shellfish

/ˈʃɛlˌfɪʃ/2 hece
C2 seviye
EN → TR
"shellfish" kelimesinin Türkçesi: kabuklular, kabuklu hayvan, (zool.) Mollusca.. Anlamı, çevirisi, telaffuzu ve örnek cümleler aşağıdadır.

Çeviri

Genelkabuklular
Genelkabuklu hayvan
Genel(zool.) Mollusca.

Tanım

•invertebrate having a soft unsegmented body usually enclosed in a shell

Diğer Dillerde

İspanyolcamarisco
İtalyancacrostaceo, mollusco
Rusçaмоллю́ск, ракообра́зное
Arapçaمَحَار
Farsçaصدفماهی
Felemenkçeschelpdier
Japonca甲殻類
Korece조개
İsveççeskaldjur
Lehçeskorupiak
Ukraynacaмолю́ск
Hintçeकस्तूरा
Macarcakagyló
Latinceconcha
Dancaskaldyr
Norveççeskalldyr
Endonezcekerang
Vietnamcaốc
Slovakçačlánkonožec, kôrovec, mäkkýš, mušľa
Taycaหอย
Katalancamarisc
Galcepysgodyn cragen
İrlandacasliogán
Malaycakerang-kerangan

Etimoloji

Inherited from Middle English schellefyssch, from Old English sċielfisċ. Equivalent to shell + fish.

Kelime Ailesi

shellfisher
shellfishery
shellfishing

Eş & Zıt Anlamlılar

Eş anlamlılar

Örnek Cümleler

Favori kabuklu deniz hayvanın nedir?
What's your favorite kind of shellfish?
Kabuklu deniz hayvanlarını sevmiyorum.
I don't like shellfish.
Kabuklu deniz hayvanlarına alerjim var.
I'm allergic to shellfish.
Eski vasiyetname kabuklu yemeyi yasaklar.
The Old Testament forbids eating shellfish.
Deniz kabuklarının öğütülmesiyle yapılır !
It's the melted fossils of shellfish from the ocean.
Kabuklu deniz hayvanlarına karşı alerjim var.
I'm allergic to shellfish.
Tom'un kabuklu deniz ürünlerine karşı alerjisi vardır.
Tom is allergic to shellfish.
Deniz ürünleri yedin mi? Diyelim ki, kabuklu deniz hayvanı.
Have you eaten seafood? Shellfish, let's say.
Jogae-jeonya ( 조개저냐 ) - kabuklu deniz ürünlerinden yapılır.
Jogae-jeonya (조개저냐) – made of shellfish.
Ben et, kabuklu deniz ürünleri, kümes hayvanları ya da et suyu yemem.
I don't eat meat, shellfish, poultry or gravy.
Deniz kabuklularıyla beslenmeleri sayesinde beyinleri daha da gelişti.
A diet of shellfish spurred further brain development.
Tom, Mary'nin kabuklu deniz hayvanlarını tüketmemesi gerektiğini biliyor.
Tom knows that Mary shouldn't eat shellfish.