşılaştırma lebih difus · üstünlük paling difus
köken: Borrowed from Dutch diffuus (“diffuse”), from French diffus, from Middle French diffus, from Latin diffūsus.
Gosip berkembang sangat cepat. — Söylentiler her yere yayılmış.
Vietnamcakhuếch tán, lan toả /xwəjk̟̚˧˦ taːn˧˦/
diffusion
köken: Sino-Vietnamese word from 擴散.
Có vẻ như tin đồn đã lan đi khắp nơi rồi — Söylentiler her yere yayılmış.
Bulgarcaдифузен, разпространявам, разпръсвам, разпръсвам се, разсейвам, разсейвам се
Слухове са тръгнали навсякъде. — Söylentiler her yere yayılmış.
Katalancadifondre, difús /diˈfon.dɾə/
to diffuse, to circulate · to spread, to broadcast
çekim: geçmiş difonguí · ortaç difós · şimdiki difon
köken: Borrowed from Latin diffundere, with conjugation based on fondre.
Galcetryledu /trəˈlɛdɨ/
to diffuse
çekim: geçmiş tryledwyd · şimdiki tryledo
köken: try- (“through-”) + lledu (“to spread, to broaden”)
aile: trylediad
İrlandacaidirleata, idirleath
past participle of idirleath
Tagalogcaikalat, kumalat /ʔiˈkalat/
to diffuse; to scatter; to spread
köken: From i- + kalat.
Ikalat mo 'yang palaman sa tinapay.
Makedoncaраспрснат

Örnek Cümleler

Yayılmış kağıtta.
On a parchment scroll unrolled,
Burada, hep yayılmış...
Here, all spread...
Yeryer yayılmış döşemeler.
And rich carpets spread.
Yayılmış ince deri üzerine,
On a parchment scroll unrolled,
Yayılmış ince deri üzerine;
On a parchment scroll unrolled,
Söylentiler her yere yayılmış.
Rumors have spread everywhere.
Sırrın yayılmış gibi görünüyor.
It looks like your secret's out.
Palearktik bölgede yayılmıştır.
Settlements are scattered throughout the area.
Hakkında kehanetler yayılmıştır.
Prophecies made by him.
Bu bir yıla yayılmış faiz oranı.
It's the annualized interest rate.
Ve yeryüzüne, nasıl da yayılmış?
And the earth, how it was spread out?
Yayılmış halılar ve döşemeler...
And rich carpets spread.
yayılmış ile daha fazla örnek cümle →