Ana içeriğe geç
Sözlük
/
tarafsızlık

tarafsızlık

/ta.ɾaf.sɯzˈɫɯk/
noun
TR → EN
"tarafsızlık" kelimesinin İngilizcesi: neutrality, unbiasedness, detach, di(sin.)terest, neutrality. Anlamı, çevirisi, telaffuzu ve örnek cümleler aşağıdadır.

Çeviri

Genelneutralitynoun
Genelunbiasednessnoun
Geneldetach
Geneldi(sin.)terest
Genelneutrality
Genelneutrality

Çekim Tablosu

Belirtme (-i)tarafsızlığı
Yönelme (-e)tarafsızlığa
Bulunma (-de)tarafsızlıkta
Çıkma (-den)tarafsızlıktan
Tamlayan (-in)tarafsızlığın
Çoğul (-ler)tarafsızlıklar

Tanım

•yansızlık
•Herhangi bir konudaki farklı görüşleri eşit olarak değerlendirme

Diğer Dillerde

Almancaneutralität, Neutralität, Unparteilichkeit (dişil) /nɔɪ̯tʁaliˈtɛːt/
neutrality · contingency
çekim: çoğul Neutralitäten · tamlayan Neutralitäten
eş: Unparteilichkeit, Unvoreingenommenheit, Nichteinmischung, Gleichgewicht, Ausgeglichenheit
In Minden scheint er sich neutral verhalten zu haben. — Bütün davalar burada tarafsızlıkla görülürdü.
Fransızcadétacher, neutralité /de.ta.ʃe/
to remove spots, stains
çekim: geçmiş détaché · ortaç détaché · şimdiki détache · ulaç détachant
köken: From dé- + tacher.
aile: pièce détachée
Sur le plan international, une politique de neutralité avait été adoptée. — Dış politikada tarafsızlık politikası izlenildi.
İspanyolcadesacoplar, desfijar, despegar, desprender, neutralidad /desakoˈplaɾ/
to decouple
çekim: geçmiş desacoplé · ortaç desacoplado · şimdiki desacopla
köken: From des- + acoplar.
aile: desacoplamiento
Políticamente fue neutro. — Onun politikası tarafsızlık üzerineydi.
İtalyancaneutralità (dişil) /new.tra.liˈta/
neutrality
eş: neutralismo, non, intervento, estraneità al conflitto, imparzialità, imparzialità
In campo internazionale, fu adottata ufficialmente una politica di neutralità. — Dış politikada tarafsızlık politikası izlenildi.
свойство по значению прилагательного нейтральный
После советско-японской войны был разрушен. — Daha sonra Sovyet-Japon Tarafsızlık Paktı imzalandı.
Arapçaحِيَاد
والسبب وراء ذلك أن معظم الناس يفهمون الحوجة للحياد. — Bunun sebebi de su ki, bir cok insan tarafsizliktan yana.
Farsçaبیطرفی, نادرگیری
Azericebitərəflik, neytrallıq
neutrality
Özbekçebetaraflik
Felemenkçeneutraliteit (dişil) /ˌnøː.traː.liˈtɛi̯t/
neutrality (status of being neutral)
eş: onpartijdigheid
köken: Borrowed from Middle French neutralité, from Latin neutrālitās. Equivalent to neutraal + -iteit.
aile: neutraliteitsverklaring
De reden hiervoor is dat de meeste mensen de noodzaak inzien van neutraliteit. — Bunun sebebi de su ki, bir cok insan tarafsizliktan yana.
Portekizcedestacar, neutralidade /des.taˈka(ʁ)/
to highlight, to underline · to detach (or send on detachment) · to stand out (to be noticeable among many)
çekim: geçmiş destaquei · ortaç destacado · şimdiki destaca
köken: Borrowed from Spanish destacar, from French détacher, from Old French destachier (“detach”). Cognate with English detach.
aile: destaque
O motivo é que a maioria das pessoas entende a necessidade de manter a neutralidade. — Bunun sebebi de su ki, bir cok insan tarafsizliktan yana.
A frase a qual nos referimos está destacada.
Por favor, destaque o adesivo.
Destacava-se pelo seu trabalho excepcional.
Yunancaουδετερότητα (dişil)
neutrality
çekim: tamlayan ουδετερότητας
köken: From ουδέτερος (oudéteros, “neutral, neuter”) + -ότητα (-ótita, “-ity”), a calque of French neutralité. First attested 1824.
Η αιτία γι' αυτό είναι ότι οι περισσότεροι κατανοούν την ανάγκη για ουδετερότητα. — Bunun sebebi de su ki, bir cok insan tarafsizliktan yana.
moderate; neutral
eş: 平凡, 凡庸
zıt: 両極端
勢力関係は全て中立の状態から開始された。 — Bütün davalar burada tarafsızlıkla görülürdü.
Korece중립 /t͡ɕuŋnip̚/
neutrality
köken: Sino-Korean word from 中立, from 中 (“center”) + 立 (“stand”)
