Ana içeriğe geç
Sözlük
/
sınırdışı

sınırdışı

C2 seviye
TR → EN
↔ ters çevir
"sınırdışı" kelimesinin İngilizcesi: deportation. Anlamı, çevirisi, telaffuzu ve örnek cümleler aşağıdadır.

Çeviri

Geneldeportation

Diğer Dillerde

deportation
çekim: çoğul Abschiebungen · tamlayan Abschiebungen
eş: Ausweisung, Ausschaffung, Wegweisung
köken: From abschieben + -ung.
CROWLEY:.. ...die Idee Self-deportation? \ ROMNEY: — Crowley: Kendi kendini sınırdışı etmek konusunda?
Fransızcadéportation (dişil) /de.pɔʁ.ta.sjɔ̃/
deportation · internment (in a concentration camp)
çekim: çoğul déportations
eş: transportation
köken: Learned borrowing from Latin dēportātiō. By surface analysis, déporter + -ation.
Elle était notamment fréquentée par les jeunes femmes enceintes. — Hamile genç kadınların sınırdışı edildikleri örnekler de yaşanmıştır.
İspanyolcadeportación (dişil) /depoɾtaˈθjon/
deportation
çekim: çoğul deportaciones
köken: From deportar + -ción.
Se rindió después de la caída de Bristol y fue desterrado de Inglaterra. — Bristol'ün düşmesinden sonra teslim olacak ve İngiltere'den sınırdışı edilecektir.
İtalyancadeportazione (dişil) /de.por.tatˈt͡sjo.ne/
deportation
çekim: çoğul deportazioni
köken: From Latin dēportātiōnem.
Оставшееся там немецкое население было почти полностью изгнано. — Bölgede yaşayan Alman yurttaşlar gözaltına alındı ve daha sonra sınırdışı edildiler.
Arapçaطَرْد
تم العفو عنهم وأطلق سراحهم بعد عامين في السجن. — Daha sonra sınırdışı edilmiş ve 2 yıl hapis yatmıştır.
Azericedeportasiya
Özbekçedeportatsiya
Felemenkçedeportatie (dişil) /ˌdeː.pɔrˈtaː.(t)si/
deportation
çekim: çoğul deportaties
köken: Borrowed from Middle French déportation, from Latin dēportātiō. Equivalent to deporteren + -atie.
De SEK organiseerde de grootste en snelste deportatie van de Holocaust. — SEK, Holokost'un en büyük ve en hızlı sınırdışı edilmesini organize etti.
Portekizcedeportação (dişil) /de.poʁ.taˈsɐ̃w̃/
deportation (act of deporting or exiling)
çekim: çoğul deportações
eş: banimento, desterro, expulsão, remoção forçada
Foi dissolvida em 1964. — 1964 yılında sınırdışı edildi.
Yunancaαπέλαση (dişil)
deportation, expulsion
çekim: çoğul απελάσεις · tamlayan απέλασης
Τον Οκτώβριο του 1938 όλοι οι Εβραίοι πολίτες εκδιώχθηκαν από το Ρότενμπουργκ. — Ekim 1938 yılında, Rothenburg'da yaşayan Yahudi vatandaşlar sınırdışı edildiler.
Japonca追放 /t͡sɨiho̞ː/
expulsion · banishment, deportation, exile
çekim: geçmiş 追放した
köken: Sinicization of 追(お)い放(はな)つ (oihanatsu).
彼の作品は旧ソ連下で公開禁止であったため、1979年にフランスに移住。 — Siyasi faaliyetlerinden ötürü 1979'da Çekoslovakya'dan sınırdışı edildi ve Fransa'ya gitti.
Korece추방 /t͡ɕʰuba̠ŋ/
expulsion
köken: Sino-Korean word from 追放.
aile: 추방하다, 추방되다
사용자를 대화방에서 추방
İsveççeutvisning /²ʉːtˌviːsnɪŋ/
expulsion, deportation (from a country or territory) · ejection, dismissal (the removal of a participant from a contest due to a violation of the sport's rules)
çekim: çoğul utvisningar · tamlayan utvisnings
köken: utvisa + -ning
aile: utvisningsbeslut
Ebisu betraktades som fiskarnas och handelsmännens beskyddare och förespråkade hårt arbete. — Blanc'ın işçileri savunması ve işçi taraftarı olmasına rağmen sınırdışı edilenlerden oldu.
Lehçedeportacja (dişil) /dɛ.pɔrˈta.t͡sja/
deportation
çekim: çoğul deportacje · tamlayan deportacji
eş: zesłanie, zsyłka, wydalenie
köken: Borrowed from English deportation, French déportation, or German Deportation, from Latin dēportātiō.
aile: deportacyjny
Ich dążenie do opuszczenia Niemiec jest pilne. — Almanya'ya sınırdışı etme bu amaca hizmet eder.
Він здався після падіння Бристоля й був вигнаний з Англії. — Bristol'ün düşmesinden sonra teslim olacak ve İngiltere'den sınırdışı edilecektir.
Hintçeनिर्वासन, प्रत्यर्पण (eril) /nɪɾ.ʋɑː.sən/
banishment, exile · expelled, deported · murder, slaughter
çekim: çoğul निर्वासनों
köken: Borrowed from Sanskrit निर्वासन (nirvāsana).
verbal noun of karkottaa · banishing, exiling · deporting
çekim: çoğul karkottamiset · tamlayan karkottamisen
köken: karkottaa + -minen
Maria jätti Oskun tämän takia. — Maria Christina bu amaçla Cizvitleri sınırdışı etti.
Çekçedeportace
nucené přemístění jedné či mnoha osob
eş: odsun
Vyřazen byl roku 1964. — 1964 yılında sınırdışı edildi.
Rumencedeportare (dişil)
deportation
çekim: çoğul deportări · tamlayan deportări
köken: From deporta + -re.
În ianuarie 1987 a fost introdusă și o politică de deportare pentru a îi intimida pe activiști. — Ocak 1987’de göstericileri korkutmak adına sınırdışı/sürgün politikası gündeme geldi.
Fedák Sárit, büntetése letöltése után ide telepítették ki. — Yabancı, cezasını çektikten sonra da sınırdışı edilir.
İbraniceגירוש
ב-1985 עזב היהודי האחרון שחי בחרבין. — Ekim 1938 yılında, Rothenburg'da yaşayan Yahudi vatandaşlar sınırdışı edildiler.
Dancadeportation
deportation, banishment
çekim: çoğul deportationer · tamlayan deportations
Norveççedeportasjon
Arafat kom ikke tilbake til Libanon etter dette, selv om flere av Fatahs krigere gjorde det. — Arafat ikinci sınırdışı edilmesinden sonra bir daha Lübnan'a dönmedi ama birçok el-Fetih savaşçısı geri döndü.
Endonezcedeportasi /deporˈtasi/
deportation
çekim: çoğul deportasi-deportasi
köken: Borrowed from Dutch deportatie, from Middle French déportation, from Latin dēportātiō.
aile: mendeportasi, mendeportasikan, pendeportasi, pendeportasian, deportasi imigran, deportasi imigrasi, deportasi migran, deportasi paksa
Ia menyerah setelah jatuhnya kota Bristol dan lalu diasingkan dari Inggris. — Bristol'ün düşmesinden sonra teslim olacak ve İngiltere'den sınırdışı edilecektir.
Vietnamcasự trục xuất
Sau khi bị giam giữ vài ngày, ông bị trục xuất đến Trung Quốc theo chỉ thị của chính phủ Nhật Bản. — Birkaç gün gözaltında tutulduktan sonra, Japon hükümetinin talimatı üzerine Çin'e sınırdışı edildi.
Повечето германски граждани, пребиваващи в тези райони, впоследствие са отчуждени и експулсирани. — Bölgede yaşayan Alman yurttaşlar gözaltına alındı ve daha sonra sınırdışı edildiler.

