sidewalk

/ˈsaɪdwɔːk/2 hece
noun
C1 seviye
EN → TR
"sidewalk" kelimesinin Türkçesi: kaldırım, yaya kaldırımı., yaya kaldırımı, yaya kaldırımı. Anlamı, çevirisi, telaffuzu ve örnek cümleler aşağıdadır.

Çeviri

Genelkaldırımnoun
Genelyaya kaldırımı.
Genelyaya kaldırımı
Genelyaya kaldırımı

Görsel

Kaldırım taşlı sokak fotoğrafı - tarihi kasabaBisikletli yolculuk bokeh ışıklı kaldırım fotoğrafıGün batımında ıslak kaldırım ve su birikintisi manzarasıŞehrin Ortasında Umut ve Dans: Büyüleyici 3D Kaldırım Sanatı Fotoğrafı

Tanım

•walk consisting of a paved area for pedestrians; usually beside a street or roadway

Diğer Dillerde

Fransızcatrottoir
İtalyancamarciapiede
Rusçaмостова́я, тротуа́р
Arapçaرَصِيف, طَوَار, طُوَار
Azericeküçə səkisi, səki
Özbekçeyoʻlka
Felemenkçestoep, voetpad
Portekizcecalçada, passeio
Korece보도, 인도
İsveççetrottoar
Lehçechodnik
Ukraynacaхідни́к
Hintçeपटरी, फुटपाथ, फ़ुटपाथ
Çekçechodník
Macarcagyalogjáró, járda
İbraniceמִדְרָכָה
Dancafortov
Norveççefortau
Endonezcetrotoar
Vietnamcavỉa hè
Bulgarcaпло́чник, тротоа́р

Etimoloji

Etymology tree Proto-Indo-European *seh₁-der. Proto-Germanic *sīdaz Proto-Germanic *sīdǭ Old English sīde Middle English side English side English walk English sidewalk From side + walk.

Kelime Ailesi

roll up the sidewalks
sidewalk artist
sidewalk cafe
sidewalk café
sidewalk chalk
sidewalk elevator
sidewalk library
sidewalk shed
sidewalk superintendent

Eş & Zıt Anlamlılar

Eş anlamlılar
footpath
footway
pavement
banquette
trottoir

Örnek Cümleler

Kaldırımlar yok.
There are no sidewalks.
Kaldırımlar bomboş.
The sidewalks are deserted.
Kaldırım kaygandır.
The sidewalk is slippery.
Tom kaldırıma baktı.
Tom looked down at the sidewalk.
Kathy Baker Kathy Baker
Kathy Baker at IMDb Kathy Baker at AllMovie Kathy Baker 2003 Interview on Sidewalks Entertainment
Kaldırım iyi korunmuştur.
The sidewalk is well maintained.
Kaldırımlar terk edilmiş.
The sidewalks are deserted.
Tom kaldırımdan aşağı indi.
Tom walked down the sidewalk.
Tom kaldırım boyunca yürüdü.
Tom walked along the sidewalk.
Kaldırımda bozuk para buldum.
I found a coin on the sidewalk.
Kaldırımda bir şemsiye vardı.
There was a sunshade over the sidewalk.
Tom kaldırımda bir şey gördü.
Tom saw something on the sidewalk.