또한 소련-일본 불가침조약의 협상을 개시하였다. — Sonucunda Sovyet-Japon Tarafsızlık Anlaşması imzalandı.
Lehçeneutralność (dişil) /nɛwˈtral.nɔɕt͡ɕ/
neutrality (the state or quality of being neutral; the condition of being unengaged in contests between others; state of taking no part on either side) · neutrality (the condition of a nation or government which refrains from taking part, directly or indirectly, in a war between other powers) · neutrality (indifference in quality; a state neither very good nor bad)
çekim: tamlayan neutralności
eş: niezaangażowanie, nieingerencja, désintéressement, bezstronność, désintéressement, indyferentyzm
zıt: stronniczość
köken: Etymology tree Polish neutralny Proto-Indo-European *-Hostis Proto-Balto-Slavic *-astis Proto-Slavic *-ostь Old Polish -ość Polish -ość Polish neutralność From neutralny + -ość.
Powodem tego jest to, że większość ludzi rozumie potrzebę neutralności. — Bunun sebebi de su ki, bir cok insan tarafsizliktan yana.
Ukraynacaнейтраліте́т, нейтра́льність
А причина цьому, що більшість людей розуміє потребу нейтральності. — Bunun sebebi de su ki, bir cok insan tarafsizliktan yana.
Hintçeतटस्थता, निरपेक्षता (dişil) /nɪɾ.peːk.ʂə.t̪ɑː/
impartiality, neutrality · disinterest, indifference
köken: From निरपेक्ष (nirapekṣa) + -ता (-tā).
Finceneutraalius, neutraliteetti, puolueettomat, puolueettomuus, samanlaatuisuus, tasalaatuisuus /ˈneu̯trɑːlius/
neutrality (state of not taking sides in an argument or conflict) · neutrality
çekim: çoğul neutraaliudet · tamlayan neutraaliuden
köken: From neutraali + -us.
aile: hiilineutraalius
Çekçeneutralita, odpojit /ˈotpojɪt/
to disconnect · to detach
çekim: geçmiş odpojivše · ortaç odpojila · şimdiki odpojí
zıt: připojit
köken: From od- + pojit.
aile: odpojení
A to proto, že většina lidí chápe potřebu neutrality. — Bunun sebebi de su ki, bir cok insan tarafsizliktan yana.
Rumencea detașa, dezlipi, neutralitate
to detach, unstick, unglue
çekim: geçmiş dezlipit · ortaç dezlipit · şimdiki dezlipește
köken: From dez- + lipi. Compare Aromanian dizlãchescu, dizlichescu.
Chiar și imparțialitate este parțială. — Tarafsızlık bile taraflıdır.
Macarcaelválaszt, közömbösség, leválaszt, semlegesség, szétválaszt /ˈɛlvaːlɒst/
to separate, to divide
çekim: geçmiş elválasztottak
köken: el- + választ
aile: elválasztás, elválaszthatatlan, elválasztható
A külpolitikát ebben a rövid időszakban a semlegesség politikája jellemezte. — Dış politikada tarafsızlık politikası izlenildi.
İbraniceאֲדִישׁוּת, ניטרליות
והסיבה לזה היא שרוב האנשים מבינים את הצורך בנטרליות. — Bunun sebebi de su ki, bir cok insan tarafsizliktan yana.
Latinceabiungō, neutralitas (dişil) /nɛu̯ˈtraː.lɪ.taːs/
neutrality
çekim: çoğul neutrālitātēs · tamlayan neutrālitātis
köken: Etymology tree Latin neutrālis Proto-Indo-European *-teh₂ Proto-Indo-European *-ts Proto-Indo-European *-teh₂ts Proto-Italic *-tāts Latin -tās Latin neutrālitās From neutrālis (“neutral; impartial”) + -tās (“-ity, -ness”).
Dancaneutralitet
neutrality
çekim: tamlayan neutralitets
köken: From French neutralité, equivalent to neutral + -itet.
The Japanese-Soviet Neutrality Pact -A Diplomatic History 1941-1945. — Sovyet-Japon Tarafsızlık Anlaşması -Diplomasi Tarihi 1941-1945.
Norveççenøytralitet
Endonezcenetral, netralitas /ˈnɛt.ral/
neutral, · having no obvious colour · neutral, neither acid nor alkali
köken: From Dutch neutraal, from late Middle Dutch neutrael, from Middle French neutral, from Old French neutral, from Latin neutrālis, itself from neuter (“neither”).
aile: kenetralan, menetralkan, penetralan
PNS harus netral.
Kondisi netral ditunjukkan dengan nilai pH 7.
Vietnamcatrung lập /t͡ɕʊwŋ͡m˧˧ ləp̚˧˨ʔ/
neutral
köken: Sino-Vietnamese word from 中立.
Ông thi hành chính sách trung lập. — Onun politikası tarafsızlık üzerineydi.

Etimoloji

By surface analysis, tarafsız (“unbiased”) + -lık (“-ness”).

Örnek Cümleler

Tarafsızlık bile taraflıdır.
Even impartiality is partial.
Onun politikası tarafsızlık üzerineydi.
The police were neutral.
Nick'te olmak yazıma tarafsızlık getirdi.
Being in the nick brought detachment to my writing.
Sonucunda Sovyet-Japon Tarafsızlık Anlaşması imzalandı.
This resulted in the Soviet-Japanese Neutrality Pact.
Bunun sebebi de su ki, bir cok insan tarafsizliktan yana.
And the reason for this is that most people understand the need for neutrality.
Sovyet-Japon Tarafsızlık Anlaşması -Diplomasi Tarihi 1941-1945.
The Japanese-Soviet Neutrality Pact -A Diplomatic History 1941-1945.
Tarafsızlık bazı görüşlere göre mutlak anlamda mümkün değildir.
That is, tolerating oneself to be imperfect in some parts.
Dünya savaşlarından sonra Danimarka tarafsızlık siyasetine son verdi.
Following World War II, Denmark ended its two-hundred-year-long policy of neutrality.
Misceviç: Sırbistan'ın tutumu, meclis kararlarına dayalı askeri tarafsızlıktır.
Miscevic: Based on a parliamentary resolution, military neutrality is Serbia's position.
Haraszti, Kosova basınının tarafsızlık ve çoğulculuktan yoksun olduğunu da ifade etti.
The media in Kosovo, Haraszti added, had shown a lack of objectivity and pluralism.
Jimmy, tarafsizlik prensibinin Vikipedi'nin basarisinda cok onemli oldugundan bahsettin.
Jimmy, you mentioned impartiality being a key to Wikipedia's success.
Tarafsızlık ve doğruluk gibi problemler, gerçekle ilgili problemlerle yakından ilişkilidir.
Questions of objectivity and truth are closely associated with questions of fact.
tarafsızlık ile daha fazla örnek cümle →
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod