Ana içeriğe geç
Sözlük
/
egzotik

egzotik

/ɛɟ.zɔ.tic/
adj
C1 seviye
TR → EN
"egzotik" kelimesinin İngilizcesi: exotic. Anlamı, çevirisi, telaffuzu ve örnek cümleler aşağıdadır.

Çeviri

Genelexoticadj

Görsel

Yeşil bukalemun teraryumda egzotik portreDenizanası sualtı görüntüsü - egzotik akvaryum sahnesiOrkide çiçeği makro fotoğrafı - egzotik doğaEgzotik papağan ve tukan kuşu portresi

Tanım

•sıfat: yabancıl

Diğer Dillerde

AlmancaExot, exotisch /ɛˈksoːt/
exotic
çekim: çoğul Exoten · tamlayan Exoten
köken: Back-formation from exotisch.
Ich spielte immer die Rolle des exotischen Afrikaners. — Her zaman egzotik bir Afrikalıyı oynuyordum.
Fransızcaexotique /ɛɡ.zɔ.tik/
exotic
köken: Learned borrowing from Latin exōticus.
Un nom symbolique et révolutionnaire. — Bu daha büyüleyici ve egzotik bir isimdi.
İspanyolcaexótico /eɡˈsotiko/
exotic
eş: extranjero, forastero, foráneo, extravagante, raro, inusual
köken: From Latin exōticus.
aile: exóticamente, exotismo
Mágicamente se va a un lugar aleatorio. — Destan, egzotik bir ortamda geçer.
İtalyancaesotico /eˈzɔ.ti.ko/
exotic
eş: straniero, forestiero, di paesi lontani, estero, estraneo, lontano
köken: From Latin exōticus.
aile: esoticamente
Recitavo sempre la parte dell'africano esotico. — Her zaman egzotik bir Afrikalıyı oynuyordum.
Rusçaэкзотический /ɪɡzɐˈtʲit͡ɕɪskʲɪj/
exotic
Я всегда играл экзотичного африканца. — Her zaman egzotik bir Afrikalıyı oynuyordum.
Я решил поступить в Институт стран Азии и Африки, выучить какой-нибудь экзотический язык и уехать на работу в тропики.
Arapçaدخيل, مجلوب /da.xiːl/
alien, extraneous (of foreign origin) · exotic, non-native (non-native to the ecosystem) · loan, foreign
çekim: çoğul دُخَلَاء · tamlayan دَخِيلٍ
zıt: أَصِيل
köken: فَعِيل (faʕīl)-type stative-verb derived from the active participle from the verb دَخَلَ (daḵala, “to enter”).
كنت دائما ألعب دور الأفريقي الغريب. — Her zaman egzotik bir Afrikalıyı oynuyordum.
أنْوَاع دَخِيلَة
لَفْظ دَخِيل
Farsçaاگزوتیک, غریب /ɣa.ˈriːb/
stranger
çekim: çoğul غَرِیبهَا
köken: Borrowed from Arabic غَرِيب (ḡarīb).
aile: غریبی
Felemenkçeexotisch /ˌɛkˈsoː.tis/
exotic (foreign, non-native to an area) · exotic (foreign or having a foreign appearance, especially in an exciting way)
çekim: karşılaştırma exotischer · üstünlük meest exotisch
eş: buitenlands, vreemd, uitheems
köken: Borrowed from French exotique, from Middle French exotique, from Latin exōticus, from Ancient Greek ἐξωτικός (exōtikós).
Ik speelde altijd de exotische Afrikaan. — Her zaman egzotik bir Afrikalıyı oynuyordum.
Portekizce(organismo) exótico
Estava sempre a representar o africano exótico. — Her zaman egzotik bir Afrikalıyı oynuyordum.
exotic
köken: From Ancient Greek ἐξωτικός (exōtikós).
Η ανταλλαγή θα γίνει σε έναν ερημικό δρόμο. — Destan, egzotik bir ortamda geçer.
異国風なさま。
暴力的なアフリカ人 — Her zaman egzotik bir Afrikalıyı oynuyordum.
Korece외국산의, 외래의, 이국적인, 이국풍의
이 표현은 상당히 거칠고 과격한 표현이다. — Bu daha büyüleyici ve egzotik bir isimdi.
İsveççeexotisk
exotic
çekim: karşılaştırma mer exotisk · üstünlük mest exotisk
köken: Borrowed from Ancient Greek ἐξωτικός (exōtikós).
Men det är klart, livet är mer än bara exotisk kemi. — Ama elbette, yaşam egzotik kimyasal bileşiklerin ötesinde birşey.
Lehçeegzotyczny /ɛɡ.zɔˈtɘt͡ʂ.nɘ/
exotic
çekim: karşılaştırma egzotyczniejszy · üstünlük najegzotyczniejszy
eş: nietypowy, rzadko spotykany, niezwykły, osobliwy
köken: Internationalism; compare English exotic, French exotique, German exotisch, ultimately from Latin exōticus + -ny, from Ancient Greek ἐξωτικός (exōtikós).
Zawsze grałem role egzotycznego Afrykanina. — Her zaman egzotik bir Afrikalıyı oynuyordum.
Ukraynacaекзоти́чний
Я завжди грав екзотичного африканця. — Her zaman egzotik bir Afrikalıyı oynuyordum.
Finceeksoottinen, eksoottinen laji, vieras /ˈeksoːtːinen/
exotic
çekim: karşılaştırma eksoottisempi · üstünlük eksoottisin
köken: Internationalism (see English exotic), ultimately from Latin exōticus and adapted with the adjectival suffix + -inen.
aile: eksoottisesti, eksoottisuus
Hot Shot muuntautuu urheiluautoksi. — Hot Pursuit egzotik spor araba yarışı odaklıdır.
Çekçecizokrajný, exot, exotický, nepůvodní /ˈt͡sɪzokrajniː/
exotic
çekim: karşılaştırma cizokrajnější · üstünlük nejcizokrajnější
köken: From cizo- + kraj + -ný. Compare Slovak cudzokrajný.
aile: cizokrajnost
Myslí si, že je to více atraktivní a sexy jméno. — Bu daha büyüleyici ve egzotik bir isimdi.
Rumenceexotic /eɡˈzo.tik/
exotic
köken: Borrowed from French exotique, from Latin exoticus.
Era un atac direct, explicit și nominal. — Bu daha büyüleyici ve egzotik bir isimdi.
Macarcaegzotikus /ˈɛɡzotikuʃ/
exotic
çekim: karşılaştırma egzotikusabb · üstünlük legegzotikusabb
köken: Borrowed from Latin exoticus, from Ancient Greek ἐξωτικός (exōtikós, “foreign”, literally “from the outside”), from ἐξω- (exō-, “outside”), from ἐξ (ex, “out of”). With -ikus ending.
aile: egzotikusan, egzotikusság
Mindig az egzotikus afrikait játszottam. — Her zaman egzotik bir Afrikalıyı oynuyordum.
Latinceperegrinus /pɛ.rɛˈɡriː.nʊs/
foreign, alien · exotic
çekim: çoğul peregrīnī · tamlayan peregrīnī
köken: Etymology tree Latin peregrē Proto-Indo-European *-nós Proto-Indo-European *-iHnos Proto-Italic *-īnos Latin -īnus Latin peregrīnus From peregrē (“abroad”) + -īnus.
Male etiam, quī peregrīnōs urbibus ūtī prohibent eōsque exterminant.
SĪMŌ: Vēnit Chremēs postrīdiē ad mē clāmitāns: / “Indignum facinus!” — comperisse Pamphilum / prō uxōre habēre hanc peregrīnam.
Dancaeksotisk
exotic
köken: From Ancient Greek ἐξωτικός (exōtikós, “foreign”).
Men selvfølgelig, er livet mere end bare eksotisk kemi. — Ama elbette, yaşam egzotik kimyasal bileşiklerin ötesinde birşey.
Endonezceeksotis /ɛkˈsotɪs/
exotic: · non-native to the ecosystem
çekim: karşılaştırma lebih eksotis · üstünlük paling eksotis
köken: From Dutch exotisch, from French exotique, from Middle French exotique, from Latin exōticus, from Ancient Greek ἐξωτικός (exōtikós).
aile: keeksotisan, seeksotis
Saya selalu berperan sebagai orang Afrika. — Her zaman egzotik bir Afrikalıyı oynuyordum.
Vietnamcakì lạ, ngoại lai, sinh vật ngoại lai /ki˨˩ laː˧˨ʔ/
strange; odd; weird
köken: kì + lạ.
Đó là một cái tên mạnh mẽ, rất phổ quát và dễ nhận biết. — Bu daha büyüleyici ve egzotik bir isimdi.
Bà con đừng trông mong gì họ tin vào những chuyện kỳ lạ hay bí ẩn, đơn giản là vì họ chẳng hơi đâu bận tâm đến mấy trò vớ vẩn đó.
Bulgarcaекзотичен
Винаги играех екзотичния африканец. — Her zaman egzotik bir Afrikalıyı oynuyordum.
Litvancaegzotiškas
Žmogus turi savo subtilia energija įdvasinti materiją. — Egzotik madde karanlık enerji hassaslığına sahiptir.
Letoncaeksotisks
exotic
çekim: karşılaştırma eksotiskāks · üstünlük viseksotiskākais
köken: Ultimately derived from Ancient Greek ἐξωτικός (exōtikós, “foreign”, literally “from the outside”), from ἐξω- (exō-, “outside”), from ἐξ (ex, “out of”). With -isks ending.
Katalancaexòtic /əɡˈzɔ.tik/
exotic
köken: Borrowed from Latin exōticus. First attested in 1803.
non-native, foreign; exotic
çekim: karşılaştırma andúchasaí · üstünlük is andúchasaí
köken: From an- (negative prefix) + dúchasach.

