Ana içeriğe geç
Sözlük

zamanında ile cümle

zamanında kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
ÖRNEK CÜMLE
9
HARF
4
HECE
5
ORT. KELİME
İşe zamanında başlamalısın.You ought to get to work on time.
Şanslısınız. Uçak zamanında geldi.You're in luck. The plane is on time.
Akşam yemeği için eve zamanında gelmediğinden dolayı babandan özür dilemelisin.You should apologize to Dad for not coming home in time for supper.
İşbirliğin olmasaydı, işi zamanında bitiremezdim.Had it not been for your cooperation, I could not have finished the work in time.
Acele et, ve zamanında okulda olacaksın.Hurry up, and you will be in time for school.
Acele et, otobüse zamanında yetişeceksin.Hurry up, and you will be in time for the bus.
Tren için oraya zamanında vardım.I got there in time for the train.
Tren gecikti, bu yüzden zamanında oraya ulaşamadım.The train was delayed, so I could not arrive there on time.
Bir mücize olmazsa, bunu zamanında yapamayacağız.Unless there is a miracle, we won't be able to make it on time.
Zamanında teşhis konulursa kanser tedavi edilebilir.Cancer can be cured if discovered in time.
Zamanında ulaşmak için hızlı yürü.Walk fast so as to be in time.
Senden bizi zamanında uyandırmanı bekliyoruz bu yüzden uykuya dalma.We're counting on you to wake us up in time, so don't fall asleep.
Bizim oraya zamanında varabileceğimizi düşünüyor musun?Do you think we can get there in time?
Öğrencilerden hiçbiri zamanında gelmedi.None of the students have arrived on time.
Bunu okul için zamanında yapmayacaksın.You are not going to make it in time for school.
Açılış töreni belirtilen zamanında gerçekleşti.The opening ceremony took place on schedule.
Herkes sınıfa zamanında geldi.Everybody came to the class on time.
Toplantıya zamanında yetişmek için acele edelim.Let's hurry to be in time for the meeting.
Sadece birkaç kişi toplantıya zamanında geldi.Only a few people showed up on time for the meeting.
Toplantımız nadiren zamanında başlar.Our meeting rarely starts on time.
Boş zamanında bu kitabı oku.Read this book at your leisure.
Boş zamanında ne yaparsın?What do you do in your free time?
Boş zamanında bunu yap.Do this at your leisure.
İstasyon buradan yakın. Tren için zamanında olacaksın.The station is near here. You'll be in time for the train.
Biz, zamanında istasyona varmak istiyorsak acele etmeliyiz.We must hurry if we want to arrive at the station on time.
Yılın bu zamanında bir sürü karımız var.We have a lot of snow at this time of the year.
Doktor onu kurtarmak için zamanında geldi.The doctor arrived in time to save her.
Zamanında gelmemizi söyledi.He told us to come on time.
Oraya zamanında varabildim.I managed to get there in time.
Zamanında oraya ulaşmak için bir taksiye bindik.We took a taxi so as to reach there on time.
Raporunuz toplantı için zamanında bitmiş olacak mı?Will your report be finished in time for the meeting?
Yuriko boş zamanında çiçekleri düzenler.Yuriko arranges flowers in her spare time.
Aşk, zamanında gelecek.Love will come in time.
Tom onu sevmek için zamanında geldi.In time, Tom came to love her.
Zamanında olmak istiyorsan, 11:00'e kadar orada olmalısın.If you want to be on time, you should be there by 11 o'clock.
Bütün yolu koşsaydın oraya zamanında varırdın.Had you run all the way, you'd have got there in time.
Eğer o kaza olmasaydı biz zamanında varırdık.If it had not been for the accident, we would have been in time.
Evden biraz daha erken çıksaydın, zamanında olurdun.If you had left home a little earlier you would have been in time.
Hepsinin zamanında geleceğini umuyorum.I hope all of them will come in time.
Bob'ın zamanında gelip gelmeyeceğinden kuşkuluyum.I doubt if Bob will come on time.
Bob'un zamanında geleceğini sanmıyorum.I doubt if Bob will come on time.
Havaalanına zamanında varacağımızı düşünüyor musun, Paul?Do you think we'll make it to the airport in time, Paul?
Beth'in çiftlikteki zamanından hoşlanmadığına şaşırdım.I'm surprised that Beth didn't enjoy her time at the farm.
Tom masasını temizlemek için tam zamanında ofise gitmek istedi.Bill wanted to get to the office in good time to clean his desk.
Bill nadiren zamanında gelir.Bill is seldom ever on time.
Otobüs her zaman zamanında gelmez.The bus doesn't always come on time.
Ben istasyona zamanında varabildim.I managed to get to the station on time.
Nancy asla zamanında varmaktan geri kalmaz.Nancy never fails to arrive on time.
Tam zamanında oraya vardım.I got there just in time.
Zamanında gelemediği ortaya çıktı.It fell out that he could not come in time.
Onu zamanında yapabilir misin?Can you make it on time?
Oraya zamanında varmak için bir taksiye bindim.I took a taxi to get there in time.
Tren zamanında geldi.The train arrived on schedule.
Tren zamanında vardı.The train arrived on time.
Tren her zaman zamanında gelir.The train is always on time.
Uçuş için tam zamanında vardım.I was just in time for the flight.
Tren Kyoto'ya zamanında vardı.The train arrived in Kyoto on time.
Dediklerine göre ev sahibinin zamanında hali vakti yerindeymiş.They say the landlord used to be well off.
Yoğun kar yağışı trenimizin zamanında kalkmasını önledi.The heavy snowfall prevented our train from leaving on time.
Uyuyakalmasaydım, zamanında okulda olurdum.If I had not overslept, I would have been in time for school.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod