cüzzam
/d͡ʒyzˈzam/
noun
TR → EN
"cüzzam" kelimesinin İngilizcesi: leprosy, leprosy. Anlamı, çevirisi, telaffuzu ve örnek cümleler aşağıdadır.
Çeviri
Genelleprosynoun
Genelleprosy
Çekim Tablosu
Belirtme (-i)cüzzamı
Yönelme (-e)cüzzama
Bulunma (-de)cüzzamda
Çıkma (-den)cüzzamdan
Tamlayan (-in)cüzzamın
Çoğul (-ler)cüzzamlar
Tanım
•Hansen basilinin neden olduğu bulaşıcı bir deri hastalığı, miskin hastalığı
•Hansen basilinin sebep olduğu, sinir sistemi ve deri başta olmak üzere birçok sistem ve organı etkileyebilen bulaşıcı bir hastalık
Diğer Dillerde
leprosy
çekim: tamlayan Aussatzes
eş: Hansen-Krankheit, Lepra
köken: Deverbal from aussetzen.
Bobo rief mich von der Yale Medical School an, und Bobo sagte: — Bobo Yale Tıp Okulundan beni aradı ve şöyle dedi, "Shawn, cüzzama yakalandım."
Fransızcalèpre (dişil)
leprosy
çekim: çoğul lèpres
eş: maladie de Hansen, maladie d’Hansen, vermine
köken: Borrowed from Latin lepra, itself a borrowing from Ancient Greek λέπρα (lépra).
La population trouve asile dans les îles. — Kaçışlarında Cüzzamlılar Adası'ndakilerden yardım görürler.
İtalyancalebbra (dişil) /ˈlɛb.bra/
leprosy
çekim: çoğul lebbre
eş: cancro, piaga, vizio, corruzione, male morale
köken: From Latin lepra, from Ancient Greek λέπρα (lépra, “leprosy”).
Bobo mi ha telefonato alla Yale Medical School, e Bobo mi ha detto "Shawn, ho la lebbra." — Bobo Yale Tıp Okulundan beni aradı ve şöyle dedi, "Shawn, cüzzama yakalandım."
Rusçaле́пра, прока́за
"Шон, у меня проказа". — "Shawn, cüzzama yakalandım."
Arapçaجُذَام
قال بابو,"شاون,أنا مصاب بالجذام." — "Shawn, cüzzama yakalandım."
Farsçaجذام, خوره, داءالاسد, لری, لوری /xʷa.ˈra/
leprosy · obsession, fascination (for something, e.g. a hobby) · Any serious disease considered to "eat away" at the patient, not just leprosy.
çekim: çoğul خورهها
köken: From خور (xor, present stem of خوردن (xordan, “to eat”)) + ـه (-e).
aile: موخوره
حکومت حجاج بر عراق بیست سال طول کشید. و آخرین کسی را که بکشت سعید بن جبیر بود. در آخر کار به خورهی شکم مبتلا شد.
Kazakçaалапес
leprosy
Felemenkçemelaatsheid (dişil) /məˈlaːts.ɦɛi̯t/
besmettelijke ziekte veroorzaakt door een bacteriële infectie van de huid
çekim: çoğul melaatsheden
eş: lepra, huidvraat
köken: From Middle Dutch malaetscheit. Equivalent to melaats (“leprose”) + -heid (“-ity, -ness”).
Deze soort is de meest zeldzame van de dolksteekduiven. — Cüzzamın en kötü tipidir.
Yunancaλέπρα
χρόνια λοιμώδης ασθένεια του ανθρώπου, που προκαλείται από τα μυκοβακτήρια mycobacterium leprae και mycobacterium lepromatosis
Ο Μπόμπο με πήρε στο κινητό μου από την Ιατρική Σχολή του Γιέιλ, και μου είπε, "Σον, έχω λέπρα." — Bobo Yale Tıp Okulundan beni aradı ve şöyle dedi, "Shawn, cüzzama yakalandım."
Hansen's disease
köken: ハンセン (Hansen, “Hansen”) + 病(びょう) (-byō, “disease”)
(笑) — "Shawn, cüzzama yakalandım."
Korece나병 /ˈna̠(ː)bjʌ̹ŋ/
leprosy
köken: Sino-Korean word from 癩病, from 癩 (“leprosy”) + 病 (“disease”).
말하기를, "션, 나 문둥병이야." — "Shawn, cüzzama yakalandım."
İsveççespetälska /ˈspeːtˌælska/
leprosy (the infectious disease caused by infection by Mycobacterium leprae)
çekim: tamlayan spetälskas
"Shawn, jag har spetälska." — "Shawn, cüzzama yakalandım."
Han lider av spetälska
Lehçetrąd (eril) /ˈtrɔnt/
leprosy · blotch · boredom
çekim: çoğul trądy · tamlayan trądu
eş: choroba Hansena, lepra
köken: Inherited from Old Polish trąd, from Proto-Slavic *trǫdъ.
aile: trędowaty, trądzik, trędowata
Jest to najbardziej klasyczny model dachówki. — Cüzzamın en kötü tipidir.
Hintçeकुष्ठ, कुष्ठरोग, कोढ़ (eril) /koːɽʱ/
leprosy
çekim: çoğul कोढ़ों
köken: Inherited from Sauraseni Prakrit 𑀓𑁄𑀠 (koḍha), from Sanskrit कुष्ठ (kúṣṭha).
Fincespitaali /ˈspitɑːli/
leprosy
çekim: çoğul spitaalit · tamlayan spitaalin
köken: From Old Swedish spital.
aile: spitaalinen, spitaalisairaala
Çekçelepra, malomocenství (dişil) /ˈlɛpra/
leprosy
çekim: çoğul lepry · tamlayan lepry
eş: malomocenství
aile: lepromatózní, leprosarium, leprosárium, lepróza
"Shawne, mám lepru." — "Shawn, cüzzama yakalandım."
Rumencelepră (dişil)
leprosy
çekim: çoğul lepre · tamlayan lepre
köken: Borrowed from Greek λέπρα (lépra).
Bobo m-a sunat de la Facultatea de Medicină din Yale şi a spus: — Bobo Yale Tıp Okulundan beni aradı ve şöyle dedi, "Shawn, cüzzama yakalandım."
İbraniceצרעת (dişil) /t͡saˈʁa(ʔ)at/
an affliction of the skin, clothes, or house as a punishment for sins of speech · leprosy
çekim: çoğul צָרָעוֹת
ובובו אמר, "שון, יש לי צרעת." — "Shawn, cüzzama yakalandım."
Dancaspedalskhed
leprosy
çekim: tamlayan spedalskheds
köken: From spedalsk (“leprous”) + -hed.
Bobo ringede til mig fra Yale Medical School, og Bobo sagde, "Shawn, jeg har spedalskhed." — Bobo Yale Tıp Okulundan beni aradı ve şöyle dedi, "Shawn, cüzzama yakalandım."
Norveççespedalskhet
Mycobacterium leprae som forårsaker spedalskhet. — Mycobacterium lepra : İnsanlarda cüzzam hastalığına neden olur.
Endonezcekusta, penyakit kusta /kʊsta/
leprosy
çekim: çoğul kusta-kusta
köken: From Malay kusta, from Classical Malay kusta, from Sanskrit कुष्ठ (kuṣṭha).
Bobo menelepon saya dari sekolah kedokteran Yale, dan Bobo mengatakan, "Shawn, saya menderita lepra." — Bobo Yale Tıp Okulundan beni aradı ve şöyle dedi, "Shawn, cüzzama yakalandım."
be blunt
köken: Compare Pacoh coul (“sharpen poorly”).
aile: cùi bắp
Một lần, Bobo gọi điện cho tôi từ trường y khoa Yale, và nói, "Shawn, tôi bị phong rồi" (tiếng cười) — Bobo Yale Tıp Okulundan beni aradı ve şöyle dedi, "Shawn, cüzzama yakalandım." (Kahkahalar)
Litvancaraupsai
Infekcijos šaltinis – žmogus. — Cüzzamın bulaşma kaynağı sadece insandır.
Estoncapidalitõbi
leprosy
çekim: çoğul pidalitõved · tamlayan pidalitõve
köken: From pidal + tõbi.
Luupus on tänapäeval veel ravimatu haigus. — Günümüzde cüzzam korkulacak bir hastalık olmaktan çıkmıştır.
Taycaกุฏฐัง, ขี้ทูด, ขี้เรื้อน, ไทกอ, เรื้อน /kut̚˨˩.tʰaŋ˩˩˦/
leprosy
Galiçyacalaceira (dişil) /laˈθɛjɾa̝/
misery (extreme poverty) · misery (great unhappiness, wretchedness)
çekim: çoğul laceiras
köken: From Old Galician-Portuguese lazeyra (13th century, Cantigas de Santa Maria), from a Vulgar Latin *lacĕrĭa, from Latin lacer (“torn to pieces”), from Proto-Indo-European *leh₂k- (“to tear, rend”).
aile: laceirar, Laceiras
Paséi pol-a tua porta, non che vin palla n-a eira, nin che coidéi, rapaciña, que tiñas tanta laceira (popular song)
cobijçauã mays a morte ca a vida cõ tã grã lazeira
Galcegwahanglwyf
Etimoloji
Inherited from Ottoman Turkish جذام (cüzam, cüzzam), from Arabic جُذَام (juḏām, “leprosy”).
Eş & Zıt Anlamlılar
Örnek Cümleler
O cüzzamlı. Yanına yaklaşma.
He's afflicted with leprosy. Don't go near him.
"Shawn, cüzzama yakalandım."
(Laughter)
Hepimiz cüzzamlılar gibi davranıyorduk.
We were all treated like lepers.
Körü ve cüzzamlıyı iznimle iyileştiriyordun.
And behold! thou bringest forth the dead by My leave.
Putin uluslararası arenada cüzzamlı muamelesi görecek.
Putin will be a pariah on the international stage.
Karısına cüzzam teşhisi konulduktan sonra orada eşlik etmişti.
He had accompanied his wife there after her diagnosis with leprosy.
ALLAH'ın izniyle körü ve cüzzamlıyı iyileştirir, ölüyü diriltirim.
I will heal the blind and the leper, and infuse life into the dead, by the leave of God.
Napela, o yıl Sağlık Kurulu tarafından cüzzamlı koloninin şefi olarak atandı.
Napela was appointed that year by the Board of Health as superintendent of the leper colony.
Körü ve cüzzamlıyı iznimle iyileştiriyordun. Yine benim iznimle ölüleri diriltiyordun.
And you healed the blind and the leprous, by My leave; and you revived the dead, by My leave.
Yeni geldikleri bu köydeki cüzzamlıları ve köyün şamanını bir mağaraya saklamışlardır.
They hid the village lepers in a cave with the village shaman.
Onun bu önemli çalışması 1909 yılında Bergen'de düzenlenen Cüzzam Kongresin'de takdir edildi.
His distinguished work was recognized at the International Leprosy Congress held at Bergen in 1909.
1873'te Napela'nın karısı Catherine "Kitty" Keliʻikuaʻāina Richardson'a cüzzam teşhisi kondu.
In 1873, Napela's wife, Catherine "Kitty" Keliʻikuaʻāina Richardson, was diagnosed with leprosy.