Sahte birisi."
She's an impostor."
Tom bir sahtekardır.
Tom is an impostor.
Dolandırıcı yakalandı.
The impostor has been caught.
Onun babası bir dolandırıcı.
His father is an impostor.
Bir dolandırıcı gibi hissediyorum.
I feel like an impostor.
Sen sahtekarları ortaya çıkarmalısın.
You must expose the impostors.
Sahtekarların maskesini düşürmelisin.
You must unmask the impostors.
Gördüğünde ise sahte olduğunu söylüyor.
When he sees her in person, he says it's an impostor.
"Çok sinir bozucu biri. Lee Seol bir sahtekâr."
Lee Seol is an impostor. ]
Bu insanlar arasında kendimi harf gibi görüyorum.
I feel like an impostor amongst all these people.
Acaba iyi birisi mi, yoksa bedenini satan bir fahişe mi?
Is she genuine, or is she an impostor?