foreman

/ˈfɔː(ɹ)mən/2 hece
B2 seviye
EN → TR
"foreman" kelimesinin Türkçesi: ustabaşı, reis, başkan, baş kalfa, özellikle jüri başkanı.. Anlamı, çevirisi, telaffuzu ve örnek cümleler aşağıdadır.

Çeviri

Genelustabaşı
Genelreis
Genelbaşkan
Genelbaş kalfa
Genelözellikle jüri başkanı.

Tanım

•a man who is foreperson of a jury

Diğer Dillerde

AlmancaPolier, Sprecher der Geschworenen, Sprecherin der Geschworenen, Vorarbeiter
Fransızcachef, chef d'équipe, contremaître
İspanyolcacapataz, obrajero, presidenta del jurado, presidente del jurado, sobrestante
İtalyancacapoccia, caposquadra
Rusçaбригади́р, ма́стер, прора́б, ште́йгер
Arapçaأُسْطَى, رَئِيس عُمَّال, مُرَاقِب عُمَّال, مُشْرِف, مُقَدَّم, مُلَاحِظ
Japoncaフォアマン, 工場長, 職長, 親方, 陪審長
Korece배심장, 십장, 직공장
Lehçekierownik budowy, majster, przewodniczący ławy przysięgłych
Ukraynacaвиконро́б, ма́йстер
Çekçepředák
Rumencemaistru
Macarcaművezető
İbraniceמנהל עבודה
Dancaformand, juryformand, sjakbajs, værkfører
Norveççearbeidsformann, formann, juryformann
Bulgarcaма́йстор
Slovakçapredák
Slovencedelovodja
Estoncatöödejuhataja
Katalancacapatàs
Galiçyacamaioral
İrlandacamaor
Ermeniceվարպետ, տասնապետ

Etimoloji

From Middle English foremon, forman. Compare West Frisian foarman, Dutch voorman, German Vormann, Danish formand, Swedish förman, Icelandic formaður. By surface analysis, fore- + man.

Kelime Ailesi

foremanship
subforeman

Örnek Cümleler

Jüri başkanı gibi bir şeydi.
It was like the foreman of the jury.
İşçibaşına gitti ve şöyle dedi:
She went up to the foreman; she said,
Tom ustabaşılığa terfi ettirildi.
Tom was promoted to foreman.
Ustabaşıyla konuşmama izin verin.
Let me speak with the foreman.
Ben ustabaşı ile konuşmak istiyorum.
I'd like to talk to the foreman.
Alexy ile kilise hakkında görüşmeler yaptı.
Foreman construction was the Cuban engineer Pedro Rodriguez Sanchez.
"Cruise halts ‘Mission 3’ for Spielberg film".
2006. ↑ Foreman, Liza (August 12, 2004).
Onlar ustabaşına baskı yapmaya devam edecekler.
They'll keep pressing the foreman.
Eh, işçibaşı durumun farkına varmıştı, sanırım.
Well, the foreman could see he was in over his head, I guess.
İşçibaşını ayarlamıştım, tarla sahibiyle anlaşmıştım.
I set it up with the foreman. I set it up with the owner of the land.
Foreman, filmin yayınlandığı tarihte kara listedeydi.
Foreman was blacklisted at the time of the film's release.
Sözcü veya denetmen terimlerinden öte bir görkemi yoktu.
And it didn't have much more grandeur than the term "foreman" or "overseer."