Yalan söyleyemez.
He is incapable of telling a lie.
Devekuşları uçamazlar.
Ostriches are incapable of flight.
Bir bebek kendisine bakamaz.
A baby is incapable of taking care of itself.
O, yalnız başına bir şey yapamaz.
She is incapable of doing anything alone.
Mary merhamet ifade etmekten aciz.
Mary is incapable of expressing compassion.
Dürüst, samimi ama görgüsüz bir kişi.
An old and incapable but honest man.
Yoksa bizim bunlara gücümüz yetmezdi."
We were incapable of doing so.
Yoksa biz bunu kendimize yanaştıramazdık."
We were incapable of doing so.
Muhakkak ki biz sonunda Rabbimize döneceğiz.”
We were incapable of doing so.
Mümkün oldukça yere konmamaya gayret gösterir.
She seems incapable of settling down.
Onları kendi başımıza kontrol altına alamazdık."
We were incapable of doing so.
Programlanmış bombalı İHA kullanılamaz hale gelir.
This makes the bomb incapable of being used.