çıngı

noun
TR → EN
"çıngı" kelimesinin İngilizcesi: scintilla. Anlamı, çevirisi, telaffuzu ve örnek cümleler aşağıdadır.

Çeviri

Genelscintillanoun

Görsel

Benekli çıngırak yılanı - doğada yakın çekim

Tanım

•kıvılcım
•Kıvılcım
•elektrik
•gözyaşı
•Çok küçük parçacık
•Yanmakta olan bir maddeden sıçrayan küçük ateş parçası

Atasözü & Deyim

“Çıngıraklı deve kaybolmaz”

Diğer Dillerde

AlmancaFünkchen, Quäntchen, Spur (nötr)
diminutive of Funke
çekim: tamlayan Fünkchens
Sie können nicht klappern ihm. — Onu çıngırağı olamaz.
Fransızcabluette, brin, étincelle, lueur, once (dişil) /bly.ɛt/
scintilla (small spark) · trifle (unimportant thing, especially a small, unpretentious book or story)
çekim: çoğul bluettes
eş: cendre, ardente
köken: From beluette, from Old French belue (“spark”).
Vous ne pouvez pas le hochet. — Onu çıngırağı olamaz.
Rusçaкрупи́ца, ма́лая то́лика
Вы не можете стук его. — Onu çıngırağı olamaz.
verkleinwoord enkelvoud van het zelfstandig naamwoord grein
Je kunt niet rammelen hem. — Onu çıngırağı olamaz.
Hintçeआँच, चकमक (dişil) /ɑ̃ːt͡ʃ/
scintilla, a sparkling, spark
çekim: çoğul आँचें
köken: Inherited from Sauraseni Prakrit 𑀅𑀘𑁆𑀘𑀺 (acci), from Sanskrit अर्चिस् (arcis), from Proto-Indo-European *h₁erkʷ-. Cognate with Assamese আঁচ (ãs) and Gujarati આંચ (ā̃ca).
Fincehitunen /ˈhitunen/
a very small amount (of something); a jot, an iota, a trifle, a modicum
çekim: çoğul hituset · tamlayan hitusen
köken: hitu + -nen
Et voi kolista häntä. — Onu çıngırağı olamaz.
Çekçejiskřička, jiskra, jiskérka
Nemůžete ho chrastítko. — Onu çıngırağı olamaz.
Bulgarcaзрънце, искра (nötr) /ˈzrɤnt͡sɛ/
diminutive of зъ́рно (zǎ́rno, “grain”): granule
çekim: çoğul зрънца́
köken: зъ́рно (zǎ́rno, “grain”) + -це (-ce) (diminutive suffix)
Вие не можете да го дрънкалка. — Onu çıngırağı olamaz.

Örnek Cümleler

Onu çıngırağı olamaz.
You can't rattle him.
[anahtarlar çıngırdar]
[keys jingling]
Jeeves çıngırağı olamaz.
You can't rattle Jeeves.
HMS Çıngıraklı Yılan, 1853
HMS Rattlesnake, painted 1853.
Bebek çıngırağı sallıyordu.
The baby was shaking the rattle.
Tom bebekten çıngırağı aldı.
Tom took the rattle from the baby.
Düğmeli çinginotunun "soğanı"
The “bulb” of the bulbous buttercup
Bebek bir çıngırakla oynuyordu.
The baby was playing with a rattle.
Bebek çıngırağı ağzına koyuyor.
The baby is putting the rattle in its mouth.
Pembe çiçekli çıngırakotları da vardır.
There is also a pink-flowered form.
Çingilizce, ilgili bazı terimlerle çelişir.
Chinglish contrasts with some related terms.
Belki burada bir çıngıraklı yılan yaşıyordu.
Maybe a timber rattlesnake lived there.
çıngı ile daha fazla örnek cümle →