defraud
/dɪ.ˈfɹɔːd/2 hece
C2 seviye
EN → TR
"defraud" kelimesinin Türkçesi: dolandırmak, aldatmak, gadretmek, hakkını yemek, (slang) üç kâgıda getirmek.. Anlamı, çevirisi, telaffuzu ve örnek cümleler aşağıdadır.
Çeviri
Geneldolandırmak
Genelaldatmak
Genelgadretmek
Genelhakkını yemek
Genel(slang) üç kâgıda getirmek.
Tanım
•deprive of by deceit
Diğer Dillerde
Almancabetrügen, erschwindeln
Fransızca(fam) arnaquer, escroquer
İtalyancafrodare
Rusçaвыма́нивать, вы́манить, моше́нничать, обману́ть, обма́нывать
Japonca詐取する, 騙し取る, 騙取する
İsveççeavlura, bedraga
Hintçeठगना
Fincehuijata
Latincefraudō
Bulgarcaизмамвам
Katalancaestafar
Esperantofraŭdi
Makedoncaи́змами
Malayalamcaപറ്റിക്കുക, വഞ്ചിക്കുക
Etimoloji
From Middle English defrauden, from Old French defrauder, from de- + frauder.
Kelime Ailesi
undefrauded
Örnek Cümleler
O, benim mal varlığımı elimden aldı.
She defrauded me of my property.
Fakat bu konuda da hapishane müdürü onu aldatır.
Unfortunately the buyer defrauded her.
Allah sizinledir; amellerinizi asla yitirmeyecektir.
And Allah is with you, and He will not defraud you of your works.
Efrayim tüccardır, Hileli terazi kullanır, Aldatmayı sever.
A merchant has dishonest scales in his hand. He loves to defraud.
Allah sizinle beraberdir. O amellerinizi asla eksiltmeyecektir.
And Allah is with you, and He will not defraud you of your works.
ALLAH sizinle beraberdir ve işlediklerinizi ziyan etmeyecektir.
And Allah is with you, and He will not defraud you of your works.
Allah, sizinle beraberdir; O, sizin amellerinizi asla eksiltmez.
And Allah is with you, and He will not defraud you of your works.
Allah sizinle beraberdir. O sizin amellerinizi eksiltmeyecektir.
And Allah is with you, and He will not defraud you of your works.
Allah sizinle beraberdir, O sizin amellerinizi zayi etmeyecektir.
And Allah is with you, and He will not defraud you of your works.
"Organize suç örgütleri tarafından dolandırılmadan bunu nasıl yaparım"dı.
It was, "How do I do that without being defrauded by organized crime?"
İki erdemli kulumuzun nikahı altında bulunuyorlardı; ancak onlara ihanette bulundular.
They were under two of our righteous bondmen; then they defrauded them.
Bu ikisi, kullarımızdan iki Salih kulun (nikahı) altında idiler, onlara hiyanet ettiler.
They were under two of our righteous bondmen; then they defrauded them.