Bu dallar Badnik'te yakılacak.
The branches will be set aflame on Badnik.
Osmanlılar köyleri yağmaladılar ve sığırları götürdüler.
The Ottomans looted the villages and took away the cattle before setting them aflame.
Şöyle demişti: "Rabbim, işte karşındayım. Kemik gevşedi bende.
saying, 'O my Lord, behold the bones within me are feeble and my head is all aflame with hoariness.
"Rabbim," dedi, "Vücudumdaki kemik gevşedi, başım ağarıp tutuştu.
saying, 'O my Lord, behold the bones within me are feeble and my head is all aflame with hoariness.
Bütün bir mahalleyi alevler içinde seyrederken, korkmuştum." diyor.
Watching a whole neighbourhood aflame, I was scared," says Kostic.
Şöyle demişti: "Rabbim! Gerçekten kemiklerim zayıfladı, saçlarım ağardı.
saying, 'O my Lord, behold the bones within me are feeble and my head is all aflame with hoariness.
Rabbim, demişti, ben, bende kemik gevşedi; baş, ihtiyarlk aleviyle tutuştu.
saying, 'O my Lord, behold the bones within me are feeble and my head is all aflame with hoariness.
Rabbim! dedi, benden (vücudumdan), kemiklerim zayıfladı, saçım başım ağardı.
saying, 'O my Lord, behold the bones within me are feeble and my head is all aflame with hoariness.
Ostap'ı traktöre bağlar ve ateşe verir; Petro onu kurtarmaya çalışır ama ikisi de ölür.
He ties Ostap to the tractor and sets it aflame; Petro attempts to save him, but both die.