Ben onu dik bir yola süreceğim.
I shall inflict on him hardship,
Onu sarp bir yokuşa sardıracağım.
I shall inflict on him hardship,
Onu dimdik bir yokuşa sardıracağım.
I shall inflict on him hardship,
Tom'un yaraları kendiliğinden olmadı.
Tom's wounds weren't self-inflicted.
Ben onu sarp bir yokuşa sardıracağım!
I shall inflict on him hardship,
Tom kendi kendine olan yaralardan öldü.
Tom died from self-inflicted injuries.
Ben onu dimdik bir yokuşa sardıracağım.
I shall inflict on him hardship,
22:25 İthaf edilmiş hayvanı yaralama Lev.
22:25 Not to inflict wounds upon dedicated animals — Lev.
Onu alabildiğine sarp bir yokuşa süreceğim.
I shall inflict on him hardship,
Bize ettiğiniz eziyete elbette katlanacağız.
We shall bear with fortitude the hardships you inflict upon us.
Tom kendi açtığı kurşun yarasının kurbanıydı.
Tom was the victim of a self-inflicted gunshot wound.
Sizin bize yaptığınız eziyetlere katlanacağız.
We shall bear with fortitude the hardships you inflict upon us.