yankesici
/ˈjan.ce.si.d͡ʒi/
noun
TR → EN
"yankesici" kelimesinin İngilizcesi: pickpocket, pickpocket. Anlamı, çevirisi, telaffuzu ve örnek cümleler aşağıdadır.
Çeviri
Genelpickpocketnoun
Genelpickpocket
Çekim Tablosu
Belirtme (-i)yankesiciyi
Çoğul (-ler)yankesiciler
Tanım
•isim: Bir kimsenin cebinden, çantasından ustalıkla, hissettirmeden bir şeyler çalan kimse; arpacı (II), cep faresi, cepçi, tırtıkçı
Diğer Dillerde
Almancabestehlen, Taschendieb, Taschendiebin, Taschendiebstahl machen /bəˈʃteːlən/
to steal from, to rob
çekim: geçmiş bestahl · ortaç bestohlen · şimdiki bestiehlt · ulaç bestehlend
köken: From be- + stehlen.
Der Taschendieb verschwand in der Menge. — Yankesici kalabalıkta kayboldu.
Sie fürchtete, der Betrunkene sei vielleicht ein Einbrecher gewesen, der sie bestohlen habe.
Fransızcapickpocket, voleur à la tire (eril) /pik.pɔ.kɛt/
pickpocket
çekim: çoğul pickpockets
eş: voleur à la tire, voleuse à la tire, chapardeur, chipeur, pique-poche
köken: From English pickpocket.
Attention aux pickpockets. — Yankesicilere dikkat edin.
İspanyolcabolsear, bolsiquear, bolsista, carterear, carterista, chorizo /bolseˈaɾ/
to pickpocket · to sponge, scrounge, mooch
çekim: geçmiş bolseé · ortaç bolseado · şimdiki bolsea
eş: bolsiquear, manosear, magrear
köken: From bolsa (“bag, purse”) + -ear.
Voy a dejar de robar. — Yankesiciliği bırakıyorum.
İtalyancaborsaiolo, borseggiare, borseggiatore (eril) /bor.saˈjɔ.lo/
pickpocket, purse-snatcher, cutpurse
çekim: çoğul borsaioli
eş: borseggiatore, tagliaborse
köken: From borsa + -aiolo.
Hotung era un eurasiatico. — Dodger bir yankesici idi.
Rusçaкарманник, карманный вор
Я больше не буду воровать. — Yankesiciliği bırakıyorum.
Arapçaنَشَّال
تطورت اللغة لتحل مشكلة السطو البصري. — Dil görsel yankesicilik krizinin çözümü için evrimleşmiştir.
Azericecibəgirən, cibgir /d͡ʒi̞bˈɟi̞ɾ̥/
pickpocket
çekim: çoğul cibgirlər · tamlayan cibgirin
köken: From cib + -gir.
aile: cibgirlik
Felemenkçezakkenroller (eril) /ˈzɑ.kə(n)ˌrɔ.lər/
pickpocket
çekim: çoğul zakkenrollers
köken: From zakkenrollen + -er or from zak + -en- + roller (“pickpocket”).
aile: zakkenrollerij
Taal ontwikkelde zich om de crisis van de visuele diefstal op te lossen. — Dil görsel yankesicilik krizinin çözümü için evrimleşmiştir.
Portekizcebatedor de carteira, bater carteira, carteirista (eril) /ba.teˈdoʁ d͡ʒi kaʁˈte(j).ɾɐ/
pickpocket (one who steals from the pocket of a passerby)
çekim: çoğul batedores de carteira
eş: carteirista, punga, trombadinha
Vou deixar de roubar. — Yankesiciliği bırakıyorum.
Yunancaπορτοφολάς
αυτός που κατασκευάζει ή/και πουλάει πορτοφόλια
Τέρμα οι κλοπές. — Yankesiciliği bırakıyorum.
Korece소매치기 /sʰo̞mɛt͡ɕʰiɡi/
pickpocket
eş: 날치기
köken: 소매 (somae, “sleeve”) + 치기 (chigi, “strike”)
그 후 존스는 적극적인 정치 활동을 하였다. — Ve Oliver'i bir yankesici yapmaya çalıştı.
İsveççeficktjuv
pickpocket (one who steals from the pocket of a passerby)
çekim: çoğul ficktjuvar · tamlayan ficktjuvs
köken: ficka (“pocket”) + tjuv (“thief”)
Jag ska sluta stjäla. — Yankesiciliği bırakıyorum.
Lehçekieszonkowiec (eril) /kjɛ.ʂɔŋˈkɔ.vjɛt͡s/
pickpocket (thief who steals from the pocket of a passerby)
çekim: çoğul kieszonkowcy · tamlayan kieszonkowca
eş: złodziej kieszonkowy, doliniarz
köken: Etymology tree Polish kieszonka Polish -owiec Polish kieszonkowiec From kieszonka + -owiec.
