fascinate
/ˈfæsɪneɪt/3 hece
C2 seviye
EN → TR
"fascinate" kelimesinin Türkçesi: büyülemek, çekici, büyüleyici, teshir, bir çeşit eşarp.. Anlamı, çevirisi, telaffuzu ve örnek cümleler aşağıdadır.
Çeviri
Genelbüyülemek
Genelçekici
Genelbüyüleyici
Genelteshir
Genelbir çeşit eşarp.
Genelcazibe. fas'cinator büyüleyici veya çekici şey
Genelmeftun edici. fascina'tion büyüleme
Genelteshir etmek
Genelmeftun etmek
Genelhayran bırakmak. fascinating cazip
Tanım
•attract; cause to be enamored
Diğer Dillerde
Almancabezaubern, faszinieren
Fransızcafasciner
İspanyolcafascinar
Rusçaзавора́живать, очарова́ть, очаро́вывать, плени́ть, пленя́ть
Arapçaفَتَنَ
Felemenkçefascineren
Yunancaγοητεύω, σαγηνεύω, συναρπάζω
Japonca魅惑する
İsveççefascinera
Ukraynacaзахо́плювати, зачаро́вувати, чарува́ти
Fincelumoutua, viehättää
Çekçefascinovat, okouzlit
Latincefascinō
Bulgarcaомайвам, очаровам, привличам
Tamilceகவர்
Esperantofascini
Afrikancafassineer
Etimoloji
Borrowed from Latin fascinātus, perfect passive participle of fascinō (“to enchant, bewitch, fascinate”) (see -ate (verb-forming suffix)), from fascinum (“a phallus-shaped amulet worn around the neck in Ancient Rome; witchcraft”) + -ō (verb-forming suffix), itself of obscure origin.
Kelime Ailesi
Örnek Cümleler
Tom büyülendi.
Tom is fascinated.
Biz büyülendik.
We're fascinated.
O büyülenmişti.
She was fascinated.
O beni büyüledi.
He fascinated me.
Ben büyülenmişim.
I'm fascinated.
Bu beni büyüledi.
This fascinated me.
Tom bundan etkilendi.
Tom was fascinated by that.
Kitaplar beni büyüler.
Books fascinate me.
Böcekler beni büyülüyor.
Bugs fascinate me.
Slav dilleri beni büyüler.
Slavic languages fascinate me.
Onu büyüleyen görünüyordu.
It seemed to fascinate him.
Gördüğüm şey beni büyüledi.
I was fascinated by what I saw.