tireless

3 hece
C2 seviye
EN → TR
"tireless" kelimesinin Türkçesi: yorulmaz, çok. faal tirelessly yorulmadan tirelessness yorulmama.. Anlamı, çevirisi, telaffuzu ve örnek cümleler aşağıdadır.

Çeviri

Genelyorulmaz
Genelçok. faal tirelessly yorulmadan tirelessness yorulmama.

Görsel

Aşıka Bağdat sorulmaz, ufukları aşar gider. Ümit yolcusu yorulmaz, baht izinde koşar gider.

Tanım

•characterized by hard work and perseverance

Diğer Dillerde

Almancaunermüdlich
Fransızcainlassable
İtalyancainstancabile
Rusçaбезуста́нный, неуста́нный, неутоми́мый
Azericeyorulmaz
Felemenkçeonvermoeibaar
Portekizceincansável
Japonca疲れを知らない
Ukraynacaневто́мний
Bulgarcaнеуморен
Galiçyacaincansábel
Ermeniceանդուլ
Esperantonelacigebla
Makedoncaбезу́морен, неу́морен
Sanskritçeअरमति

Etimoloji

Etymology tree English tire Proto-Indo-European *lewh₁- Proto-Indo-European *lewHs-der. Proto-Germanic *leusaną Proto-Germanic *lausaz Proto-Germanic *-lausaz Proto-West Germanic *-laus Old English -lēas Middle English -les English -less English tireless From tire (“to become sleepy or weary”) + -less.

Eş & Zıt Anlamlılar

Eş anlamlılar

Örnek Cümleler

Tom yorulmaz.
Tom is tireless.
Büyükbabam yorulmaz bir işçidir.
My grandfather is a tireless worker.
Sami altı yıl boyunca yorulmadan çalıştı.
Sami worked tirelessly for six years.
Yorulmak bilmeyen çabaları, ölüm oranını büyük ölçüde azaltır.
Her tireless efforts greatly reduce the mortality rate.
AB, vatandaşlarına adalet için her zaman yorulmadan çalışacaktır."
The EU will always work tirelessly for justice for its citizens."
Reklam mide bulantısı Bu, bir fikrin sürekli tekrarlanmasını içerir.
Ad nauseam This uses tireless repetition of an idea.
Kalp, düzenli olarak yorulmadan, büyük bir sadakat ile sürekli çarpar.
Well, the heart beats, rhythmically, tirelessly, faithfully.
Liderlerimiz usanmadan para biriktirmenin yollarını bulmaya çalışıyorlar.
Our leaders are working tirelessly to try and find ways to save money.
Kitabın kayıp parçalarını birleştirmeye çalışmışlar fakat başarılı olamamışlardır.
The two looked tirelessly for the missing parts of the book, but had no success.
William projesi üzerinde mükemmel bir şekilde tamamlanana kadar yorulmadan çalıştı.
William worked tirelessly on his project until it was completed to perfection.
Miloseviç döneminde Sırplar'ın tartışmaktan asla bıkmadıkları ortak bir meseleleri vardı.
In the Milosevic years, Serbs felt they had one common problem, which everyone discussed tirelessly.