stagnate

/ˈstæɡneɪt/2 hece
EN → TR
"stagnate" kelimesinin Türkçesi: durgunlaşmak, durgun olmak, durgunluk sebebinden bozulmak (su), atıl veya hareketsiz olmak, bitki gibi yaşamak. stagnation durgunluk.. Anlamı, çevirisi, telaffuzu ve örnek cümleler aşağıdadır.

Çeviri

Geneldurgunlaşmak
Geneldurgun olmak
Geneldurgunluk sebebinden bozulmak (su)
Genelatıl veya hareketsiz olmak
Genelbitki gibi yaşamak. stagnation durgunluk.

Tanım

•be idle; exist in a changeless situation

Diğer Dillerde

Almancastagnieren
Fransızcastagner
İspanyolcaestancar
İtalyancafermare, ristagnare
Farsçaراکد شدن
Portekizceestagnar
Yunancaλιμνάζω
İsveççestagnera
Macarcamegreked, pang, stagnál
Bulgarcaбездействам, застоявам се
Galiçyacaestañar, estiñar
Tamilceதேங்கு
Makedoncaзастојува, стагнира

Etimoloji

Borrowed from Latin stāgnātus, past participle of stāgnō (“cover the land as a lake, stagnate”), from stāgnum (“pond, swamp”).

Kelime Ailesi

stagnant
stagnation
stagnative
unstagnating

Eş & Zıt Anlamlılar

Eş anlamlılar

Örnek Cümleler

Akan su durgunlaşmaz.
Flowing water does not stagnate.
Aylık ücretler 131 euro civarrında kaldı.
Monthly salaries have stagnated at an average of 131 euros.
Birinci yıldan sonra, hastanın iyileşmesi durgunlaştı.
After the first year, the patient's recovery stagnated.
Ancak aksi bir durumda Bosna herhangi bir ilerleme sağlayamaz.
And otherwise Bosnia would just stagnate.
Almanya ekonomisi neredeyse 2000'li yılların başında durgunlaştı.
The German economy practically stagnated in the beginning of the 2000s.
Filipinler, 1990'ların başında durgun ekonomisini dışa açmaya başladı.
The Philippines only began to open up its stagnated economy in the early 1990s.
Bu salgının bir de Büyük Kuzey Savaşı'nın ardından yaşanınca, kent birden durakladı.
After the end of the Great Northern War the city stagnated.