bereave

2 hece
EN → TR
"bereave" kelimesinin Türkçesi: mahrum etmek, merhametsizce elinden almak bereavement mahrumiyet. bereft mahrum edilmiş. the bereaved geriye kalan.. Anlamı, çevirisi, telaffuzu ve örnek cümleler aşağıdadır.

Çeviri

Genelmahrum etmek
Genelmerhametsizce elinden almak bereavement mahrumiyet. bereft mahrum edilmiş. the bereaved geriye kalan.

Tanım

•deprive through death

Diğer Dillerde

Almancaberauben
Fransızcaarracher
İtalyancaprivare
Rusçaлиша́ть, отнима́ть
Felemenkçeberoven, ontnemen
Portekizceespoliar
İsveççeberöva, frånta
Finceriistää
Çekçepřipravit pf o co
Macarcamegfoszt
Latinceprīvō, spoliō, viduō
Dancaberøve
Bulgarcaлишавам от, отнемам
Taycaพราก
İzlandacaræna, svipta, svipta ástvinum

Kelime Ailesi

bereavable
bereavement
bereaver

Örnek Cümleler

O, oğlundan yoksun bırakıldı.
He was bereaved of his son.
Kaza onu kocasından yoksun bıraktı.
The accident bereaved her of her husband.
Bay Smith karısından yoksun bırakıldı.
Mr Smith was bereaved of his wife.
Bandırma'dan Eşme'ye oradan da Akçaköy'e gelmişlerdir.
They ranged from the upbeat to the loneliness of bereavement.
Ayrıca, yas ya da matem sürecinden de bahsetmeyeceğiz.
We're not going to talk about the process of grieving or bereavement.
Mahlon da, Kilyon da öldü. Böylece kocasıyla iki oğlunu yitiren Naomi yapayalnız kaldı.
Mahlon and Chilion both died, and the woman was bereaved of her two children and of her husband.
Bundan böyle artık sen insan yemeyecek, ulusunu çocuksuz bırakmayacaksın. Egemen RAB böyle diyor.
therefore you shall devour men no more, neither bereave your nation any more, says the Lord Yahweh;