obligate

3 hece
EN → TR
"obligate" kelimesinin Türkçesi: zorlamak, bağlı, mecbur, mecbur etmek, zorunda bırakmak. Anlamı, çevirisi, telaffuzu ve örnek cümleler aşağıdadır.

Çeviri

Genelzorlamak
Genelbağlı
Genelmecbur
Genelmecbur etmek
Genelzorunda bırakmak
Genelkayıt altında.

Görsel

Eğer bolluk dolu bir hayat istiyorsan, o zaman zengin bir erkek bul. Maddi durumu zayıf birini hırslı olmaya zorlamak yerine.

Tanım

•bind by an obligation; cause to be indebted
•restricted to a particular condition of life

Diğer Dillerde

İspanyolcaobligar
Rusçaоблига́тный
Hintçeबाध्य
Latinceobligō, teneo
Norveççeobligat, tvungen, uten valgmulighet
Bulgarcaзадължавам, задължен, неотменен

Etimoloji

First attested in 1533; borrowed from Latin obligātus, perfect passive participle of obligō, see -ate (verb-forming suffix). Doublet of oblige, taken through French.

Kelime Ailesi

nonobligate
obligate carrier
obligatee
obligately
obligation
obligator
obligatory

Eş & Zıt Anlamlılar

Zıt anlamlılar
facultative
optional
discretionary
elective
free
noncompulsory
nonmandatory
nonobligate
nonobligatory
nonrequired
nonrequisite
optionary

Örnek Cümleler

Bunu düzeltmek zorundayım.
I'm obligated to fix this.
Onu yapmak zorunda hissettim.
I felt obligated to do that.
Tom yardım etmek zorunda hissetti.
Tom felt obligated to help.
Bir şey yapmak zorunda bırakıldım.
I was obligated to do something.
Çoğu metanojen zorunlu anaerobdur.
Many methanogenic Archaea are obligate anaerobes.
Ben onu yapmak zorunda hissediyorum.
I feel obligated to do that.
Ama sen arkadaşına vermek zorundasın.
But you're obligated to your friend.
O soruya cevap vermek zorunda değilsin.
You're not obligated to answer that question.
Kendimi yardım etmek zorunda hissettim.
I felt obligated to help.
Kendimi yardımcı olmak zorunda hissediyorum.
I feel obligated to help.
Eğer istemiyorsan konuşmak için zorunlu hissetme.
Don't feel obligated to talk if you don't want to.
Tom'un bunu yapmakla yükümlü olduğunu sanmıyorum.
I don't think Tom is obligated to do that.