Kończę z opróżnianiem kieszeni. — Yankesiciliği bırakıyorum.
Ukraynacaкишенько́вий зло́дій
Мова виникла, щоб подолати кризу зорової крадіжки. — Dil görsel yankesicilik krizinin çözümü için evrimleşmiştir.
Hintçeगाँठकट (eril) /ɡɑ̃ːʈʰ.kəʈ/
pickpocket
çekim: çoğul गाँठकटों
köken: गाँठ (gā̃ṭh, “pocket; knot”) + काट (kāṭ, “stealing, picking”).
Fincetaskuvaras, tehdä taskuvarkaus, varastaa taskuista, varastaa taskusta /ˈtɑskuˌʋɑrɑs/
pickpocket
çekim: çoğul taskuvarkaat · tamlayan taskuvarkaan
köken: tasku (“pocket”) + varas (“thief”)
Minä lopetan varastelun. — Yankesiciliği bırakıyorum.
Çekçekapsář (eril) /ˈkapsaːr̝̊/
pickpocket
çekim: çoğul kapsáři · tamlayan kapsáře
eş: taškář
köken: From kapsa + -ář.
Jazyk se vyvinul proto, aby vyřešil krizi vyvolanou krádeží zrakem. — Dil görsel yankesicilik krizinin çözümü için evrimleşmiştir.
Rumencehoț de buzunare, pungaș (eril)
pickpocket
çekim: çoğul hoți de buzunare
Limbajul a fost creat pentru a rezolva criza furtului vizual. — Dil görsel yankesicilik krizinin çözümü için evrimleşmiştir.
Macarcazsebmetsző, zsebtolvaj /ˈʒɛbmɛt͡sːøː/
pickpocket
çekim: çoğul zsebmetszők
köken: zseb (“pocket”) + metsző (“cutter”)
A nyelv azért fejlődött ki, hogy megoldja a vizuális lopás válságát. — Dil görsel yankesicilik krizinin çözümü için evrimleşmiştir.
Latincemanticulātor, sacculārius
Dancalommetyv
pickpocket
çekim: çoğul lommetyve · tamlayan lommetyvs
Jeg holder op med at stjæle. — Yankesiciliği bırakıyorum.
Norveççelommetjuv
Endonezcecopet, pencopet /ˈt͡ʃopɛt/
to pickpocket
çekim: çoğul copet-copet
köken: Inherited from Malay copet (“pickpocket”) (Batavia Malay), from Javanese copet (“pickpocket”).
aile: kecopetan, mencopet, pencopet, pencopetan, percopetan
Bahasa berevolusi untuk memecahkan masalah pencurian visual. — Dil görsel yankesicilik krizinin çözümü için evrimleşmiştir.
Vietnamcakẻ móc túi, móc túi /mawk͡p̚˧˦ tuj˧˦/
to pickpocket
köken: móc (“to draw out, to hook”) + túi (“bag, pocket”).
Tôi chỉ muốn trèo tường và móc túi thôi. — Sadece duvarlara tırmanmak ve yankesicilik yapmak istiyorum.
Bulgarcaджебчия
Аз само катеря стени и пребърквам джобове. — Sadece duvarlara tırmanmak ve yankesicilik yapmak istiyorum.
Slovencežepar, žeparka (eril) /ʒɛ́ːpar/
pickpocket (one who steals from the pocket of a passerby)
çekim: çoğul žêparji · tamlayan žêparja
Nedvomno je bil janzenist. — Dodger bir yankesici idi.
Etimoloji
From earlier hemyan kesici, likely through folk-etymological reanalysis of the first component as yan (“side”), itself from Classical Persian همیان (hamyān, “money belt”), from میان (miyān, “waist”); the second component from kes- (“to cut”) + -ci (occupation suffix). Partial doublet of meydan, meyan, medyan, and medyum.
Eş & Zıt Anlamlılar
Örnek Cümleler
Yankesicilere dikkat et.
Look out for pickpockets.
Yankesicilere dikkat edin.
Beware of pickpockets.
Bir yankesici kurbanıydım.
I was a victim of a pickpocket.
Yankesicilere karşı uyuma Ken.
Be on your guard against pickpockets, Ken.
Yankesici kalabalıkta kayboldu.
The pickpocket disappeared into the crowd.
Yankesiciyi yakasından yakaladı.
He seized the pickpocket by the collar.
Tom bir yankesicinin kurbanıydı.
Tom was the victim of a pickpocket.
Burada yankesicilere dikkat edin.
Beware of pickpockets here.
Yankesiciler turistleri hedefler.
Pickpockets target tourists.
Yankesicilere karşı dikkatli olun.
Be on your guard against pickpockets.
Yankesicilere karşı uyanık ol Ken.
Be on your guard against pickpockets, Ken.
O, yankesicilik eyleminde yakalandı.
He was caught in the act of pickpocketing.