Onun egzotik parfümünün hoş bir kokusu var.Her exotic perfume has a subtle scent.
Gürültüden uzak olarak, gölün önündeki egzotik bitkilerin yanında oturabilirsin.You can sit by the exotic plants in front of the lake, away from the noise.
O egzotik yerlere seyahat etme fikrine saplantılıydı.He was obsessed with the idea of travelling to exotic locations.
Linda, Londra'da popüler bir egzotik dansçıydı.Linda was a popular exotic dancer in London.
Mary egzotik bir orta doğu güzeliydi.Mary was an exotic Middleastern beauty.
Egzotik gıdaları severim.I like exotic foods.
Tom egzotik bir adada bir yerde Riley'in hayatını yaşıyor.Tom's off on an exotic island somewhere, living the life of Riley.
TDS'nin daha egzotik ve zararlı unsurları, yüzey akışından kaynaklanan pestisitlerdir.More exotic and harmful elements of TDS are pesticides arising from surface runoff.
Yoğun ormanlık veya yerli ya da egzotik ağaç ormanını tercih ediyor.It prefers dense woodland and forest of either indigenous or exotic trees.
1800 yılına kadar, dondurma elitlerin tadını çıkardığı nadir ve egzotik bir tatlıydı.Until 1800, ice cream remained a rare and exotic dessert enjoyed mostly by the elite.
Şehveti arttıkça alkol, uyuşturucu ve egzotik seks yöntemlerini denemeye başlamıştır.As his desire increased, he experimented with drugs, alcohol, and exotic sex.
Egzotik türlerin etkileri oldukça değişkenlik gösterir.The impact of introduced species is highly variable.
Bu istatistikte Vatikan'ın egzotik bahçelerinin de bir cazibesi vardır.The Vatican's exotic gardens are also an attraction.
Bu eserlerde Doğu egzotik ve yozlaşmış, şehvet düşkünü gösterilmektedir.This is stolen and hidden in the future by the wanderer, Mad Hettie.
Bezemelerde zarif, gösterişli ve egzotik bir üslup egemendir; ışık kullanımı ise kısıtlıdır.His colour was strong, somewhat excessive in the use of green; his touch light.
Egzotik derken orman anlamışlar, orman derken de maymun.They have confused the meaning of exotic with forest-like, and interpreted forest as monkey.
Her zaman egzotik bir Afrikalıyı oynuyordum.I was always playing the exotic African.
İşte yaşam barındıran egzotik bir gezegen... ...ve ağırlıklı olarak suyla kaplı.Here is an exotic inhabited world... ...mostly covered with a liquid.
Ama elbette, yaşam egzotik kimyasal bileşiklerin ötesinde birşey.But of course, life is more than just exotic chemistry.
Bu da egzotik ve soğuk bir topluluk meydana getiriyor.It makes for an exotic and chilly commute.
Aklınıza egzotik örnekler ya da fosillerin gelmesi gerekmez.You don't have to think about some exotic examples, or fossils.
Amedeo Preziosi: Egzotik ve Parlak bir Dünyanın RessamıAmedeo Preziosi: Painter of an Exotic, Vanished World
PsH basit bir egzotik bileşiktir.PsH is a simple exotic compound.
William Jackson Hooker'ın 1823 Egzotik Florasından Stylidium laricifolium baskısı.Stlydium laricifolium print from William Jackson Hooker's 1823 Exotic Flora.
Londra'ya döndükten sonra Londra, Regent Street'te egzotik kuşlar satan bir dükkan açtı.Upon his return to London, he opened a shop in Regent Street, London, selling exotic birds.
Kapuçin maymunları, egzotik hayvanlar olarak sahiplenilen primatlar arasındadır.Capuchin monkeys are among the primates kept as exotic pets.
Zoonotik hastalığın az sayıda egzotik evcil hayvanda ortaya çıktığı bilinmektedir.Zoonotic disease is known to occur in a small number of exotic pets.
Egzotik tür olarak yetiştiği İngiltere'de Nisan ayında çiçek açar.[1]In England, it flowers in April.[13]
Polonyalılar daha egzotik ziyaretçilerle şehrin her yerinde özel apartmanlarda sosyalleştiler.With the more exotic visitors, Poles also socialized in private apartments all around the city.
Dış mimarisi, Neo-Mağribi tasarımıyla o zamanlar popüler olan egzotik stili yansıtmaktadır.It exterior architecture reflects the then-popular Exotic style with Neo-Moorish design.
Freedman ve Robion Kirby, egzotik bir ℝ 4 manifoldunun var olduğunu gösterdiler.Freedman and Robion Kirby showed that an exotic ℝ4 manifold exists.
Egzotik madde karanlık enerji hassaslığına sahiptir.Die Phantomenergie ist eine Form der Dunklen Energie.
Sık sık Türkiye, Saygon gibi egzotik yerlere seyahatlere çıktı.Kritisiert wurden ebenfalls häufige Flüge in seinen Heimatstaat Oklahoma.
Bu istatistikte Vatikan'ın egzotik bahçelerinin de bir cazibesi vardır.Les jardins exotiques du Vatican sont aussi une attraction.
Bu daha büyüleyici ve egzotik bir isimdi.Un nom symbolique et révolutionnaire.
Bu daha büyüleyici ve egzotik bir isimdi.El nombre es tanto exótico como atractivo.
Destan, egzotik bir ortamda geçer.Mágicamente se va a un lugar aleatorio.
Egzotik madde karanlık enerji hassaslığına sahiptir.¿Qué aspecto tiene el cielo a energías extremas?
Yoğun ormanlık veya yerli ya da egzotik ağaç ormanını tercih ediyor.Le gustan los bosques frondosos e indígenas y los árboles exóticos.
Romanları egzotik yerlerde ve Vahşi Batı'da geçer.Por ejemplo, lo hace en Going Abroad y The World My Wilderness.
Bunların yanı sıra sıradışı efektler ve egzotik bir tarzı müziğinde kullanır.Come tale, ascolta musica alternativa, e veste in modo peculiare.
İki taraf ta birbirine egzotik hayvanlar gönderdi, bu hayvanlar da hayvanat bahçesi'nde tutuluyordu.Os dois andavam juntos pelo Zoológico tratando de outros animais.
Egzotik evcil hayvan ticareti de büyük kediler için bir tehdit oluşturmaktadır.De export voor de handel in exotische diersoorten vormt ook een bedreiging.
Bunların yanı sıra sıradışı efektler ve egzotik bir tarzı müziğinde kullanır.Wszystkie one wykraczają jednak daleko poza i ponad formę pewnego muzycznego żartu.
Öyle ki bazılarında egzotik malzemeler (örneğin flamingo) bile vardır.Några få undantag finns - som t.ex. flinta.
Enerjinin tüm egzotik biçimleri boş alanı da içeren tüm uzaya nüfuz eder.Heltäckande eter: alla platser i rymden är fyllda med materia.
Kara delikler 1960’larda kimi gökbilimciler tarafından fazlasıyla egzotik bulunmaktaydı.У 1960 роках чорні діри розглядалися багатьма астрономами як щось екзотичне.
Bu daha büyüleyici ve egzotik bir isimdi.Myslí si, že je to více atraktivní a sexy jméno.
Haritada belirgin şekilde görülen şeyler portallar, egzotik maddeler, linkler ve kontrol alanlarıdır.Vizibile pe hartă sunt portaluri, materia exotică (XM), link-uri, și câmpuri de control.
TDS'nin daha egzotik ve zararlı unsurları, yüzey akışından kaynaklanan pestisitlerdir.Elemente mai exotice și nocive de solide dizolvate sunt pesticidele provenite din scurgerile de suprafață.
Bu daha büyüleyici ve egzotik bir isimdi.Era un atac direct, explicit și nominal.
Hot Pursuit egzotik spor araba yarışı odaklıdır.Hot Shot muuntautuu urheiluautoksi.
TDS'nin daha egzotik ve zararlı unsurları, yüzey akışından kaynaklanan pestisitlerdir.Πιο επιβλαβή για τα TDS είναι τα παρασιτοκτόνα που προκύπτουν από την επιφανειακή απορροή.
Destan, egzotik bir ortamda geçer.Η ανταλλαγή θα γίνει σε έναν ερημικό δρόμο.
1835'te Büyük Ay Aldatmacası birçok insanı Ay üzerinde egzotik hayvanların yaşadığına inandırmıştır.I 1835 narrede det store månebedrag en hel del mennesker til at tro, at der levede eksotiske væsener på Månen.
Egzotik evcil hayvan ticareti de büyük kediler için bir tehdit oluşturmaktadır.Perdagangan satwa satwa ilegal juga merupakan ancaman bagi kelestarian hewan hewan itu.
ABD 19 eyaletinde büyük kedilerin ve diğer egzotik hayvaların sahiplenilmesini yasaklamıştır.Di Amerika Serikat, 19 negara telah melarang kepemilikan kucing besar dan berbahaya sebagai hewan peliharaan.
TDS'nin daha egzotik ve zararlı unsurları, yüzey akışından kaynaklanan pestisitlerdir.Các nguyên tố ngoại lai và độc hại của TDS là thuốc trừ sâu phát sinh từ dòng chảy bề mặt.
Şehveti arttıkça alkol, uyuşturucu ve egzotik seks yöntemlerini denemeye başlamıştır.Khi thèm muốn của hắn tăng lên, hắn thử nghiệm bằng thuốc, rượu và tình dục bệnh hoạn.
Bu daha büyüleyici ve egzotik bir isimdi.Đó là một cái tên mạnh mẽ, rất phổ quát và dễ nhận biết.