Ana içeriğe geç
Sözlük
/
tutulur

tutulur

C2 seviye
TR → EN
↔ ters çevir
"tutulur" kelimesinin İngilizcesi: tangible. Anlamı, çevirisi, telaffuzu ve örnek cümleler aşağıdadır.

Çeviri

Geneltangible

Görsel

Masum Beagle Köpeği Yıkama Sırasında Birinin Elleriyle Tutulurken Yakın Çekim

Atasözü & Deyim

“Zeyrek kuş iki ayağından tutulur”
“Hayvan yularından, insan ikrarından (sözünden) tutulur”
“Selin ağzı tutulur, elin ağzı tutulmaz”

Diğer Dillerde

so gestaltet, dass etwas gut mit dem Verstand erfasst werden kann
Diese sind nummeriert. — Bu sayılar tutulur.
İspanyolcapalpable, tangible /palˈpable/
palpable
eş: tangible, claro, evidente, ostensible, palmario, patente
köken: Borrowed from Late Latin palpābilis.
aile: palpablemente
Las páginas están numeradas. — Bu sayılar tutulur.
İtalyancapalpabile, tangibile /palˈpa.bi.le/
palpable, tangible
eş: toccabile, tangibile, materiale, reale, concreto, chiaro
zıt: impalpabile
köken: Borrowed from Late Latin palpābilis.
aile: palpabilità, palpabilmente
E legato da mille catene. — Zincirlerle bağlı tutulur.
سفولة اليمنه. — Sol elle tutulurdu.
Farsçaملموس /mal.ˈmuːs/
tangible
köken: Borrowed from Arabic مَلْمُوس (malmūs).
Felemenkçebegrijpelijk, concreet, tastbaar /bə.ˈɣrɛi̯.pə.lək/
understandable
çekim: karşılaştırma begrijpelijker · üstünlük begrijpelijkst
köken: From Middle Dutch begripelijc. Equivalent to begrijpen + -e- + lijk.
aile: begrijpelijkerwijs, begrijpelijkheid, onbegrijpelijk
Heden ten dage is hij toetsenist. — Bu günde oruç tutulur.
Portekizcetangível /tɐ̃ˈʒi.vew/
tangible; touchable (able to be touched or felt; perceptible by the sense of touch) · tangible (possible to be treated as fact; real or concrete)
zıt: intangível, intocável
köken: Learned borrowing from Latin tangibilis (“tangible; touchable”), from tangō (“to touch”), from Proto-Indo-European *teh₂g- (“to touch”). By surface analysis, tanger + -ível.
Peixinho do mar Fiquem com ele! — Gölde balık da tutulur.
tactile, sensible, perceptible · significant, marked, noteworthy
eş: αντιληπτός, μεγάλος, αξιόλογος, έκδηλος, φανερός
köken: From Ancient Greek αἰσθητός (aisthētós), related to αἰσθάνομαι (aisthánomai, “to perceive, understand”).
Η & ενέργεια επαναλαμβάνεται αν το πλήκτρο μένει πατημένο — Bu düğme basılı tutulursa eylem tekrarlar
done with the hands, physical (often in a rough manner) · palpable
köken: hand (“hand”) + gripa (“grip”) + -lig (“-ly”)
Medaljerna var fästa med kedjor. — Zincirlerle bağlı tutulur.
taki, którego można dotknąć
eş: namacalny, dotykowy, haptyczny, uchwytny, wyczuwalny, wyrazisty
Należy przechowywać w chłodnym miejscu. — Kap serin bir yerde tutulur.
corporeal, tangible, material
çekim: karşılaştırma aineellisempi · üstünlük aineellisin
zıt: aineeton
köken: ainee- + -llinen
aile: aineellisesti, aineellistaa, aineellistua, aineellistuma, aineellisuus
Vangittu aika. — Yaşı gizli tutulur.
palpable
köken: Borrowed from French palpable. Equivalent to palpa + -bil.
Apoi, șicanele s-au tinut lanț. — Zincirlerle bağlı tutulur.
material · monetary, pecuniary, financial
çekim: karşılaştırma anyagibb · üstünlük leganyagibb
köken: From anyag + -i (adjective-forming suffix).
aile: anyagias, anyagilag
Marie Claire Impresszum. — Michael Claire'e tutulur.
İbraniceמוחשי
כמו בתוך סיר מלא בחלב. — Bu yüzden su dolu şişe içinde tutulur.
Latincetactilis /ˈtaːk.tɪ.lɪs/
tangible
köken: From tāct- (perfect passive participial stem of tangō (“to touch”)) + -ilis (suffix forming adjectives).
concrete · characterized by concretism
çekim: çoğul konkreter · tamlayan konkrets
zıt: abstrakt
köken: From Latin concrētus.
aile: konkretion, konkretisere, konkretisme, konkretist, ukonkret
Men det er godt betalt. — İyi para elde tutulur.
Da Venstre sprakk. — Sol elle tutulurdu.
material, corporeal, physical, substantial, tangible
çekim: karşılaştırma по́-веще́ствени · üstünlük на́й-веще́ствени
köken: From вещество́ (veštestvó) + -ен (-en).
Затова ще получа добри пари. — İyi para elde tutulur.
веще́ствен свят
Esperantopalpebla

Örnek Cümleler

Ay tutulur,
The moon eclipsed,
Yaşı gizli tutulur.
The Queanbeyan Age.
Bu sayılar tutulur.
These figures are arranged.
Karşılama elle tutulur.
The cope is palpable.
Bu Tom'dan gizli tutulur.
It's kept secret from Tom.
Elle tutulur bir şey yap.
Do something useful.
Michael Claire'e tutulur.
She's read Marie Claire.
Bu, Tom'dan gizli tutulur.
It's a secret from Tom.
Kayıtlar dakika dakika tutulur.
Records, including minutes.
Maymunlar kafeslerde tutulurlar.
Monkeys are kept in cages.
Yine Mart'ın 14'ünde gün tutulur.
Retrieved March 14.
Ve her taraftan atışa tutulurlar;
They would be struck from all sides
tutulur ile daha fazla örnek cümle →
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod