O gülünç.
That's ludicrous.
Bu gülünç.
This is ludicrous.
Bu gülünç ötesinde.
This is beyond ludicrous.
Bu ifade gülünçtür.
This statement is ludicrous.
Komik ötesi bir durum.
This is beyond ludicrous.
Biz çok mutlu evlileriz.
T- T-t-this is ludicrous, Becky... Ludicrous. We're happily married.
Biliyorum komik görünüyor.
I know that seems ludicrous.
Ne güldürücü bir tartışma!
What a ludicrous argument!
Bilirsiniz, gülünç bir şey.
You know, it's just ludicrous.
30 yıl önce bu kulağa gülünç gelirdi.
30 years ago that would have sounded ludicrous.
Şimdi bunun komik göründüğünü biliyorum.
Now I know that seems ludicrous.
Emma gündelik gerçekliğin ışığında daha kaprisli ve gülünç görünür.
Emma becomes more capricious and ludicrous in the light of everyday reality.