Tom düşünceli.
Tom is tactful.
İnce düşünceli miydin?
Were you tactful?
Tom düşünceli olmaya çalıştı.
Tom tried to be tactful.
Önerisini çok nazik biçimde yaptı.
He made his suggestion very tactfully.
Tom önerisini çok titiz bir şekilde yaptı.
Tom made his suggestion very tactfully.
Ve kızı mümkün olduğunca nazik bir şekilde:
And the daughter says, as tactfully as possible,
Bazen aynı zamanda düşünceli ve dürüst olmak zor.
Sometimes it's hard to be tactful and honest at the same time.
Benim ilk izlenimim onun anlayışlı bir politikacı olduğu yönünde.
My first impression was that he was a tactful politician.