zamanında
/za.maː.nɯnˈda/
adv
A2 seviye
TR → EN
"zamanında" kelimesinin İngilizcesi: betimes, in time, long ago. Anlamı, çevirisi, telaffuzu ve örnek cümleler aşağıdadır.
Çeviri
Genelbetimes
Genelin timeadv
Genellong ago
Tanım
•zarf: eskiden
•Tam vaktinde
Diğer Dillerde
Almancapünktlich /ˈpʏŋktlɪç/
punctual, on time
çekim: karşılaştırma pünktlicher · üstünlük am pünktlichsten
eş: beizeiten, rechtzeitig, zeitgenau, genau, minutiös
köken: From Punkt + -lich. Further from Latin punctus (p.p.p. of pungō), whence also English point, punctual. Compare typologically Russian то́чный (tóčnyj) (akin to то́чка (tóčka), ты́кать (týkatʹ)).
aile: Pünktlichkeit
Um %1 — % 1 zamanında
İspanyolcaal alba
A las %1 — % 1 zamanında
Felemenkçemettertijd, destijds
Op %1 — % 1 zamanında
Lehçezawczasu /zaˈft͡ʂa.su/
in advance, ahead of time, beforehand
eş: naprzód, wcześniej, z góry
zıt: poniewczasie, rychło w czas
köken: Etymology tree Proto-Indo-European *gʰe? Proto-Indo-European *ǵʰō Proto-Balto-Slavic *źō Proto-Slavic *za Old Polish za Polish za Proto-Indo-European *h₁énder. Proto-Slavic *vъ(n) Old Polish w Polish w Polish czasu univ. Polish zawczasu Univerbation of za + w + czasu. Compare wczesny.
O% 1 — % 1 zamanında
Chcę znać zawczasu, co mię w piekle czeka!
early · ahead of time
köken: From aika (“time”) + -isin (temporal distributive plural).
-toteaa että ratsian aikaan- — -baskın zamanında-
Tänään minun pitää mennä aikaisin nukkumaan.
Bulgarcaнавреме, своевременно
Отказах се навреме. — - Zamanında bıraktım.
Estoncavara
property, estate, goods; things belonging to a person or organisation
çekim: çoğul varad · tamlayan varade
köken: Inherited from Proto-Finnic *vara, borrowed from Proto-Germanic *warō, compare Swedish vara, German Ware, English ware. Cognate to Finnish vara and Livonian varā.
aile: kaasavara, tarkvara
Ostusumma tasuti õigeaegselt. — Ödemelerini zamanında yapmalısın.
Etimoloji
By surface analysis, zaman (“time”) + -ı + -da.
Eş & Zıt Anlamlılar
Örnek Cümleler
% 1 zamanında
At %1
Tam zamanında!
Just in time!
Zamanında gelin.
Be on time.
Zamanında yaptı.
He made it on time.
Sadece Zamanında
One Time Only
Zamanında geldin.
You're on time.
Zamanında geldik.
We're on time.
Zamanında geldim.
I'm on time.
Zamanında vardın.
You arrived on time.
Zamanında vardım.
I arrived on time.
O zamanında geldi.
He arrived in time.
Uçak zamanında mı?
Is the plane on schedule?