velhasıl

/ˈvel.haːsɯl/
adv
TR → EN
"velhasıl" kelimesinin İngilizcesi: briefly, in short, in sum. Anlamı, çevirisi, telaffuzu ve örnek cümleler aşağıdadır.
Çeviri
Genelbrieflyadv
Genelin shortadv
Genelin sumadv
Tanım
•Kısacası
•Sözün kısası, kısacası
•Kısa söylemek gerekirse, özetle
Diğer Dillerde
Almancakurz /kʊʁt͡s/
short, quick, brief · short · short, concise, succinct (of words or writing)
çekim: karşılaştırma kürzer · üstünlük am kürzesten
eş: prägnant, kurzum
zıt: lang, weit
köken: From Middle High German kurz, from Old High German kurz, from Proto-West Germanic *kurt, from Latin curtus. Compare also native Old High German *skurz, scurz and Middle High German schurz. Cognate with Dutch and Low German kort, English curt, Swedish kort.
Das war der Grundgedanke, den ich meinen Schützlingen vermitteln wollte. — Velhasılı, benim fikrim, gençlerle iletişim kurmaktı.
Wir haben eine kurze Pause gemacht.
Das Kabel ist zu kurz, es reicht nicht bis zur Steckdose.
eine kurze Zusammenfassung
Fransızcabrièvement, concisément /bʁi.jɛv.mɑ̃/
briefly
eş: courtement, compendieusement, concisément, laconiquement, succinctement, rapidement
köken: From Old French briefment (Marie de France, 13th century).
En tout cas, c"était mon idée que j'allais essayer de faire passer aux jeunes. — Velhasılı, benim fikrim, gençlerle iletişim kurmaktı.
İspanyolcabrevemente, concisamente /ˌbɾebeˈmente/
briefly
köken: From breve + -mente.
Bueno, esa era mi idea y quería tratar de hacerla llegar a los jóvenes. — Velhasılı, benim fikrim, gençlerle iletişim kurmaktı.
Rusçaвкра́тце, ко́ротко, кра́тко
Эту мысль я старался донести до молодежи. — Velhasılı, benim fikrim, gençlerle iletişim kurmaktı.
Arapçaبِاِخْتِصَار
حسنًا, لقد كانت هذه فكرتي التي اردت توصيلها للصغار. — Velhasılı, benim fikrim, gençlerle iletişim kurmaktı.
Felemenkçekortheidshalve /ˌkɔrt.ɦɛi̯ts.ˈɦɑl.və/
for brevity's sake
köken: From kortheid + -s- + -halve.
De daaropvolgende 20 jaar maakte ik veel verschillende games. — Velhasılı sonraki yaklaşık 20 yılı birçok farklı oyun yaparak geçirdim.
Lehçepokrótce /pɔˈkrut.t͡sɛ/
briefly, in brief
eş: zwięźle, krótko mówiąc, streszczając się, skracając
köken: Univerbation of po + krótce.
W każdym razie to była moja koncepcja, którą chciałem przekazać młodzieży. — Velhasılı, benim fikrim, gençlerle iletişim kurmaktı.
Fincelyhyesti /ˈlyhyestiˣ/
shortly, briefly, concisely (in few words)
köken: lyhyt + -sti
Italiassa arvoa ei ole annettu muille. — Velhasıl diğer devletlerin hiçbirine verilmeyen imtiyaz, İtalya'ya verildi.
Ideat ilmaistaan yleensä lyhyemmin runomuodossa kuin proosana.
Rumencepe scurt
in short · in brief, summarily · for short
köken: Literally, “on short”.
Ei bine, asta era idea mea pe care urma să încerc să o transmit tinerilor. — Velhasılı, benim fikrim, gençlerle iletişim kurmaktı.
Descrieți pe scurt experiența dumneavoastră cu serviciile noastre.
Macarcarövid ideig, röviden /ˈrøvidɛn/
briefly, in short
köken: From rövid (“short, brief”) + -en (“-ly”, deadjectival adverb-forming suffix).
Ez az, amit el szerettem volna érni a fiatalokkal. — Velhasılı, benim fikrim, gençlerle iletişim kurmaktı.
Latinceastrictē, brevī
Bulgarcaнакратко
Е, това беше моята идея, която щях да се опитам да предам на младоците. — Velhasılı, benim fikrim, gençlerle iletişim kurmaktı.
Katalancabreument /ˌbɾewˈment/
briefly
köken: From breu + -ment.
Urducaمُخْتَصَراً
Esperantomallonge /malˈlonɡe/
shortly; briefly
köken: Etymology tree Latin maleder. Old French mal- Middle French mal- French mal-bor. Esperanto mal- Esperanto longe Esperanto mallonge From mal- + longe.
Malayalamcaചുരുക്കം, ചുരുക്കത്തിൽ
summary · short · less
Etimoloji
Inherited from Ottoman Turkish والحاصل (velḥāṣıl), from Arabic وَ (wa, “and”) + اَلْ (al-, “the”) + حَاصِل (ḥāṣil, “outcome, bottom line, sum”), equivalent to ve + hasıl.
Örnek Cümleler
Velhasıl, hatalıydı.
In short, he was wrong.
Velhasıl, hata yapmıştı.
In short, he was wrong.
Velhasılı sonraki yaklaşık 20 yılı birçok farklı oyun yaparak geçirdim.
So I went on for the next 20 years or so making a lot of different games.
Velhasıl onu yalancı saydilar da, kendilerini o gölge gününün azabı yakalayıverdi.
Thenn they belied him; wherefore there laid hold of -them the torment of day of shadow.
Velhasılı, benim fikrim, gençlerle iletişim kurmaktı. Başka şeylerle de karşılaştım.
Well, that was my idea that I was going to try to get across to the youngsters.
velhasıl ile daha fazla örnek cümle →