Etimoloji

From French exotique, from Latin exōticus.

Örnek Cümleler

Egzotik gıdaları severim.
I like exotic foods.
PsH basit bir egzotik bileşiktir.
PsH is a simple exotic compound.
Mary egzotik bir orta doğu güzeliydi.
Mary was an exotic Middleastern beauty.
Onun egzotik parfümünün hoş bir kokusu var.
Her exotic perfume has a subtle scent.
Her zaman egzotik bir Afrikalıyı oynuyordum.
I was always playing the exotic African.
Linda, Londra'da popüler bir egzotik dansçıydı.
Linda was a popular exotic dancer in London.
O egzotik yerlere seyahat etme fikrine saplantılıydı.
He was obsessed with the idea of travelling to exotic locations.
Bu da egzotik ve soğuk bir topluluk meydana getiriyor.
It makes for an exotic and chilly commute.
Egzotik türlerin etkileri oldukça değişkenlik gösterir.
The impact of introduced species is highly variable.
Amedeo Preziosi: Egzotik ve Parlak bir Dünyanın Ressamı
Amedeo Preziosi: Painter of an Exotic, Vanished World
Egzotik derken orman anlamışlar, orman derken de maymun.
They have confused the meaning of exotic with forest-like, and interpreted forest as monkey.
Tom egzotik bir adada bir yerde Riley'in hayatını yaşıyor.
Tom's off on an exotic island somewhere, living the life of Riley.
egzotik ile daha fazla örnek cümle →

İlgili / Bileşik Terimler

Bilimexotic star
Birleşik Kelimeler
egzotik çorba
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod