öksüz

/øc.ˈsyz/
adj
C2 seviye
TR → EN
"öksüz" kelimesinin İngilizcesi: orphan, orphan, motherless, orphan, motherless. Anlamı, çevirisi, telaffuzu ve örnek cümleler aşağıdadır.

Çeviri

Genelorphan
Genelorphan
Genelmotherless
Genelorphan
Genelmotherless
Genelmaternal orphanadj

Çekim Tablosu

Belirtme (-i)öksüzü
Yönelme (-e)öksüze
Bulunma (-de)öksüzde
Çıkma (-den)öksüzden
Tamlayan (-in)öksüzün
Çoğul (-ler)öksüzler

Tanım

•anası veya hem anası hem babası ölmüş olan (çocuk), yetim
•anası veya hem anası hem babası ölmüş olan, yetim çocuk
•Bir soyadı.
•kimsesiz
•kimsesiz kişi
•Uşak ili Banaz ilçesine bağlı bir köy.
•Kimsesiz
•Anası veya hem anası hem babası ölmüş olan çocuk

Atasözü & Deyim

“Öksüz güler mi meğer yanıla”
“Öksüz oğlan (çocuk) göbeğini kendi keser”
“Öksüz hırsızlığa çıkarsa ay ilk akşamdan doğar”

Diğer Dillerde

inflection of elternlos: · strong nominative/accusative plural · weak nominative all-gender singular
Tom ist Waise. — Ken, öksüzdür.
Fransızcaorphelin, orpheline (eril) /ɔʁ.fə.lɛ̃/
orphan
çekim: çoğul orphelins
köken: From Old French orfelin, by dissimilation from orfenin, diminutive of orfene, from ecclesiastical Latin orphanus, from Ancient Greek ὀρφανός (orphanós).
aile: orphelinat
Traité élémentaire d'ornithologie... — Viyolonsel öksüz kaldı...
İspanyolcaenechar (anticuated), expósito, guácharo, guacho, huaccho, huacho /eɡsˈposito/
abandoned at birth
çekim: çoğul expósitos
eş: echadillo
köken: Borrowed from Latin expositus.
Louane es huérfana. — Ken, öksüzdür.
İtalyancaorfana, orfano (dişil)
feminine singular of orfano
çekim: çoğul orfane
Molti bambini restano mutilati o orfani. — Her iki çocuk da öksüz kaldı.
Rusçaсирота (dişil) /sʲɪrɐˈta/
orphan
çekim: çoğul сиро́ты · tamlayan сироты́
eş: беспризорник
köken: Inherited from Proto-Slavic *sirota, from *sirъ + *-ota. By surface analysis, си́рый (síryj) + -ота́ (-otá).
aile: сироте́ть, осироте́ть, сиротли́вый, сиро́тство, сиро́тствовать, сирота́ каза́нская
Генри — сирота. — Ken, öksüzdür.
Arapçaيَتِيم, يَتِيمَة
على قيد الحياة اثنان الأيتام قليلا. . — Sağ kalan iki küçük öksüz.
Farsçaیَتیم
Azericeyetim /jeˈtim/
orphan
çekim: çoğul yetimlər · tamlayan yetimin
köken: Borrowed from Arabic يَتِيم (yatīm).
Kazakçaжетім
orphan
çekim: çoğul жетімдер · tamlayan жетімнің
köken: From Arabic يَتِيم (yatīm, “orphan”).
aile: жетімшілік
Tatarcaүксез, ятим
orphan
çekim: çoğul ятимнәр · tamlayan ятимнең
köken: From Arabic يَتِيم (yatīm, “orphan”). Cognate with Bashkir йәтим (yətim).
U-u yätim qala watan, tuqta, nadan!
zonder moeder
Otto is een weeskind. — Ken, öksüzdür.
Portekizceórfã, orfanar, órfão (dişil) /ˈɔʁ.fɐ̃/
feminine singular of órfão
çekim: çoğul órfãs
É jovem e galanteador. — Genç ve öksüz biridir.
to orphan · to orphanise (UK), orphanize (US)
çekim: geçmiş απορφάνισα · ortaç απορφανισμένος
Ο γκιώνης είναι αποδημητικός. — Ken, öksüzdür.
Japonca孤児 /ko̞ʑi/
an orphan
köken: From Middle Chinese 孤兒 (MC ku nye|ngej).
aile: 孤児院
テッド 孤児。 — Ken, öksüzdür.
Korece고아 /ko̞a̠/
orphan
köken: Sino-Korean word from 孤兒, from 孤 (“alone”) + 兒 (“child”)
감독은 윤학렬이다. — Ken, öksüzdür.
İsveççeföräldralöst barn, moderlös
motherless
çekim: karşılaştırma mer moderlös · üstünlük mest moderlös
köken: From moder + -lös.
aile: moderlöshet
Varde hans barn faderlösa och hans hustru änka. — Çocukları öksüz, Karısı dul kalsın!
Lehçebez matki, sierota, sierotka (dişil) /ɕɛˈrɔ.ta/
orphan (child whose parents have died) · a clumsy or inept person; an oaf; a blunderer
çekim: çoğul sieroty · tamlayan sieroty
eş: szewc
köken: Etymology tree Proto-Indo-European *ḱey-der. Proto-Balto-Slavic *śeiras Proto-Slavic *sirъ Proto-Indo-European *-otéh₂ Proto-Balto-Slavic *-atā́ˀ Proto-Slavic *-ota Proto-Slavic *sirota Old Polish sirota Polish sierota Inherited from Old Polish sirota, from Proto-Slavic *sirota.
Moje biedne sieroty!”. — "Cağaloğlu Öksüz Kaldı".
Hintçeअनाथ, यतीम, लावारिस /ə.nɑːt̪ʰ/
orphan
çekim: çoğul अनाथों
köken: Borrowed from Sanskrit अनाथ (anātha, “helpless”).
aile: अनाथालय, अनाथाश्रम
Finceäiditön, orpo, orporivi /ˈæi̯ditøn/
motherless
köken: äiti + -tön
aile: äidittömyys
Häntä on oravamaisen tuuhea. — Ken, öksüzdür.
Çekçesirota, sirotek (dişil) /ˈsɪrota/
orphanhood (state of being an orphan) · orphan (someone whose parents have died)
çekim: çoğul siroty · tamlayan siroty
köken: Inherited from Old Czech sirota, from Proto-Slavic *sirota.
Vyhlazení osady Ležáky přežily jenom dvě malé holčičky. — Sağ kalan iki küçük öksüz.
Rumenceorfan, orfană /orˈfan/
orphan, orphaned · deficient, destitute, deprived
çekim: çoğul orfani · tamlayan orfanului
köken: Borrowed from Greek ορφανός (orfanós) or Late Latin orphanus. Largely replaced the older inherited oarfăn. Compare Aromanian oarfãn.
Zimbrul este erbivor. — Ken, öksüzdür.
Macarcaanyátlan, árva, árvasor /ˈɒɲaːtlɒn/
motherless (without a living mother) · helpless
çekim: karşılaştırma anyátlanabb · üstünlük leganyátlanabb
köken: From anya (“mother”) + -tlan (“-less”, privative adjective-forming suffix).
aile: anyátlanság, anyátlan-apátlan, apátlan-anyátlan
A tápai gyékénymunka. — Ken, öksüzdür.
İbraniceיָתוֹם, יְתוֹמָה
קיימים שני עלי לוואי, הקטנים מן העלה. — Sağ kalan iki küçük öksüz.
Latinceametor, orba, orbus (dişil) /aˈmeː.tɔr/
motherless, without a mother
köken: Etymology tree Ancient Greek ἀμήτωρ (amḗtōr)bor. Latin amētōr Borrowed from Ancient Greek ἀμήτωρ (amḗtōr).
Dancaforældreløst barn, fransk horeunge, hittebarn, moderløs /hitəbarˀn/
foundling
çekim: çoğul hittebørn · tamlayan hittebarns
köken: From hitte (“to find”) + barn (“child”).
Kelly var forældreløs. — Ken, öksüzdür.
Norveççeforeldreløst barn, morlaus, morløs
La hans barn bli farløse og hans hustru enke, — Çocukları öksüz, Karısı dul kalsın!
maternal orphan: a person, especially a minor, whose mother have died
çekim: çoğul anak-anak piatu
köken: From anak + piatu.
Biarlah anak-anaknya menjadi yatim, dan istrinya menjadi janda — Çocukları öksüz, Karısı dul kalsın!
Vietnamcacô nhi, trẻ mồ côi /ko˧˧ ɲi˧˧/
orphan
köken: Sino-Vietnamese word from 孤兒.
Nguyện con_cái nó phải mồ_côi , Và vợ nó bị góa_bụa . — Çocukları öksüz, Karısı dul kalsın!

Etimoloji

Eski Türkçe ög (ög) + -süz

Örnek Cümleler

Tom bir öksüzdü.
Tom was an orphan.
Akraba bir öksüzü,
The orphan near in relationship,
Tom ve Mary öksüzdür.
Tom and Mary are orphans.
"Cağaloğlu Öksüz Kaldı".
"TIRURANGADI ORPHANAGE".
Viyolonsel öksüz kaldı...
A Victorian Orphan Asylum.
Sağ kalan iki küçük öksüz.
Two other surviving sculptures.
Öyleyse sakın öksüzü ezme,
So do not oppress the orphan,
İşte o, öksüzü iter, kakar;
It is he who pushes the orphan away,
İşte o, öksüzü iter, kakar.
It is he who pushes the orphan away,
Her iki çocuk da öksüz kaldı.
Both were orphans.
Tom on üç yaşında öksüz kaldı.
Tom was orphaned at the age of thirteen.
Karamürsel'de bulunan öksüzler.
Xaricdə yaşayan azərbaycanlılar.
öksüz ile daha fazla örnek cümle →

İlgili / Bileşik Terimler

Genelorphan