stipulate

/ˈstɪpjuˌleɪt/3 hece
C2 seviye
EN → TR
"stipulate" kelimesinin Türkçesi: madde, taahhüt., kayıt ve şarta bağlamak, söz vermek, garanti etmek. Anlamı, çevirisi, telaffuzu ve örnek cümleler aşağıdadır.

Çeviri

Genelmadde
Geneltaahhüt.
Genelkayıt ve şarta bağlamak
Genelsöz vermek
Genelgaranti etmek
Geneltaahhüt etmek
Genelanlaşmak. stipulation şart
Genelşart koyma
Genelşart koşmak
Genelmaddeler halinde belirtmek
Genelşart koşmak

Görsel

Makro çekimde yapışkan beyaz madde kaplı organik sünger dokusuMikrodalgada Parçalanan Süreal Madde ve Gizemli Siyah Beyaz AtmosferEvrenin Derinliklerindeki Süper Kütleli Kara Delik ve Parlak Madde Diski

Tanım

•make an oral contract or agreement in the verbal form of question and answer that is necessary to give it legal force

Diğer Dillerde

Fransızcastipuler
İtalyancafissare, stipulare
Rusçaоговаривать, предусма́тривать
Farsçaتصریح کردن, قید کردن
Portekizceestipulado
Yunancaκαθορίζω
Korece규정하다
İsveççestipelbärande, stipelförsedd, stipulera
Macarcaelőír, feltétel(eke)t szab, kiköt, lefektet, leszögez, megállapít
Latincestipulor
Norveççestipulere
Bulgarcaпоставям като условие, признавам, уговарям

Etimoloji

From stipule + -ate (adjective-forming suffix).

Kelime Ailesi

restipulate
stipulatable
stipulated
stipulative

Eş & Zıt Anlamlılar

Zıt anlamlılar

Örnek Cümleler

Anayasa sadece şunları öngörür :
The constitution only stipulates that :
"Hayır kelepçe," yabancıya öngörülmüştür.
"No handcuffs," stipulated the stranger.
Ayrıca anlaşmada bir madde şart koşulmuştur:[1]
However, one clause stipulated[8]
Anlaşmanın kilit noktaları şunları öngörmektedir:
Key points of the agreement stipulate that:
Senedinde Galşka amacını şu şekilde belirtmiştir:
In the deed of gift, Galshka stipulated the purpose of the deposit:
Hükümet kurmak için en az 151 milletvekili gerekir.
Section 157 stipulates that there must be at least one Ombudsman.
Seçimler, öngörülen 40 günlük yastan sonra yapıldı.
The elections were held after the stipulated 40 days of mourning.
Birinci mahkeme Anayasa Mahkemesi'nin kararına uydu.
Paragraph 1 stipulates the judgment of the Constitutional Court.
Fikir, hükümetin 2005 ekonomik programında yer aldı.
The concept was stipulated in the government's economic programme for 2005.
Yeni yasa ehliyet sınavlarına da değişiklikler getiriyor.
The new legislation also stipulates changes to driving tests.
Bu süreç aynı zamanda onun hatiplik eğitimi ve sınavı oldu.
These points were even stipulated in her last will and testament.
Yargı yetkisinin öngördüğü yasaları çıkarmak ve düzenlemek.
Issue and regulate laws as stipulated by the jurisdiction.