O, çok kalpsiz.
He is so heartless.
Sami kalpsizdir.
Sami was heartless.
Sami yüreksizdir.
Sami was heartless.
O zalim ve kalpsiz.
She's cruel and heartless.
Fadıl kalpsiz bir sosyopattır.
Fadil is a heartless sociopath.
Senin kalpsiz olduğunu sanmıyorum.
I don't think you're heartless.
Dan katı yürekli görünmek istemiyor.
Dan doesn't want to look heartless.
Onun öyle söylemesi onun kalpsizliği.
It is heartless of him to say so.
Nasıl bu kadar kalpsiz olabiliyorsun?
How can you be so heartless?
Tom nasıl bu kadar katı yürekli olabilir?
How could Tom be so heartless?
Sami soğuk ve kalpsiz bir şekilde öldürüldü.
Sami was killed in a cold and heartless way.
TYBALT, sanat sen bu kalpsiz Hinds arasında çizilir?
TYBALT What, art thou drawn among these heartless hinds?