Ana içeriğe geç
Sözlük
/
takıntılı

takıntılı

/ta.kɯn.tɯˈɫɯ/
adj
C1 seviye
TR → EN
↔ ters çevir
"takıntılı" kelimesinin İngilizcesi: obsessed, fixated, obsessive, obsessed. Anlamı, çevirisi, telaffuzu ve örnek cümleler aşağıdadır.

Çeviri

Genelobsessedadj
Genelfixatedadj
Genelobsessiveadj
Genelobsessed

Tanım

Takıntısı olan
Bir şeye hastalık derecesinde düşkünlüğü olan

Diğer Dillerde

past participle of besitzen
çekim: karşılaştırma besessener · üstünlük am besessensten
köken: See the etymology of the corresponding lemma form.
Pfingsten für Pferde.Atlara takıntılıdır.
Fransızcaobnubilé, obsédé, obsessif /ɔb.ny.bi.le/
past participle of obnubiler
Passionné par les chevaux.Atlara takıntılıdır.
İspanyolcaobcecado, obsesionado, obsesivo, obseso /obθeˈkado/
stubborn, obsessed
Muy, muy maniático.Oldukca takıntılıyım.
İtalyancaossessivo /os.sesˈsi.vo/
obsessive, haunting · troublesome, bothersome
eş: angosciante, assillante, incessante, maniacale, opprimente, ossessionante
aile: ossessivamente
Molto, molto ossessivo.Oldukca takıntılıyım.
Ядовито для лошадей.Atlara takıntılıdır.
Felemenkçedwangmatig, geobsedeerde, obsederend, obsessief /ˌdʋɑŋˈmaː.təx/
inexorable · relentless · compulsive
çekim: karşılaştırma dwangmatiger · üstünlük dwangmatigst
eş: compulsief, obsessief-compulsief
köken: From dwang (“force”) + -matig.
aile: dwangmatigheid
Van mosterd.Hardala takıntılıydılar.
Portekizceobsessivo /o.bi.zeˈsi.vu/
obsessive (excessively preoccupied with something)
aile: obsessivamente, obsessividade
Cavalos são domesticados.Atlara takıntılıdır.
obsessive (related to or characterised by obsession)
çekim: karşılaştırma ιδεοληπτικότερος · üstünlük ιδεοληπτικότερος
eş: εμμονικός, ψυχαναγκαστικός
köken: Calque of French obsessionnel. By surface analysis, ιδεο- (ideo-, “ideo-”) + -ληπτικός (-liptikós, “-leptic”). Also substantivised.
aile: ιδεοληπτικά, ιδεοληπτικές, ιδεοληπτική, ιδεοληπτικοί
Είχαν εμμονή με τη μουστάρδα.Hardala takıntılıydılar.
older polytonic spelling, before 1982: ἰδεοληπτικός (ideoliptikós)
İsveççebesatt
past participle of besätta
köken: Old Swedish besatter. But having the same meaning as Middle Low German besetten and German besessen, which are past participle of besitzen, Swedish besitta, just like Latin obsessus.
Jag är en hårt prövad kvinna.Kontrolcü, takıntılı bir kadın.
Jag är besatt av deras kebabsås
Han spelade som en besatt
Lehçemający obsesję, obsesyjny /ɔp.sɛˈsɘj.nɘ/
obsessive
çekim: karşılaştırma bardziej obsesyjny · üstünlük najbardziej obsesyjny
eş: maniacki, obsesjonalny
köken: Etymology tree Polish obsesja Proto-Indo-European *-nós Proto-Balto-Slavic *-inas Proto-Slavic *-ьnъ Old Polish -ny Polish -ny Polish obsesyjny From obsesja + -ny.
Bardzo, bardzo obsesyjne.Oldukca takıntılıyım.
Ukraynacaсхиблений
Вони були одержимі гірчицею.Hardala takıntılıydılar.
Fincepakkomielteinen /ˈpɑkːoˌmie̯ltei̯nen/
obsessive, obsessional, compulsive
çekim: karşılaştırma pakkomielteisempi · üstünlük pakkomielteisin
köken: pakkomielle + -inen
aile: pakkomielteisesti, pakkomielteisyys
Erittäin kiinnostunut hevosista.Atlara takıntılıdır.
Çekçeposedlý /ˈposɛdliː/
obsessed
köken: From posednout.
aile: posedlost
Byli posedlí hořčicí.Hardala takıntılıydılar.
Rumenceobsedant
obsessive
köken: Borrowed from French obsédant.
Foarte, foarte obsesiv.Oldukca takıntılıyım.
Macarcamegszállott /ˈmɛksaːlːotː/
alternative form of megszállt, third-person singular indicative past indefinite of megszáll
çekim: karşılaştırma megszállottabb · üstünlük legmegszállottabb
köken: megszáll + -ott
aile: megszállottan, megszállottság
A lovak számára toxikus.Atlara takıntılıdır.
kemasukan roh jahat; kemasukan hantu
Mereka terobsesi dengan mustard.Hardala takıntılıydılar.
Много, много обсебващо.Oldukca takıntılıyım.
past participle of obsessionar
İrlandacadúghafach
obsessive
çekim: karşılaştırma dúghafaí · üstünlük is dúghafaí
köken: From dúghafa (from dú- + gafa) + -ach.
aile: éigníoch dúghafach
Tagalogcahaling /haˈliŋ/
obsessed with; passionately fond of; mad about
aile: humaling, kahalingan, mahaling, mahumaling, nahahaling, pagkahaling
Urducaدیوانہ /d̪iː.ʋɑː.nɑ(ː)/
obsessed · crazy, mad (in love)
çekim: çoğul دِیوَانے
köken: Borrowed from Classical Persian دیوانه (dēwāna). Compare Punjabi ਦੀਵਾਨਾ (dīvānā) / دِیوانَہ (dīvānah), Bengali দেওয়ানা (deōẇana).
aile: دیوانہ کرنا, دیوانہ بنانا, دیوانہ ہونا, دیوانہ پن

Etimoloji

By surface analysis, takıntı + -lı.

Örnek Cümleler

O takıntılı.
She's obsessed.
Onlar takıntılı.
They're obsessed.
Biz takıntılıyız.
We're obsessed.
Ben takıntılıyım.
I'm obsessed.
Sami takıntılıydı.
Sami was obsessed.
Siz takıntılısınız.
You're obsessed.
Oldukca takıntılıyım.
Very, very obsessive.
Mary modaya takıntılı.
Mary is obsessed with fashion.
Tom trenlere takıntılı.
Tom is obsessed with trains.
Hardala takıntılıydılar.
They were obsessed with mustard.
Epostalara takıntılıyım.
I'm obsessed with email.
Tom temizlikle takıntılı.
Tom is obsessed with cleanliness.
takıntılı ile daha fazla örnek cümle →
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod