sehirli
adj
C2 seviye
TR → EN
"sehirli" kelimesinin İngilizcesi: urban, townsman, townsman. Anlamı, çevirisi, telaffuzu ve örnek cümleler aşağıdadır.
Çeviri
Genelurbanadj
Geneltownsmannoun
Geneltownsman
Çekim Tablosu
Belirtme (-i)şehirliyi
Yönelme (-e)şehirliye
Bulunma (-de)şehirlide
Çıkma (-den)şehirliden
Tamlayan (-in)şehirlinin
Çoğul (-ler)şehirliler
Tanım
•sıfat: Şehir halkından olan; kentli
Diğer Dillerde
Almancastadtbewohner, städter (eril) /ˈʃtatbəˌvoːnɐ/
urbanite, townsperson (an inhabitant of a town, of unspecified sex or male); · urbanite, townsperson (an inhabitant of a town, of unspecified sex or male); (in the plural) urbanites, townspeople, townsfolk
çekim: çoğul Stadtbewohnern · tamlayan Stadtbewohners
eş: Städter
zıt: Dorfbewohner, Landbewohner
köken: Stadt + Bewohner
Zweitens, sagte ich: die urbane Sippschaft ist überbewertet. — İkincisi, Emma'ya şehirli sınıfının abartıldığını söyledim.
city
çekim: çoğul citadins
eş: bourgadin
köken: Borrowed from Italian cittadino. Doublet of citoyen.
Ils étaient en effet paysans, quand les autres étaient urbains. — Onlar şehirliydi biz ise köylüydük.
Near-synonym: urbain
İspanyolcapueblerino, pueblero, urbano, Urbano /pwebleˈɾino/
countryfied, rustic, countryish
çekim: çoğul pueblerinos
eş: aldeano, campseino, aldeano, campesino, gaucho, gaucho
köken: From pueblero + -ino.
Tom y Mary son de la misma ciudad. — Tom ve Mary aynı şehirliler.
Rusçaгорожанин, городской житель
Инициатива уже вызвала сопротивление жителей города. — Bu eylem sayesinde şehirli nüfus direnişle tanışmış olur.
Arapçaحَضَرِيّ, مَدَنِيّ, مَدِينِيّ
ثانياً، قلت لإيما أن يكون للشخص معارف كثيرة فإنه أمر مبتذل. — İkincisi, Emma'ya şehirli sınıfının abartıldığını söyledim.
Farsçaشهری /ʃah.ˈriː/
civic · urban
köken: From شهر (šahr, “city”) + ـی (-i, “relative adjective suffix”).
Azericeşəhərli
Felemenkçeburger, poorter, stads-, stadsbewoner, stedelijk, stedeling (eril) /ˈbʏr.ɣər/
citizen, civilian · middle-class or bourgeois person, burgher
çekim: çoğul burgers
köken: From Middle Dutch burger, borger, from Old Dutch burgeri. By surface analysis, burg + -er.
aile: burgerachtig, burgerbestaan, burgerbevolking, burgerdeugd, burgerdienst, burgerdochter, burgerdode, burgerdom, burgerij, burgerinitiatief
Hij noemt zichzelf vaak een "urban Lenny". — Kendini "şehirli Lenny" olarak tanımlamaktadır.
Daarom zei hij tegen de burgers van Pnuël: […]
Portekizcecidadão (eril) /si.daˈdɐ̃w̃/
citizen · resident of a city · individual, person
çekim: çoğul cidadãos
köken: Inherited from Old Galician-Portuguese cidadão. By surface analysis, cidade (“city”) + -ão (“-an”). Compare Galician cidadán and Spanish ciudadano.
aile: cidadania, concidadão
Desde então, não pode sobreviver muito tempo fora do estômago de Mele. — Uzun bir müddet aşağı şehirli koyun ciğeri alamamış.
Yunancaαστικός, Ουρβανός
urban, civic · bourgeois
köken: Inherited from Ancient Greek ἀστικός (astikós), from ἄστυ (ástu, “town, city”).
Οι κάτοικοι του χωριού ήταν αγρότες. — Onlar şehirliydi biz ise köylüydük.
αστικό δίκαιο
αστική θέση
Japonca市民, 都市の /ɕimʲĩɴ/
citizen(s); townsperson/townspeople
aile: 市民薄明
都市の周辺にあり、農村に接する場所だった。 — Onlar şehirliydi biz ise köylüydük.
Korece도시의, 시민 /ˈɕʰi(ː)min/
citizens, citizenry · the residents of a city
eş: 주민
köken: Sino-Korean word from 市民, from 市 (“city”) + 民 (“populace”).
둘째, 저는 엠마에게 몰려다니는 것이 과대 평가되어 있다고 말했죠. — İkincisi, Emma'ya şehirli sınıfının abartıldığını söyledim.
a member of the bourgeoisie, a town-dweller, a citizen · a person who votes for, supports, or is a politician in a nonsocialist party · one of the four estates (nobility, priests, bourgeoisie, peasants)
çekim: çoğul borgares · tamlayan borgares
köken: From borg + -are, compare German Bürger.
aile: borgarbracka, borgarstånd, medborgare
För det andra sa jag till Emma att "stadsstammen" är överskattad. — İkincisi, Emma'ya şehirli sınıfının abartıldığını söyledim.
en borgare i Mercedes
Lehçemiastowy, miejski, mieszczanin /mjasˈtɔ.vɘ/
city; urban · someone from a city
çekim: karşılaştırma bardziej miastowy · üstünlük najbardziej miastowy
eş: miejski
köken: Etymology tree Proto-Indo-European *mey-? Proto-Indo-European *moyth₂- Proto-Slavic *-to Proto-Slavic *mě̀sto Old Polish miasto Polish miasto Proto-Indo-European *-usder. Proto-Indo-European *-osder. Proto-Slavic *-ovъ Old Polish -owy Polish -owy Polish miastowy From miasto + -owy. First attested in 1817. Compare Kashubian miastowi and Silesian miastowy.
aile: po miastowemu
Po drugie, powiedziałam, że więzi koleżeńskie są przeceniane. — İkincisi, Emma'ya şehirli sınıfının abartıldığını söyledim.
Ukraynacaгородя́нин, містяни́н, міськи́й, міща́нин
Якраз були підводи і ми приїхали в село. — Onlar şehirliydi biz ise köylüydük.
Hintçeनगरीय /nəɡ.ɾiː.jᵊ/
urban, municipal, civic
köken: From नगर (nagar, “city”) + -ईय (-īya, “related to”).
Fincekaupunkilainen, urbaani, Urpo /ˈkɑu̯puŋkilɑi̯nen/
citizen, townsman, townswoman, townsperson, urbanite (resident of a city)
çekim: çoğul kaupunkilaiset · tamlayan kaupunkilaisen
köken: kaupunki (“city”) + -lainen (“-er”)
aile: kaupunkilaisesti, kaupunkilaisittain, kaupunkilaistaa, kaupunkilaistua, kaupunkilaisuus, kaupunkilaisjärki, kaupunkilaiskulttuuri, kaupunkilaispoika, kaupunkilaistyttö, kaupunkilaisväestö
Se kutsuu itseään "Intian hiilipääkaupungiksi" . — Kendini "şehirli Lenny" olarak tanımlamaktadır.
city boy, city slicker, townie · bourgeois · municipal policeman (a member of a law enforcement agency of a municipality)
çekim: çoğul měšťáci · tamlayan měšťáka
eş: šosák, zpátečník, reakcionář, omezenec, zabedněnec, copař
köken: From město + -ák.
aile: měšťácký, měšťáček
- Nevěříme, že je z města. — Onun şehirli olduğuna inanmıyoruz.
a surname · a male given name
köken: Borrowed from Latin Urbānus, from urbānus (“of or belonging to a city”).
aile: orbáni, orbánizmus
Másodjára, elmondtam Emmának, hogy a városi banda túl van értékelve. — İkincisi, Emma'ya şehirli sınıfının abartıldığını söyledim.
İbraniceעירוני (eril)
municipal, urban, civic
çekim: çoğul עִירוֹנִים
היינו מכפר, היינו מזיח? — Onlar şehirliydi biz ise köylüydük.
Latinceoppidānus, Urbanus, urbānus /ʊrˈbaː.nʊs/
of or belonging to a city; urban · fond of, or devoted to cities · cultivated, sophisticated, polished, refined
çekim: karşılaştırma urbānior · üstünlük urbānissimus
köken: Etymology tree Latin urbs Proto-Indo-European *-nós Proto-Italic *-nos Latin -nus Latin -ānus Latin urbānus From urbs (“city”) + -ānus. Compare typologically cīvīlis (see there for more).
aile: inurbānus, suburbānus, urbānātim, urbānē, urbāniciānus, urbānitās, Urbānus
Dancaborger, bymæssig, bymand /ˈbɒːwʌ/
a citizen
çekim: çoğul borgere · tamlayan borgers
köken: See the etymology of the corresponding lemma form.
aile: borgerkrig, borgerlig, statsborger
Sympatisører af partiet er koncentrerede i den uddannede middelklasse i hovedstaden. — Partinin destekçileri şehirli orta sınıf ile kısıtlanmıştı.
Norveççebymann, bymessig
I 1151 sverget innbyggerne lojalitet til Siena. — 1151'de Grossetto şehirlileri Siena Cumhuriyeti'ne sadakat yemini ettiler.
Vietnamcađô thị, thành phố, thành thị, Ước Bang, Urbanô /ʔɗo˧˧ tʰi˧˨ʔ/
köken: Sino-Vietnamese word from 都市.
aile: đô thị hoá
Thứ hai, tôi đã nói với Emma rằng dân thành thị thường bị đánh giá thái quá. — İkincisi, Emma'ya şehirli sınıfının abartıldığını söyledim.
quy hoạch đô thị
khu đô thị
Bulgarcaгра́дски, гра́жданин
Второ, казах на Ема, че "градската компания" е надценена. — İkincisi, Emma'ya şehirli sınıfının abartıldığını söyledim.
townsman, burgher
köken: Etymology tree Slovak mest(ský) Slovak -šťan Slovak mešťan From mest(ský) (“city, town”) + -šťan.
A že komunity rovnako zmýšľajúcich ľudí sa preceňujú. — İkincisi, Emma'ya şehirli sınıfının abartıldığını söyledim.
Slovencekrajan, meščan, mesten, Urbàn
Novi trg je Lož pridobil mestne pravice leta 1477. — Şehir, "şehirlik haklarını" 1341 yılında kazanır.
Litvancamiestietis, Urbonas (eril) /¹ˈʊrboːnɐs/
a male given name, equivalent to English Urban
köken: From the Latin masculine name Urbanus.
1501 m. miesto meras prisiekė ištikimybę Šveicarijos Konfederacijai. — 1151'de Grossetto şehirlileri Siena Cumhuriyeti'ne sadakat yemini ettiler.
Etimoloji
Inherited from Ottoman Turkish شهرلو (şehirli). By surface analysis, şehir (“city”) + -li
Eş & Zıt Anlamlılar
Eş anlamlılar
Örnek Cümlelersehirli ile daha fazla örnek cümle →
Tom ve Mary aynı şehirliler.
Tom and Mary are from the same city.
Onun şehirli olduğuna inanmıyoruz.
We don't believe he's from the city.
Onlar şehirliydi biz ise köylüydük.
We had the houses, and we were warm.
Kendini "şehirli Lenny" olarak tanımlamaktadır.
He likes to call himself "an urban Lenny."
Partinin destekçileri şehirli orta sınıf ile kısıtlanmıştı.
The ten were added to the City Class.
İkincisi, Emma'ya şehirli sınıfının abartıldığını söyledim.
Second, I told Emma that the urban tribe is overrated.
Bu kültürle büyümüş şehirli çocuklar uygulamaya alışkındır.
The children, having been raised in the city and its culture, are used to the practice.
Bu yüzden mesele kırsallık ya da şehirlilik ile ilgili değil.
So it's really not even about urban versus rural.
Şehirli orta sınıf karaktere sahip aile ayrılmanın eşiğindedir.
The community continues to retain its middle-class character.
Zaferden sonra şehirli yetkililer çok sert cezalandırmalar uyguladılar.
After their victory, the city authorities took drastic punitive measures.
Şehirli elbiseleri içindeki iki adam ve bir kadın manzarayı izlemektedir.
Two men and a woman in town clothes gaze in wonder at the view.
Tom gibi bir şehirli züppenin bir çiftlikte yaşamaktan mutlu olacağını düşünüyor musun?
Do you think a city-slicker like Tom would be happy living on a farm?
Birleşik Kelimeler