dolaşan

/doɫaʃan/
adj
B2 seviye
TR → EN
"dolaşan" kelimesinin İngilizcesi: circulating, ambient, excursive, itinerant, wandering. Anlamı, çevirisi, telaffuzu ve örnek cümleler aşağıdadır.
Çeviri
Genelcirculatingadj
Genelambient
Genelexcursive
Genelitinerant
Genelwandering
Görsel
Geleceğin Gökyüzünü Dolaşan Mekanik Kartal: Cyberpunk Dijital SanatAfrika Çayırlarında Tek Başına Dolaşan Gergedan ve Eşsiz Doğa ManzarasıKoyu zeminde dolaşan mistik duman dalgaları ve hafif mavi tonlarıKoyu zemin üzerinde dolaşan yeşilimsi dumanın soyut ve büyüleyici dansı
Tanım
•circulating
•excursive
•wandering
Diğer Dillerde
present participle of circuler
Rectangles errants — Dolaşan gikdörtgenler
roaming · restless
eş: andador, andador
köken: From andar + -iego.
Rectángulos errantes — Dolaşan gikdörtgenler
İtalyancacircolante /t͡ʃir.koˈlan.te/
present participle of circolare
Rettangoli vaganti — Dolaşan gikdörtgenler
Rusçaблужда́ния, блужда́ющий, скита́ния, скита́ющийся, стра́нствия, стра́нствующий
Перемещающиеся прямоугольники — Dolaşan gikdörtgenler
itinerant, wandering
çekim: karşılaştırma daha gəzərgi · üstünlük ən gəzərgi
köken: From gəz- + -ərgi.
gəzərgi həyat keçirmək/sürmək
gəzərgi dərviş
Homer kor gəzərgi müğənni olub.
Portekizcevagante /vaˈɡɐ̃.t͡ʃi/
wanderer (one who wanders)
çekim: çoğul vagantes
Rectângulos viajantes — Dolaşan gikdörtgenler
αυτός που δεν έχει μόνιμη κατοικία, ο νομάδας
Περιπλανώμενα ορθογώνια — Dolaşan gikdörtgenler
Korece방랑
한 곳에 머무르지 않고 이리저리 떠돌아 다님.
돌아다니는 사각형 — Dolaşan gikdörtgenler
Lehçewędrowny /vɛnˈdrɔv.nɘ/
peregrine, wandering · migratory
köken: Etymology tree Middle High German wandernbor. Proto-Indo-European *h₂euh₁-der.? Proto-Slavic *-ovati Old Polish -ować Polish -ować Polish wędrować Proto-Indo-European *-usder. Proto-Indo-European *-osder. Proto-Slavic *-ovъ Old Polish -owy Polish -owy Proto-Indo-European *-nós Proto-Balto-Slavic *-inas Proto-Slavic *-ьnъ Old Polish -ny Polish -ny Polish -owny Polish wędrowny From wędrować + -owny.
Wędrujące prostokąty — Dolaşan gikdörtgenler
Hintçeघुमक्कड़ /ɡʱʊ.mək.kəɽ/
roving, wandering
çekim: çoğul घुमक्कड़ों
köken: घूमना (ghūmnā) + -अक्कड़ (-akkaṛ).
Latinceerrābundus, vagabundus, vagus /wa.ɡaːˈbʊn.dʊs/
strolling about
köken: From verb vagor (“to wander”) + -bundus. Compare vādō (“to walk”).
Bulgarcaблуждаене, бълнуване, несвързано говорене, скитане, скитащ, странстване
Блуждаещи правоъгълници — Dolaşan gikdörtgenler
Galiçyacavagabundo (eril)
wandering, roaming, vagrant
çekim: çoğul vagabundos
aile: vagabundear
İrlandacafán, fánaíocht, seachrán (eril) /fˠɑːn̪ˠ/
alternative form of fána (“downward slope, declivity; depression, hollow; droop”) · straying, wandering, vagrancy · turning aside, averting
çekim: tamlayan fáin
köken: From Old Irish fán; see fána (“slope, depression”).
aile: fán-aisteoir, fánach, fánaíocht, fánaí, ridireacht fáin
İzlandacavapp
Makedoncaталка /ˈtaɫka/
to roam, wander
çekim: ortaç талкано
Örnek Cümleler
Dolaşan bir şey var.
There's something going around.
Dolaşan gikdörtgenler
Wandering rectangles
Etrafta dolaşan küçük insanlar.
Small people wandering about.
Ortalıkta dolaşan söylentiler var.
There are rumors in the air.
Genelde yalnız dolaşan hayvanlardır.
They are usually solitary animals.
Pumalar yalnız dolaşan hayvanlardır.
They are solitary feeders.
Sami otoparkta dolaşan bir adam gördü.
Sami saw a man prowling the parking lot.
Yan odada dolaşan birini duyuyor musun?
Do you hear someone moving in next room?
Makaranın etrafında dolaşan bir ip var. -
And let's say I have a rope going over that pulley.
Onun bakışta, merakla dolaşan düştü yatakta.
His glance, wandering inquisitively, fell on the bed.
Biz onunla basketbol dolaşan gördüm O nerede?
We saw you plying basketball with him where is he?
İnsan kılığında dolaşan bir tanrıydı." demiştir.
Or what shall a man give in exchange for his soul?"
dolaşan ile daha fazla örnek cümle →