Ana içeriğe geç
Sözlük

gıdık ile cümle

gıdık kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
ÖRNEK CÜMLE
5
HARF
2
HECE
5
ORT. KELİME
Kendini gıdıklayamazsın.You can't tickle yourself.
Neden Mary'yi gıdıklıyorsun?Why are you tickling Mary?
Yapma, gıdıklanıyorum.Stop. That tickles.
Dur! Beni gıdıklıyorsun!Stop! You're tickling me!
Beni gıdıklamayı bırak!Stop tickling me!
Sen gıdıklanır mısın?Are you ticklish?
Örümcek beni gıdıklıyor.The spider tickles me.
Geçen gün gıdıklandım.I got tickled the other day.
Tom Mary'yi gıdıklamaya başladı.Tom began to tickle Mary.
Tom, Mary'den onu gıdıklamasını rica etmiş.Tom asked Mary to stop tickling him.
Tom Mary'den onu gıdıklamaktan vazgeçmesini istedi.Tom asked Mary to stop tickling him.
Solucanlar gıdıklanır mı?Are earthworms ticklish?
Tom gıdıklanabilir.Tom may be ticklish.
Tom Mary’ye John’un gıdıklamadığını düşündüğünü söyledi.Tom told Mary that he thought John wasn't ticklish.
Tom'un gıdıklanıp gıdıklanmadığını bilmiyorum.I wonder if Tom is ticklish.
Tom'un gıdıklandığını biliyorum.I know that Tom is ticklish.
Tom Mary'ye gıdıklandığını söyledi.Tom told Mary that he was ticklish.
Tom Mary'nin gıdıklanır olduğunu söyledi.Tom said Mary is ticklish.
Tom bana gıdıklandığını söyledi.Tom told me he was ticklish.
Ben gıdıklanırdım.I used to be ticklish.
Tom kolayca gıdıklanmaz.Tom isn't ticklish.
Tom Mary'nin çok gıdıklandığını söyledi.Tom said that Mary was very ticklish.
Tom Mary'nin gıdıklandığını söyledi.Tom said that Mary is ticklish.
Tom gıdıklandığımı biliyor.Tom knows that I'm ticklish.
Tom'un gıdıklanıp gıdıklanmadığını merak ediyorum.I wonder whether or not Tom is ticklish.
Tom gerçekten gıdıklanır olduğunu söyledi.Tom said that he was really ticklish.
Tom gıdık aldığını söyledi bana.Tom told me he's ticklish.
Tom onu gıdıklamaya devam etti.Tom continued to tickle her.
Tom, Mary'yi kıkırdatana kadar gıdıkladı.Tom tickled Mary until she squealed.
Mary küçük kardeşini gıdıkladı.Mary tickled her little brother.
Onun kaburgalarını gıdıkladı.He tickled her ribs.
Birbirlerini gıdıklıyorlardı.They tickled each other.
Neden kendimizi gıdıklayamayız?Why can't we tickle ourselves?
Dizlerimin arkasından gıdıklanıyorum.I'm ticklish behind my knees.
Dizlerimin arkasından gıdık alıyorum.I'm ticklish behind my knees.
(Dokunma Gıdıklanırım)) (1972).Streik! (1972).
Bir çalışmada, insan ve bonobo bebekleri gıdıklanarak çıkardıkları sesler kaydedildi.One study analyzed sounds made by human babies and bonobos when tickled.
Gıdıklanarak uyarılırlar.But be warned.
Gökkuşağı yılanı onları gıdıklayıp güldürdü.The prairie dogs laugh and curse at him.
Gıdıklanma hissi gibi mi?KB: Like a tickling sensation?
O, elinde uzun bir süpürge tutan oldu zamandan beri, o gıdıklamak için çalıştıSince she happened to be holding the long broom in her hand, she tried to tickle
Mavi tüylerinin burnunuzu gıdıkladığını cidden hissedebiliyorsunuz.You can practically feel his blue fur tickling your nose.
Gıdıkla Beni Elmo'dan sonra en ünlü peluş oyuncak.He is the most famous stuffed toy since Tickle Me Elmo
Gerçek patron şu gıdıklamayı yapabilen kişi.The real boss is the one that does the tickling. [Coco laughing]
Bu sayede yunuslar belli bir uzaklıktan vızıldayarak birbirlerini gıdıklayabilirler.So dolphins can buzz and tickle each other at a distance.
"Bizi delerseniz, kan akıtmaz mıyız, ve bizi gıdıklarsanız, gülmez miyiz?""If you prick us, do we not bleed, and if you tickle us, do we not laugh?"
O, elinde uzun bir süpürge tutan oldu zamandan beri, o gıdıklamak çalıştıSince she happened to be holding the long broom in her hand, she tried to tickle
Size en kesin örneği vererek başlayacağım: gıdıklanmak.And so we decided the most obvious place to start was with tickling.
Uzun zamandır biliniyor ki, başkaları sizi gıdıklayabilirken siz kendi kendinizi gıdıklayamazsınızIt's been known for a long time, you can't tickle yourself as well as other people can.
Ve sonra deneklerimiz gıdıklanmakla alakalı bir kaç değerlendirme yapacaklar.And then we're going to ask them to rate a bunch of things including ticklishness.
Sol el hep aynı ve sinüsoidal gıdıklamayı gerçekleştiriyor.The left hand always is the same and puts sinusoidal tickle.
Ve sıfırdan 0.1 saniyeye geçtiğimizde daha gıdıklayıcı oluyor.And as we go from naught to 0.1 second, it becomes more ticklish.
0.1'den 0.2'ye gittiğinizde sonunda daha da gıdıklayıcı oluyorAs you go from 0.1 to 0.2, it becomes more ticklish at the end.
Gıdıklanıyor, gıdıklanıyor.Ah, that tickles, that tickles.
- Gıdıklanıyor, gıdıklanıyor.- It tickles, it tickles.
(Dokunma Gıdıklanırım)) (1972).(Nachdruck 1972).
İnsanların, gıdıklamadan cinsel haz duyması, gıdıklanan insanları görmekten haz alması olarak tanımlanır.So können ihnen bestimmte Verhaltensweisen abgewöhnt werden, die vom Menschen als Unarten empfunden werden.
Gökkuşağı yılanı onları gıdıklayıp güldürdü.La commune est baignée par les ruisseaux le Marlieux et le Riez.
1918-1919 yıllarında çizgileri Diken ve Gıdık dergilerinde yer aldı.Entre 1917 et 1919, il fait un certain nombre de séjours dans des lieux de cure et maisons de santé.
O ayaklarımı gıdıklıyor.Él me hace cosquillas en los pies.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod