disadvantage
/ˌdɪsədˈvɑːntɪdʒ/4 hece
C2 seviye
EN → TR
"disadvantage" kelimesinin Türkçesi: dezavantaj, zarar, mahzur, dezavantajlı olmak. be to somebodys disadvantage bir kimsenin zararına olmak. disadvantaged normal sayılan menfaatlerden mahrum., menfaatine halel getirmek. Anlamı, çevirisi, telaffuzu ve örnek cümleler aşağıdadır.
Çeviri
Geneldezavantaj
Genelzarar
Genelmahzur
Geneldezavantajlı olmak. be to somebodys disadvantage bir kimsenin zararına olmak. disadvantaged normal sayılan menfaatlerden mahrum.
Genelmenfaatine halel getirmek
Genelyararına olmamak
Genelzarar vermek.
Genelaleyhte olan durum
Genelziyan. at a disadvantage (diğerlerine nispetle) daha zayıf bir durumda olmak
Tanım
•put at a disadvantage; hinder, harm
•the quality of having an inferior or less favorable position
Diğer Dillerde
AlmancaNachteil
Fransızcadésavantage
İspanyolcadesventaja
İtalyancasvantaggio
Rusçaзатрудне́ние, невы́годное положе́ние, неудо́бство, поме́ха, препя́тствие
Arapçaسَيِّئَة
Felemenkçenadeel
Portekizcedesvantagem
Yunancaμειονέκτημα
Japonca不利
Korece불리
İsveççenackdel
Lehçeniekorzyść, wada
Çekçenevýhoda
Rumencedezavantaj
Macarcahátrány
İbraniceחיסרון
Dancaulempe
Vietnamcamối tổn thất, sự bất lợi, sự thiệt hại, thế bất lợi
Bulgarcaнедостатък, неизгодно положение, неудобство, пречка
Katalancadesavantatge
Galiçyacadesvantaxe
İrlandacamíbhuntáiste
Ermeniceթերություն, վնաս
Belarusçaнявы́гаднае стано́вішча
Faroecevansi
Etimoloji
From Middle English disavauntage, from Old French desavantage.
Kelime Ailesi
disadvantageable
first-mover disadvantage
Eş & Zıt Anlamlılar
Örnek Cümleler
Onlar dezavantajlıydı.
They were disadvantaged.
Onlar dezavantajlılardı.
They were disadvantaged.
Çirkin olmak bir handikap.
It's a disadvantage to be ugly.
Çirkinlik bir dezavantajdır.
It's a disadvantage to be ugly.
Bunun çok dezavantajları var.
It has too many disadvantages.
Ama dezavantajları da vardır.
However, there are also disadvantages.
Burada bir dezavantajımız var.
We have a disadvantage here.
Her avantajın dezavantajı vardır.
Every advantage has its disadvantage.
Her dezavantajın avantajı vardır.
Every disadvantage has its advantage.
Milyona bir dezavantajla savaşamayız.
We can't fight at a million-to-one disadvantage.
Uzun boylu olmamak bir dezavantaj değil.
Not being tall isn't a disadvantage.
Diğer taraftan, bazı dezavantajları var.
On the other hand, there are some disadvantages.