Bina moloz haline geldi.
The building was reduced to rubble.
Üst: saz ve kil, alt: moloz taşı
Top: wattle and daub, bottom: rubblestone
Tom veya Tum kökünden türemiştir.
Tom and Mike hide behind rubble.
Yola kafileler halinde çıkılmıştır.
It was laid in rubble courses.
Bu mevki yıkıntı döküntülerle doluydu.
The rest was simply filled with rubble.
Kızılağaç ve söğütü de tercih ederler.
It prefers rubble and gravel riffles.
Binanın olduğu yerde bir moloz yığını var.
There is a pile of rubble where the building used to be.
Hendek, hasarlı binaların molozlarıyla doldu.
The moat became filled with rubble from damaged buildings.
1720 yılına kadar şehir moloz olarak kaldı.[1]
Much of the city remained rubble until at least 1720.[1]
Binlerce insan yıkıntılar altında gömülü kaldı.
Many were buried for hours under the rubble.
Bu devirde Cumhurbaşkanlığı sarayı inşa edildi.
On that rubble the palace was constructed.
Ancak o tarihte caminin sadece enkazı kalmıştı.
But by then only rubble was left.