Ana içeriğe geç
Sözlük
/
gıdık

gıdık

"gıdık" kelimesinin İngilizcesi: jowl. Anlamı, çevirisi, telaffuzu ve örnek cümleler aşağıdadır.

Çeviri

Geneljowl

Tanım

(Giresun ağzı) Fındık toplamakta kullanılan küçük sepet
(Malatya ağzı) keçi yavrusu, oğlak
Çene altı, gerdan
Keçi yavrusu, oğlak
Genel olarak kilolu insanlarda çenenin altındaki tombulluk

Diğer Dillerde

AlmancaBacke, Wange (dişil) /ˈbakə/
cheek (on the face) · jaw (of a tool)
çekim: çoğul Backen · tamlayan Backen
eş: Backentasche, Gesäßbacke, Gesäßhälfte, Hinterteil, Hinterbacke, Pobacke
köken: Etymology tree Old High German backo Middle High German backe German Backe From Middle High German backe, from Old High German backo. Further origin uncertain; note, however, the similarity to Ancient Greek φᾰγεῖν (phăgeîn, “eat”), from Proto-Indo-European *bʰeh₂g- (“to divide, distribute”) (though the same non-trivial semantic shift occurring in two independent branches is unlikely), as well as…
aile: die Backen vollnehmen, Backpfeife
Wie ein Kitzelgefühl?Gıdıklanma hissi gibi mi?
Fransızcababine, bajoue, joue, mâchoire (dişil) /ba.bin/
prominent or pendulous animal lip (of camel, monkey etc.) · (human) lip
çekim: çoğul babines
köken: From Middle French babine (“lip”), probably of Germanic origin, compare dialectal German Bäppe (“lips, muzzle”), Middle High German beffen (“to scold, bicker”). Compare also French babouin.
aile: se lécher les babines
Comme un picotement?Gıdıklanma hissi gibi mi?
İspanyolcapapada (dişil) /paˈpada/
double chin · dewlap, wattle
çekim: çoğul papadas
köken: From papo, from Latin pappus (“pappus”).
Él me hace cosquillas en los pies.O ayaklarımı gıdıklıyor.
İtalyancaguancia, mascella (dişil) /ˈɡwan.t͡ʃa/
cheek (the soft skin on each side of the face)
çekim: çoğul guance
eş: gota, viso, volto
köken: From Vulgar Latin *guancia, borrowed from Lombardic *wankja, from Proto-Germanic *wangô (“cheek”). Compare Old High German wanga (modern German Wange). Doublet of gargia.
aile: guancétta, guanciale, guancina, guancióne
Come una specie di solletico?Gıdıklanma hissi gibi mi?
Rusçaподбородок (eril) /pədbɐˈrodək/
chin
çekim: çoğul подборо́дки · tamlayan подборо́дка
eş: борода
köken: From под- (pod-) + борода́ (borodá) + -ок (-ok). Compare Polish podbródek, Belarusian падбаро́дак (padbaródak), Serbo-Croatian pòdbradak / по̀дбрадак. Compare also Ukrainian підборі́ддя (pidboríddja).
Щекочущее ощущение?Gıdıklanma hissi gibi mi?
Ра́йский сиде́л це́лый час, как уби́тый, над обры́вом, на траве́, положи́в подборо́док на коле́ни и закры́в го́лову рука́ми.
Felemenkçewang (dişil) /ʋɑŋ/
cheek
çekim: çoğul wangen
eş: koon
köken: From Middle Dutch wange, from Old Dutch *wanga, from Proto-West Germanic *wangā, from Proto-Germanic *wangô (“cheek”), from Proto-Indo-European *wenǵ- (“neck, cheek”).
aile: appelwang, roodwangara, wangzak, witwanghoenderkoet, witwangstern
Een kietelende sensatie?Gıdıklanma hissi gibi mi? Nicole:
İsveççekäke, underkäke (mandible) /²ɕɛːkɛ/
a jaw · a mandible (of an arthropod)
çekim: çoğul käkar · tamlayan käkes
köken: From Old Swedish kæke, probably borrowed from Middle Low German kêke, from Old Saxon *kioka, from Proto-West Germanic *keukā. Cognate with Danish kiæge, Norwegian kjake, English choke, cheek (from Old English ċēoce (“jaw”)).
aile: överkäke, underkäke, käkben
Jag är kittlig.Ben gıdıklanırım.
Fincealaleuka, leuka, leukanahka /ˈɑlɑˌleu̯kɑ/
lower jaw, mandible
çekim: çoğul alaleuat · tamlayan alaleuan
köken: From ala- + leuka. Compare Estonian alalõug.
aile: alaleuanluu, alaleukahermo, alaleukalihas, alaleukaluu
Narukerä karsintaan.Gıdıklayarak uyarılırlar.
Çekçečelist, lalok, podbradek, sanice, tvář (dişil) /ˈt͡ʃɛlɪst/
jaw (one of the bones, usually bearing teeth, which form the framework of the mouth)
çekim: çoğul čelisti · tamlayan čelisti
eş: dolní, sanice
köken: Inherited from Old Czech čeľust, from Proto-Slavic *čeľustь.
aile: čelistní, někomu spadla čelist
Usoudili jsme, že nejvhodnější by bylo začít lechtáním.Size en kesin örneği vererek başlayacağım: gıdıklanmak.
horní čelist
dolní čelist
Dancakæbe
Man kan næsten mærke hans blå pels der kilder ens næse.Mavi tüylerinin burnunuzu gıdıkladığını cidden hissedebiliyorsunuz.
Bulgarcaгуша, челюст (dişil) /ˈɡuʃɐ/
neck · throat, gullet · goitre
çekim: çoğul гу́ши
köken: Borrowed from Romanian guşă, from Vulgar Latin geusiae (“throat”) (of Celtic origin).
Нещо като гъделичкане?Gıdıklanma hissi gibi mi?
Galiçyacabarbada /baɾˈβaðʊ/
feminine singular of barbado
çekim: çoğul barbadas
köken: From Latin barbata (“bearded”).
cheek
çekim: çoğul ლოყები
köken: Akin to Mingrelian ლაჸვა (laʾva).
aile: ლოყები ზედ ასკდება

Örnek Cümleler

Ben gıdıklanırdım.
I used to be ticklish.
Tom gıdıklanabilir.
Tom may be ticklish.
Sen gıdıklanır mısın?
Are you ticklish?
Yapma, gıdıklanıyorum.
Stop. That tickles.
Geçen gün gıdıklandım.
I got tickled the other day.
Beni gıdıklamayı bırak!
Stop tickling me!
Örümcek beni gıdıklıyor.
The spider tickles me.
Dur! Beni gıdıklıyorsun!
Stop! You're tickling me!
Kendini gıdıklayamazsın.
You can't tickle yourself.
Tom kolayca gıdıklanmaz.
Tom isn't ticklish.
Solucanlar gıdıklanır mı?
Are earthworms ticklish?
Gıdıklanarak uyarılırlar.
But be warned.
gıdık ile daha fazla örnek cümle →
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod