elbow

/ˈɛl.bəʊ/2 hece
B2 seviye
EN → TR
"elbow" kelimesinin Türkçesi: dirsek, kılıksız, pejmürde, dirsek, ite kaka yol açmak.. Anlamı, çevirisi, telaffuzu ve örnek cümleler aşağıdadır.

Çeviri

Geneldirsek
Genelkılıksız
Genelpejmürde
Geneldirsek
Genelite kaka yol açmak.
Genelperişan. rub elbows with (tanınmış kimselerle) vakit geçirmek. up to the elbows çok meşgul
Genelişi başından aşmış.
Geneldirsekle itmek veya vurmak
Geneldirsek şekli. elbow grease (k.dili.) alın teri
Genelelinin altında. out at the elbows fakir
Genelemek. at his elbow yanı başında

Görsel

Kaşarlı Dirsek Makarna ve Kızarmış Bacon ile Lezzetli Akşam Yemeği SunumuBeton yolda tutulan gri pvc dirsek su tesisatı bağlantı malzemesi gösterimi

Tanım

•shove one's elbow into another person's ribs
•the joint of a mammal or bird that corresponds to the human elbow

Diğer Dillerde

Almancabut see mit dem Ellbogen stoßen, ellbögeln, Ellbogen, Ellbogenstoß, Rohrbogen
Fransızcacoude, coup de coude, jouer des coudes
İspanyolcacodazo, codo
Rusçaколе́но, ло́коть
Arapçaكُوع, كُوعٌ, مِرْفَق
Azericedirsək
Kazakçaшынтақ
Özbekçetirsak
Tatarcaтерсәк
Felemenkçeelleboog
Korece팔꿈치
İsveççearmbåga, armbåge
Lehçełokieć, uderzyć z łokcia
Ukraynacaлі́коть
Finceisku kyynärpäällä, käyttää kyynärpäitään, kierre, kyynärnivel, kyynärpää, mutka
Çekçeloket
Rumencecot, lovitură de cot
Macarcakönyök
İbraniceמַרְפֵּק
Dancaalbue
Norveççealbue seg, bend
Endonezcesiku
Vietnamcakhuỷu tay

Kelime Ailesi

elbow-deep
all-elbows
at one's elbow
at the elbow
bend one's elbow
bump elbows
collar and elbow
crook one's elbow
elbow and collar
elbow bone
elbow bump
Elbow Cay
elbow chair
elbow dip
elbow grease
elbow juice
Elbow Lake
elbow macaroni

Eş & Zıt Anlamlılar

Eş anlamlılar
Zıt anlamlılar

Örnek Cümleler

Dirseğini bükme.
Don't bend your elbow.
Dirseğimi incittim.
I hurt my elbow.
Dirseğimi bükmeyin.
Don't twist my elbow.
Sadece dirseğinden.
In the elbow.
Tom dirseğini soydu.
Tom skinned his elbow.
Dirseğim hâlâ acıyor.
My elbow still hurts.
Başı var. Ve dirseği.
And elbow.
Dirseklerine yaslandı.
He leaned on his elbows.
Tom dirseğime dokundu.
Tom touched my elbow.
- Dirseğimden vuruldum.
- I have been hit in the elbow.
Sağ dirseğim çok acıyor.
My right elbow hurts a lot.
Dirseğimi duvara çarptım.
I banged my elbow against the wall.