fark etmek

/ˈfaɾk et.mek/
verb
TR → EN

Tanım

•görmek, seçmek, ayrımsamak
•anlamak, sezmek
•değişmek, başkalaşmak
•ayırt etmek

Etimoloji

Inherited from Ottoman Turkish فرق ایتمك (fark etmek). By surface analysis, fark (“difference”) + etmek (“to make”).

Örnek Cümleler

Bunu fark etmek kolaydır.
This would be easy to notice.
Tom hatanı fark etmek zorunda.
Tom is bound to notice your mistake.
Yılanları fark etmek zor olabilir.
Snakes can be hard to spot.
Durumu fark etmek onun biraz zamanını aldı.
It took him a while to realize the situation.
İnsanlar kendi hatalarını fark etmek zorunda.
People ought to recognise their own mistakes.
Tom ne olduğunu fark etmek için çok meşguldü.
Tom was too busy to notice what was happening.
Sadece fark etmek ve geri dönmek, tekrar başlamak.
Just noticing and returning, and beginning again.
Acı içinde olduğunu fark etmekten kendimi alamadım.
I couldn't help but notice that you're in pain.
Bizim yapmamız gereken tek şey örüntüyü fark etmek.
So all we have to do is realize the pattern.
Hatalarını fark etmek onun sadece birkaç dakikasını aldı.
It took him only a few minutes to realize his mistakes.
Tom Mary'nin ona baktığını fark etmekten kendini alamadı.
Tom couldn't help noticing that Mary was staring at him.
Sahilde yürüyen güzel kadını fark etmekten kendimi alamadım.
He couldn't help but notice the beautiful woman walking down the beach.
fark etmek ile daha fazla örnek cümle →