knuckle
/ˈnʌkəl/2 hece
C2 seviye
EN → TR
"knuckle" kelimesinin Türkçesi: parmağın oynak yeri boğum, koyun budunun diz tarafı, dört ayaklı hayvanlarda ayak mafsalı, (çoğ.) muşta, parmağın oynak yerleri ile vurmak. knuckle down işe koyulmak. knuckle under teslim olmak. Anlamı, çevirisi, telaffuzu ve örnek cümleler aşağıdadır.
Çeviri
Genelparmağın oynak yeri boğum
Genelkoyun budunun diz tarafı
Geneldört ayaklı hayvanlarda ayak mafsalı
Genel(çoğ.) muşta
Genelparmağın oynak yerleri ile vurmak. knuckle down işe koyulmak. knuckle under teslim olmak
Genelboyun eğmek. knucklebones (çoğ.) aşık oyunu. knuckledusters demir muşta. knuckle joint parmağın oynak yeri. brass knuckles tunç muşta.
Tanım
•a joint of a finger when the fist is closed
•shoot a marble while keeping one's knuckles on the ground
Diğer Dillerde
AlmancaFingerknöchel
Fransızcaarticulation, articulation du doigt, jointure du doigt
Rusçaсуста́в па́льца
Arapçaأَشْجَع, بُرْجُمَة, مَفْصِل
Farsçaبند انگشت, مفصل
Felemenkçeknokkel
Portekizcejunta dos dedos, nó
Japonca指関節
Korece손가락 관절, 손가락 마디
İsveççeknoge
Fincerysty, rystynen
Çekçekloub prstu
Macarcabütyök, csukló, csülök, lábszárhús, sertéscsülök, ujjbütyök
İbraniceמפרק האצבע
Latincearticulus digiti
Dancakno
Norveççeknoke
Vietnamcakhớp
Bulgarcaстава на пръст, шарнир
Letoncapirksta locītava
Estoncanukk
Taycaข้อนิ้ว
Galcemigwrn
Etimoloji
From Middle English knokel (“finger joint”), from Old English cnucel (“the juncture of two bones; knuckle; joint”), from Proto-West Germanic *knukil, from Proto-Germanic *knukilaz (“knuckle, knot, bump”), as *knukô (“bone, joint”) + *-ilaz (diminutive suffix). Cognate with Dutch knokkel (“knuckle”), Low German Knökel (“knuckle”), German Knöchel (“ankle, knuckle”), Old Norse knykill. More at knock.
Kelime Ailesi
brass knuckles
five-knuckle shuffle
fuck-knuckle
interknuckle
knuckle bow
knuckle children
knuckle dragger
knuckle duster
knuckle joint
knuckle sandwich
knuckle-buster
knuckle-dragging
knuckle-scraper
knuckle-tat
knuckle-walking
knuckleball
knucklebone
knuckleboom
Eş & Zıt Anlamlılar
Eş anlamlılar
Örnek Cümleler
Bunlar eklem yerlerim.
Those are my knuckles.
Tamam. Teslim oluyorum.
Ok. I knuckle down.
Tom eklemlerini kütürdetti.
Tom cracked his knuckles.
Parmaklarını çıtlatmayı kes.
Stop cracking your knuckles.
Tom'un parmaklarını çıtlattığını duydum.
I heard Tom cracking his knuckles.
Birisi baska birisini mustayla dovuyordu
Somebody was hitting somebody else with brass knuckles.
Mary eklemlerini çatlattığında Tom sevmez.
Tom doesn't like it when Mary cracks her knuckles.
"Ya da saçma" dedi Kemp ve gözlerini boğumlu.
"Or silly," said Kemp, and knuckled his eyes.
SegaSonic the Hedgehog ve Knuckles' Chaotix'de.
"ProReview: Knuckles Chaotix".
Pim Mafsal içinde yaprakları bir arada tutan çubuk.
Pin The rod that holds the leaves together, inside the knuckle.
Album in April; Double A-Side Single Due March 29th".
Album in April; Double A-Side Single Due March 29th". Bravewords.com. Brave Words & Bloody Knuckles.
Proksimal falankslar el veya ayağa en yakın olanlardır.
In the hand, the prominent, knobby ends of the phalanges are known as knuckles.