Hemen hemen hiç su kaynağı yoktur.
They rarely leave the water except after a heavy rainstorm.
Bir yağmur fırtınasında yakalandık.
We got caught in a rainstorm.
Bir yağmur fırtınasında yakalandım.
I got caught in a rainstorm.
Bir beyin fırtınası öğretmenim var.
I have a brainstorm teacher.
Taksiler sağanak sırasında seyrekti.
Taxis are few and far between during a rainstorm.
Bu kış birçok yağmurlu fırtına yaşadık.
This winter we experienced many rainstorms.
Tom ve Mary biraz beyin fırtınası yaptı.
Tom and Mary did some brainstorming.
Tüm olasılıkları beyin fırtınası yapmalıyız.
We should brainstorm all the possibilities.
Bütün gece beyin fırtınası yaparak ayaktaydım.
I was up all night brainstorming.
Iste bu yeni fikirler uretmenin yolu, oyle degil mi?
That's what brainstorming is about, right?
Bir bahçe ki ona bol yağmur yağar, meyvelerini iki kat verir.
The rainstorm smiteth it and it bringeth forth its fruit twofold.
Fırtınaları görüp ölçmek istiyoruz -- tabii, beyin fırtınalarını.
We want to see and measure storms -- brainstorms, that is.