Örnek Cümleler

Sınırdışı edildim.
I was deported.
Ben sınırdışı ediliyorum.
I'm being deported.
Tom şimdi sınırdışı edilebilir.
Tom may now be deported.
Almanya'ya sınırdışı etme bu amaca hizmet eder.
Deportation to Germany serves this purpose.
Iraklı Diplomatlar Romanya'dan Sınırdışı Edildi
Iraqi Diplomats Expelled from Romania
Kendi kendini sınırdışı etmek konusunda? Romney:
CROWLEY: ...the idea of self-deportation?\ ROMNEY:
Birçok Yahudi Almanlar tarafından sınırdışı edildi.
Many Jews were expelled by the Germans.
Sınırdışı edilenlerin masrafları kendilerine aittir.
Thus, those who are wealthy should give some of their wealth to those living in destitution.
Sınırdışı edilen kurbanların akibeti ise bilinmiyor.
The fate of the deported victims is unknown.
Yabancı, cezasını çektikten sonra da sınırdışı edilir.
Foreign nationals are also deported after punishment.
Sınırdışı edilen sahte din adamı Cemail (Kastriot) Duka. [Arşiv]
Deported rogue cleric Xhemajl (Kastriot) Duka. [File]
Kurbanlar, gözaltına alınıp sorgulandıktan sonra sınırdışı edildi.
The victims were deported after being detained and brought before a prosecutor for questioning.
sınırdışı ile daha fazla örnek cümle →

İlgili / Bileşik Terimler

Geneldeport
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod