vole
"vole" kelimesinin İngilizcesi: volley. Anlamı, çevirisi, telaffuzu ve örnek cümleler aşağıdadır.
Çeviri
Genelvolley
Görsel




Çekim Tablosu
Belirtme (-i)voleyi
Yönelme (-e)voleye
Bulunma (-de)volede
Çıkma (-den)voleden
Tamlayan (-in)volenin
Çoğul (-ler)voleler
Tanım
•isim, spor: Havadan gelen topa, futbolda sıçrayarak ayağın üstüyle, teniste raket ile vurma
Diğer Dillerde
salvo (simultaneous discharge of artillery or firearms including the firing of guns either to hit a target or to perform a salute)
çekim: çoğul Salven · tamlayan Salven
köken: Borrowed from French salve.
Volleyball – 1988 gegründet. — Voleybola 1988 yılında başladı.
salvo, volley of shots · round
çekim: çoğul salves
köken: Borrowed from Italian salva.
Fréquenstar commence en 1988. — Voleybola 1988 yılında başladı.
une salve d'applaudissements
volley
çekim: çoğul voleas
La pesadilla de Heliogábalo. — Annesi de voleybolcuydu.
İtalyancaraffica (dişil) /ˈraf.fi.ka/
gust (of wind), windflaw · burst (of gunfire)
çekim: çoğul raffiche
eş: soffio, colpo di vento, folata, ventata, bufera, turbine
köken: Perhaps derived from Old High German raffōn (modern German raffen). Related to French rafale, Portuguese rafega, and Spanish ráfaga.
Il primo colore sociale fu il viola. — İlk golü bir vole golüydü.
Rusçaзалп /zaɫp/
salvo, volley
çekim: çoğul за́лпы · tamlayan за́лпа
eş: приступ
köken: Borrowed from German Salve, from Latin salve.
Химмаш началась в 1994 году. — Voleybola 1994 yılında başladı.
за́лпом
Azericeyaylım
night pasturing, night pasture · salvo, volley (mostly as 'yaylım atəşi')
çekim: çoğul yaylımlar · tamlayan yaylımın
aile: reaktiv yaylım atəş sistemi
salvo, volley, a series of shots
çekim: çoğul salvo's
köken: Borrowed from Middle French salve, from Italian salva, from Latin salvē (greeting).
La Viburno verschijnt in Oekraïne. — Voleybola Ukrayna’da başladı.
a hail storm · a volley; a barrage (series of weapon firings) · a barrage; a profusion of events in quick succession.
çekim: çoğul saraivadas
köken: From saraiva (“hail”) + -ada.
Tom não gosta muito de vôlei. — Tom voleybolu çok sevmez.
Ela me disse uma saraivada de ofensas ontem à noite.
Yunancaβολέ
δυνατό σουτ που εκτελείται όταν η μπάλα είναι στον αέρα
Ο Γούλβεριν ξυπνάει το 1973. — Voleybola 1973 yılında başladı.
Japonca斉射 /se̞ːɕa̠/
volley (of fire), fusillade, salvo
ビオンの打ち上げは1973年から始まった。 — Voleybola 1973 yılında başladı.
Lehçesalwa, strzał, strzelać serią, strzelić serią, uderzać z woleja, uderzyć z woleja (dişil) /ˈsal.va/
salute, salvo, volley (concentrated fire from pieces of artillery) · ripple, salvo (combined cheers or laughter of a crowd)
çekim: çoğul salwy · tamlayan salwy
köken: Etymology tree Latin salvalbor. Polish salwa Learned borrowing from Latin salva.
Heidfeld zaczął się ścigać w 1988 r. — Voleybola 1988 yılında başladı.
Finceampua yhteislaukaus, ilmalento, lentolyönti, lyödä ilmasta, lyödä lentolyönti, syöksy /ˈilmɑˌlento/
volley, flight before a bounce · air (becoming or being airborne after a jump)
çekim: çoğul ilmalennot · tamlayan ilmalennon
köken: ilma + lento
Hotter Than July (1980) oli selkeästi popalbumi. — Adana, 16 Temmuz 1980) millî voleybolcu.
salvo · burst (of laughter, enthusiasm, applause, etc.)
çekim: çoğul salvy · tamlayan salvy
S volejbalem začínala v 11 letech. — Voleybola 11 yaşında başladı.
Rumencesalvă (dişil)
round (of artillery, of applauses)
çekim: çoğul salve · tamlayan salve
köken: Borrowed from French salve.
Departe de fotbal, baschetul și voleiul se bucură și ele de popularitate în rândul locuitorilor statului. — Bunların yanı sıra futbol, voleybol ve hentbol da ülkede popülerdir.
İbraniceווֹלֵה, יַעַף, מַטָּח
משחק כדורעף — Voleybol Oyunu
Bulgarcaволе́
Волейбол. — Voleybolun Sesi.
volley · blast, burst
çekim: çoğul roiseanna · tamlayan roise
köken: From English rush.
Gürcüceბათქი, ზალპი /zälpʼi/
salve
çekim: çoğul ზალპები · tamlayan ზალპის
köken: Borrowed from Russian залп (zalp).
Etimoloji
From French volée.
Örnek Cümleler
Plaj Voleybolu
Beach volleyball
Rus voleybolcu.
Russian Volley.
Salon voleybolu
Indoor volleyball
Voleybol oynayalım.
Let's play volleyball.
Ben voleybol oynamam.
I don't play volleyball.
Tom iyi voleybol oynar.
Tom plays volleyball well.
Voleybol ile ilgilendi.
She was interested in volleyball.
Voleybol hoşuma gidiyor.
I like volleyball.
Ben çok voleybol oynarım.
I play volleyball a lot.
Şimdi voleybol oynuyorum.
I am playing volleyball now.
Sık sık voleybol oynarım.
I play volleyball often.
O plaj voleybolu oynuyor.
She plays beach volleyball.