Rivelerà di essere stata, per molti anni, l'amante di un uomo sposato. — Bir kamu görevlisi olarak görev yaptığı yıllarda, evlilik dışı bir çocuğu olduğu iddia edildi.
Rusçaвнебра́чный
Есть внебрачный сын. — Evlilik dışı bir oğlu vardır.
Het personage van de speler is de bastaard zoon van een pas overleden keizer. — Oyuncu karakteri yakın zamanda ölen bir imparatorun evlilik dışı doğmuş oğludur.
Hij had een buitenechtelijke affaire met zijn collega.
Het kind werd geboren uit een buitenechtelijke relatie.
Buitenechtelijke kinderen worden soms geconfronteerd met sociale vooroordelen.
Byl nemanželským synem krále Magnuse III.. — Önceki Norveç kralı III. Magnus'un evlilik dışı bir ilişkisinden olmuş olan oğluydu.
Macarcaházasságon kívüli
Kiderül, hogy a csecsemő Aaron és Tamora közös gyermeke. — Bir dadı ve bir çocuk (Aaron ve Tamora'nin evlilik dışı oğlu).
Dancauden om ægteskabet, udenomsægteskabelig
Norveççeutenomekteskapelig
Tvangsekteskap som begrunnelse for barnevernsvedtak. — Delil tespiti, evlilik dışı çocukların neseplerinin tespiti gibi.
Vietnamcangoại hôn
Dù là một tín đồ sùng đạo của Giáo hội Công giáo Rôma, Galileo có ba đứa con ngoài giá thú với Marina Gamba. — Koyu ve dindar bir Katolik olmasına rağmen Galileo Marina Gamba ile evlilik dışı üç çocuk yapmıştır.
Bulgarcaизвънбра́чен
От ревност Лола започва извънбрачна връзка с Туриду. — Opera başladığı zaman Santuzza'yı çok kıskanan Lola, Turiddu ile evlilik dışı bir ilişki kurmuştur.