Evet toparlamak gerekirse:
So to sum up:
Kendini toparlamak zorundasın.
You've got to get a hold of yourself.
Tom bu dağınıklığı toparlamak zorunda.
Tom has to clean up this mess.
Kafasını toparlamak için zamana ihtiyacı vardı.
He needed some time to think things over.
Tom kendini toparlamak için elinden geleni yaptı.
Tom tried his best to pull himself together.
Partiden sonra ortalığı toparlamak kolay değildi.
Cleaning up after the party was no picnic.
Eşyaları sökmek geri toparlamaktan daha kolaydır.
It's easier taking things apart than putting them back together.
"Sanatı toparlamak" söylemeliyim ki yeni bir terim.
So Tidying Up Art, I mean, I have to say, that's a relatively new term.
Rene Magritte'i toparlamak -- bu gerçekten eğlenceli.
Tidying up Rene Magritte -- this is really fun.
Onunla keşfettiğiniz ve deneyimlediklerinizi toparlamak için. "
To actually wrap up what you've opened and experienced with him."
Rasgele olayları toparlamak demek mesela turaları saymak gibi dir.
When you're adding up random events that's like counting the number of heads.
Şimdi denklemimizi toparlamak için yerine koyma yöntemini kullanalım. -
Now let's make a little bit of a substitution just to clean up our expression a little bit.
toparlamak ile daha fazla örnek cümle →