mecbur

adj
B2 seviye
TR → EN
"mecbur" kelimesinin İngilizcesi: forced, compelled, bounden, obligate. Anlamı, çevirisi, telaffuzu ve örnek cümleler aşağıdadır.

Çeviri

Genelforcedadj
Genelcompelledadj
Genelbounden
Genelobligate

Görsel

Bu hayat torunlara da anlatılmaz, sus pus oturacaz mecbur.

Çekim Tablosu

Çoğul (-ler)mecburuz

Tanım

•sıfat: Herhangi bir konuda yükümlü, bir şeyi yapmak zorunda olan; eli mahkûm
•eskimiş: Bağlı, düşkün, tutkun

Diğer Dillerde

Almancaerzwungen
past participle of erzwingen
çekim: karşılaştırma erzwungener · üstünlük am erzwungensten
Ein weltweites Gebot. — Bu küresel bir mecburiyet.
Fransızcaforcé /fɔʁ.se/
past participle of forcer
aile: conduite forcée, contraint et forcé, coup forcé, cours forcé, forcément, travail forcé, travaux forcés
C'est un impératif mondial. — Bu küresel bir mecburiyet.
İspanyolcaforzado, forzoso (eril) /foɾˈθado/
forced, forcible · far-fetched, unlikely
çekim: çoğul forzados
eş: forzoso, forzoso, ineludible, inevitable
aile: a marchas forzadas, trabajo forzado
Jack se ve obligado a aceptar. — Jack Mecburen kabul eder.
Rusçaпринуждённый, вынужденный, обязанный
принуждённый, вынужденный, обязанный
Это глобальная задача. — Bu küresel bir mecburiyet.
Azericeməcburi
forced, coercive · obligatory
çekim: karşılaştırma daha məcburi · üstünlük ən məcburi
köken: From məcbur + -i.
aile: məcburilik
Portekizceforçado /foʁˈsa.du/
forced, coercive, compulsory · insincere, artificial, false, not occurring naturally · unlikely, far-fetched, exaggerated
köken: Past participle of forçar.
Sinto-me obrigado. — Kendimi mecbur hissediyorum.
trabalho forçado
risada forçada
filme forçado
Yunancaβεβιασμένος /ve.vi.aˈzme.nos/
hurried, rushed
köken: Learned borrowing from Ancient Greek βεβῐᾰσμένος (bebĭăsménos). Formal perfect participle of βιάζομαι (viázomai), passive voice of βιάζω² ("Ι rush"). It retains the ancient reduplication βε-β...-.
Ο Τόνο δέχεται. — Jack Mecburen kabul eder.
Japoncaとってつけた
引用は絶対避けてください — İkincisi, bu bir mecburiyet,
Ukraynacaви́мушений, зму́шений, примусо́вий
Джек виконує це. — Jack Mecburen kabul eder.
Çekçenásilný, přinucený, vynucený /ˈnaːsɪlniː/
violent (involving physical conflict)
çekim: karşılaştırma násilnější · üstünlük nejnásilnější
eş: agresivní
köken: From násilí + -ný.
aile: násilí, násilník, násilnost
Tito ji měli z donucení. — Onlar buna mecbur kalmışlardır.
Bulgarcaпринудителен
Отглеждането на петли било наложително. — Koz büyütmek mecburi değildir.
Estoncakohustuslik /ˈkohustuslik/
compulsory, mandatory, obligatory
çekim: karşılaştırma kohustuslikum · üstünlük kõige kohustuslikum
köken: kohustus + -lik
aile: kohustuslikkus, kohustuslikult, kohustuslik kirjandus, üldkohustuslik
Saksa keelest tõlkinud Ülo Kurvits. — Almanca her kursta mecburi derstir.
Katalancaforçat /forˈsat/
past participle of forçar
Gürcüceვალდებული /välde̞buli/
obligated, obliged, bounden, liable
çekim: karşılaştırma უფრო ვალდებული · üstünlük ყველაზე ვალდებული
aile: დროებითი ვალდებული გლეხები, ვალდებულება, სავალდებულო, სამხედროვალდებული

Etimoloji

From Ottoman Turkish مجبور, from Arabic مَجْبُور (majbūr).

Örnek Cümleler

- Mecburum!
- I have to!
Yemek mecburi mi?
Does the must-jump rule apply?
O unutmaya mecbur.
He's bound to forget.
Seni mecburen unutacak.
He'll have to forget about you.
Gitme mecburiyetin yok.
You don't have to go.
Senin mesain mecburidir.
Your efforts are doomed.
Yaptım, çünkü mecburdum.
I did that because I had to.
Bunu mecburiyetten yaptım.
I did that because I had to.
Bu küresel bir mecburiyet.
It's a global imperative.
Hatta sürdürmeye mecburlar.
Indeed, they must.
Oraya gitmeye mecbur edildim.
I was compelled to go there.
Kurala uymaya mecbur edildik.
We were obliged to obey the rule.
mecbur ile daha fazla örnek cümle →

İlgili / Bileşik Terimler

Genelcoerce