kaskatı
/ˈkas.ka.tɯ/
adj
C2 seviye
TR → EN
Tanım
•(mecaz) Acımasız, hoşgörüsüz.
•Çok katı.
•Kıpırdamaksızın, hareketsiz veya donmuş olarak.
•Acıma duygusu veya vicdanı olmayan olmayan, başkalarına haksızlık eden
•Çok katı
•Kıpırdamaksızın, hareketsiz veya donmuş olarak
Diğer Dillerde
Rusçaтвёрдый, претвёрдый; очень жёсткий
твёрдый, претвёрдый; очень жёсткий
Каждый шаг давался очень трудно и очень медленно. — Ve her adımım kaskatı, iyice ağır, ve tutuktu.
Etimoloji
Inherited from Ottoman Turkish قاص قاتی (ḳaṣ ḳatı), intensive form of قاتی (ḳatı).
Eş & Zıt Anlamlılar
Örnek Cümlelerkaskatı ile daha fazla örnek cümle →
Tom kaskatı kesildi.
Tom stiffened.
Tom korkudan kaskatı kesilmişti.
Tom was paralyzed by fear.
Herkes korkudan kaskatı kesilmişti.
Everybody froze in horror.
Ve her adımım kaskatı, iyice ağır, ve tutuktu.
And every step is very rigid and very deliberate.
Bu dilimler kaskatı dondurulur ve Seattle'a gönderilir.
And those are frozen solid, and they're shipped to Seattle.
Yüzey, Yuri Dolgorukiy'in kaskatı sol profilini taşıyordu.
The obverse bore the helmeted left profile of Yuri Dolgorukiy.
"Mary Lennox," dedi küçük kız kaskatı kendisi kadar çizim.
"I am Mary Lennox," the little girl said, drawing herself up stiffly.
O onun koltukta kaskatı yükseldi. Yüzü fiziksel dokunaklı acı.
He rose stiffly in his seat.
Sonra bunun ardından kalpleriniz yine kaskatı kesildi. Taş gibidir o.
Then, after that, your hearts were hardened and became as stones or even worse in hardness.
"Üzerlerine çamurdan (iyice sertleşip kaskatı kesilmiş) taşlar yağdırmak için."
So as to let loose clods of clay on them
Sözleşmelerini bozmaları nedeniyle, onları lanetledik ve kalplerini kaskatı kıldık.
When they dishonoured their pledge We condemned them, and hardened their hearts.
Sonunda, verdikleri mîsakı bozdukları için onları lanetledik de kalplerini kaskatı yaptık.
When they dishonoured their pledge We condemned them, and hardened their hearts.