Kim'in aile hayatı
Kim's upbringing
Bir Hıristiyan terbiyesi aldı.
He had a Christian upbringing.
O, özgürlükçü bir terbiye aldı.
He's had a liberal upbringing.
Tom çok korunaklı bir yetiştirmeye sahipti.
Tom had a very sheltered upbringing.
Tracy'de onun yetişmesi için başlar "The Kid."
Tracy also begins his upbringing of "The Kid".
Annesi tarafından yetiştirilir ve iyi bir eğitim görür.
He was given a religious upbringing by his mother, and was well educated.
Onları yetiştirirken, kalplerine insan sevgisi aşıladım.
I think that with the upbringing I gave them, I instilled in them the love of people.
Bundan sonra Hugo'nun eğitimi ve yetişmesi üzerine eğildi.
Thereafter she dominated Hugo's education and upbringing.
Ebeveynleri çocuklarına son derece kapsamlı bir eğitim verdi.
She gave her daughters a very strict upbringing.
Çocuklarınızın kendi kendilerine yetişmelerine imkan tanıyın.
Enlist the children in their own upbringing.
California'da doğan Kemper, rahatsız edici bir şekilde yetişti.
Born in California, Kemper had a disturbed upbringing.
Sarah'nın eğitim hayatı hakkında da fazla bilgi bulunmamaktadır.
Not much is known about Margaret's upbringing.