Ben sorunu daha da kötüleştirdim. 🔊
I exacerbated the problem. 🔊
Ortamı kızıştırıp, bu modele devam ederler. 🔊
That exacerbates and continues this model. 🔊
Toplantı, partinin sorunlarını şiddetlendirdi. 🔊
The meeting exacerbated the party's problems. 🔊
Toplantı partinin sorunlarını daha da kötüleştirdi. 🔊
The meeting exacerbated the Party's problems. 🔊
II. Dünya Savaşı zaten fakir olan aileyi iyice zorladı. 🔊
World War II only exacerbated an already bad situation. 🔊
Diş eti çekilmesi, yanlış oklüzyon ile daha kötüye gidebilir. 🔊
Receding gums can be exacerbated by a faulty bite. 🔊
Sıcak ve rüzgarlı koşullar yarın yangın riskini arttıracaktır. 🔊
Hot and blustery conditions will exacerbate the risk of fire tomorrow. 🔊
İki emekli generalin tutuklanması Türkiye'de gerginliği tırmandırdı 🔊
Arrest of two retired generals exacerbates tension in Turkey 🔊
İronik fakat, alışılmış sivilce ürünleri sivilce oluşumunu arttırır. 🔊
Ironically conventional acne skincare products can actually exacerbate acne. 🔊
Ayrıca yüksek frekanslı algoritmik ticaret de volatiliteyi artırmıştır. 🔊
High frequency algorithmic trading can also exacerbate volatility. 🔊
1863'te bir kafa travması geçirdi ve sık sık şiddetlenen migrenleri vardı. 🔊
She had frequent migraines, which were exacerbated by a head injury in 1863. 🔊
Gök gürültüsü, şimşek çakması esnasında oluşan, patlamaya benzer çok yüksek sestir. 🔊
The wind can manifest as strong gusts at the surface which can exacerbate the fire. 🔊